Genç Olmak Suç Değil, Geleceğe İnanmak İstiyoruz

 

Bazen bir gencin ihtiyacı olan şey nasihat değil, kendisine gerçekten kulak veren bir insandır.

 

Bugün genç olmak kolay mı?

 

Bir yandan iyi bir eğitim almak, bir yandan geleceğini düşünmek, bir yandan da hayallerinin peşinden koşmak… Üstelik bütün bunları yaparken çevrenden sürekli aynı cümleleri duymak: “Bizim zamanımızda böyle değildi”, “Biraz daha gayret etmelisin”, “Gençsin, önünde uzun yıllar var.”

 

Peki, gerçekten öyle mi?

 

Gençlerin önünde uzun yıllar olabilir. Ancak o yılların nasıl geçeceği, hangi fırsatlarla karşılaşacakları ve hayallerini ne ölçüde gerçekleştirebilecekleri de önemlidir. Çünkü genç olmak, yalnızca yaşının küçük olması değil; dünyayı değiştirebileceğine inanmak, kendine bir yol çizmek ve geleceğe umutla bakabilmektir.

 

Bugünün gençleri yalnızca sınavlarla mücadele etmiyor. Gelecek kaygısıyla, kendilerini başkalarıyla kıyaslamakla, ekonomik zorluklarla ve anlaşılma çabasıyla da mücadele ediyor. Sosyal medyada herkesin mutlu, başarılı ve kusursuz göründüğü bir dünyada insanın kendi hayatını yetersiz hissetmesi hiç de zor değil.

 

Bir bakıyorsunuz, yaşıtınız bir başarı elde etmiş. Bir başkası yeni bir işe başlamış. Bir diğeri hayalini gerçekleştirmek için yola çıkmış. Sonra insan ister istemez kendisine soruyor: “Ben neden geride kaldım?”

 

Oysa hayat bir yarış pisti değildir. Herkesin başlangıç noktası, şartları ve yolculuğu farklıdır. Birinin erken ulaşması, diğerinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Bazen yavaşlamak, yeniden düşünmek ve kendine başka bir yol çizmek de ilerlemenin bir parçasıdır.

 

Gençlere sürekli başarılı olmalarını söylemek yerine, başarısız olduklarında da yanlarında durmayı öğrenmeliyiz.

 

Çünkü hiçbir insan yalnızca kazandığı sınavlardan, aldığı notlardan veya kazandığı paralardan ibaret değildir. Bir gencin değeri, kaç puan aldığıyla ya da kaç kişinin onu takdir ettiğiyle ölçülemez. Onun da yorulmaya, hata yapmaya, fikrini değiştirmeye ve yeniden başlamaya hakkı vardır.

 

Bir başka mesele de gençlerin sesidir. Gençler konuştuğunda onları hemen tecrübesizlikle suçlamak ne kadar doğru? Bir fikrin genç birinden gelmesi, onu değersiz kılar mı? Aksine, bazen alışılmış düşünceleri değiştirecek olanlar tam da farklı sorular sormaktan çekinmeyen gençlerdir.

 

Elbette gençlerin de sorumlulukları var. Kendilerini geliştirmek, okumak, araştırmak, emek vermek ve başkalarının haklarına saygı göstermek zorundalar. Fakat sorumluluk yalnızca gençlerin omuzlarında değildir. Ailelere, eğitimcilere, işverenlere ve topluma da önemli görevler düşüyor. Gençlere fırsat vermeden onlardan başarı beklemek, onları dinlemeden anlamış gibi davranmak ve sonra da neden umutsuz olduklarını sormak büyük bir çelişkidir.

 

Unutmamalıyız ki bir ülkenin geleceği, gençlerine yalnızca ne yapmaları gerektiğini söylemesiyle değil, onların neler yapabileceğine inanmasıyla şekillenir.

 

Belki bugün bütün hayallerimizi gerçekleştiremiyoruz. Belki bazı yollar beklediğimizden uzun, bazı kapılar da açılmasını istediğimizden daha zor. Ancak bunlar, hayal kurmaktan vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Umut, her şeyin kolay olacağına inanmak değildir; zorluklara rağmen daha iyisinin mümkün olduğunu düşünerek çaba göstermektir.

 

Gençlere de bir sözüm var: Kendinizi başkalarının hayatına bakarak eksik görmeyin. Merak etmekten, soru sormaktan ve öğrenmekten vazgeçmeyin. Bir başarısızlığı hayatınızın sonu, bir hatayı da kimliğinizin özeti hâline getirmeyin. Kendinize zaman tanıyın. Hayatınızı başkalarının beklentilerine göre değil, değerlerinizi ve hedeflerinizi tanıyarak kurmaya çalışın.

 

Ve yetişkinlere bir çağrım var: Gençlere yalnızca geleceğin büyükleri olarak bakmayın. Onlar bugünün de insanları; bugün dinlenmeye, anlaşılmaya, adil fırsatlara ve söz sahibi olmaya ihtiyaçları var.

 

Çünkü gençlik, bir gün geçip gidecek bir yaş dönemi olmanın ötesinde, bir toplumun kendisini yenileme imkânıdır.

 

Gençler geleceğimizdir, evet. Ama onlar yalnızca geleceğimiz değil, bugünümüzün de bir parçasıdır.

 

Belki de artık gençlere “Siz geleceği kurtaracaksınız” demek yerine şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

 

“Daha güzel bir gelecek kurabilmeniz için biz bugün ne yapıyoruz?”

 

İşte gerçek değişim, bu soruya içtenlikle cevap verebildiğimiz gün başlayacaktır.