
Psikologların Gizli Yarası: Mesleki Yalnızlık
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, psikoloji alanında yeni mezun olan uzmanların karşı karşıya kaldığı en büyük ve görünmeyen soruna dikkat çekti: "Süpervizyon Eksikliği ve Mesleki Yalnızlık."
Psikoloji ve psikolojik danışmanlık alanında görev yapan uzmanlar arasında süpervizyon eksikliği ve mesleki yalnızlık konusu yeniden gündeme geldi. Özellikle yeni mezun profesyonellerin karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, mesleki gelişim sürecinde süpervizyon desteğinin kritik önem taşıdığını belirtti.
Her yıl üniversitelerin psikoloji ve psikolojik danışmanlık bölümlerinden binlerce genç uzman mezun oluyor. Akademik bilgiler ve kuramlarla donatılan genç profesyoneller, diplomalarını aldıkları gün aslında çok daha büyük bir gerçekle karşılaşıyor: “Gerçek danışan, kitaplarda yazdığı gibi davranmıyor.”
Alanındaki bilimsel çalışmaları ve saha tecrübesiyle tanınan Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, dijital medyada da büyük yankı uyandıran "Süpervizyon Eksikliği ve Mesleki Yalnızlık" konusunu masaya yatırarak dijital çağda genç uzmanların yaşadığı performans kaygısını değerlendirdi.
"Teori ile İnsanın Ruhsal Dünyası Aynı Şey Değil"
Yeni mezunların ilk danışanlarını almadan önce yoğun bir endişe yaşadıklarını belirten Prof. Dr. Yıldırımer, odadaki gerçek dinamiklerin sadece teorik bilgiyle yönetilemeyeceğini vurguladı.
Yıldırımer, "Bir danışan bazen konuşmadan yardım ister. Bazen 'iyiyim' derken aslında sessizce çökmektedir. Danışanın odadaki sessizliğini okumayı, göz temasındaki kırılmayı fark etmeyi ya da sözel olmayan davranışları çözümlemeyi yıllar içinde kazanılan saha deneyimi öğretir" dedi.
En Büyük Korku: "Ya Yanlış Yönlendirirsem?"
Özellikle travma, kayıp, bağımlılık ve ağır kişilik yapılanmalarıyla çalışan uzmanların omuzlarında büyük bir duygusal yük taşıdığını ifade eden Yıldırımer, genç uzmanların en çok "Ya yanlış yönlendirirsem?", "Ya eksik kalırsam?" sorularıyla yıprandığını belirtti.
Bu durumun zamanla mesleki tükenmişliğe, karar yüküne ve sektörde görünmeyen bir "mesleki yalnızlık hissine" yol açtığını söyledi.
"Süpervizyon Seçerken Unvana Değil, Sahaya Bakın"
Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde yeni mezunların deneyimli klinisyenlerden süpervizyon almasının etik bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, süpervizör seçimi konusunda önemli uyarılarda bulundu:
"Süpervizyon herkes tarafından verilebilecek bir süreç değildir. Yeterince vaka görmemiş ya da yalnızca teorik bilgiyle hareket eden kişilerden alınan süpervizyon, kafa karışıklığına neden olabilir. Süpervizyon alınacak kişilerin seçiminde yalnızca unvan değil; aktif saha deneyimi, vaka çeşitliliği, akademik yeterlilik ve bilimsel üretkenlik de büyük önem taşır. Özellikle alanında doktora ve üstü akademik çalışma yapmış, uluslararası yayınları bulunan kişilerden alınan destek çok daha sağlıklıdır."
"Bir Psikolog En Çok Başkalarını Dinlerken Sessizleşir"
İyi bir süpervizörün genç uzmana sadece teknik bilgi vermediğini, aynı zamanda kriz anlarını yönetmeyi ve tükenmeden çalışmayı öğrettiğini belirten Yıldırımer, mesleğin en çarpıcı gerçeklerinden birini şu sözlerle ifade etti:
"Çünkü bazen bir psikolog, en çok başkalarını dinlerken sessizleşir."
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer'in dikkat çektiği üzere, psikolojik destek veren uzmanların da mesleki destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğu görülüyor. Uzmanlara göre iyi bir psikolog ya da psikolojik danışman olmak yalnızca diploma sahibi olmakla değil; doğru rehberlik, etik deneyim paylaşımı ve güçlü bir süpervizyon kültürüyle mümkün oluyor.