ZAMANDA YOLCULUK

Yıllarca üfürükçü hocalar, cemaatlar tarafından sömürülen insanları izledik.

Hatta seküler kesim tarafından, bu hocalara inanan kesimler, bilgisizlikle cahillikle eleştirildi.

Son yıllarda ise yeni bir akım gelişti, olumlama, enerji, sayılarla şifa geleceğine, blokaj kaldırılacağına inananlar, spirütüel yöntemler vb.

Ece Gürel olayında da gördük ki, cadılık eğitimi adı altında yapılan şarlatanlıklar, ormana gidip ritüel yapanlar  bile varmış.

Kendini bilmeyen, daha doğrusu bilmediğini  bilmeyen kişi kendini mükemmel sanır ve herşeyi yapabileceğini düşünüp, her şeye hakkı olduğuna inanır.

Bu tür kişiler insanları kolaylıkla manipüle edebilirler, ikna yetenekleri güçlüdür.

Modern çağ, insanın beton binalarda adeta hapis hayatı yaşaması, doğadan uzaklaşması, yalnızlaşması, gelişen teknolojinin insana beğeni ya da tıklanma sayısını artırıp, para kazanacağını vaad etmesi, sosyal medyada bu tür fırsatçılarında ortaya çıkmasına sebep oldu.

Belli bir takipçi sayısına ulaşan, bir çok kişi, eğitim veriyor ve bu işten para kazanıyor.

Gündemin sürekli değiştiği, gelecek endişesinin yoğun olduğu, mutsuzluğun arttığı,insanların birbiri ile sohbet bile etmediği şu dönemde, insanların mutsuzluğundan, arayışından yararlanıp, onlara mucizeler, astral seyahatler , vb. gibi olgular vaad ederek, bu durumdan rant sağlamakta kolaylaşıyor.

Ece Gürel olayında, cadılık, ormanda ritüel yapanları izlediğimde, zamanda yolculuk yapmanın mümkün olduğunu gördüm.

Nasıl mı?

Gördüğüm görüntüler bana, yaşanan dönem 2025 olsa da, bu insanların milat öncesi yıllarda ya da ortaçağda olduklarını düşündürdü.

Çünkü önemli olan fiziksel olarak yaşadığımız dönem değil, zihniyetimizin, düşünce biçimimizin ne olduğu ?

Bilimde ve teknolojide yaşanan bu gelişmeye ve değişmeye rağmen, ortaçağda yaşayan insanlar gibi düşünüyorsak, yaşadığımız dönemin ne anlamı var.

Düşünce sisteminin değişmesi, insanın mutluluğun dışarıda değil kendi içinde olduğunu görmesi öyle bir anda birilerinin telkini, olumlama, sayılar, astral seyahat, ritüeller gibi olgularla olacak bir şey değil.

İnsanın en büyük mucizesi, kendisi…

Kendini tanımak, bilmek uzun ve sonu olmayan, zorlu bir yolculuk, bu yolculukta başınıza kazalarda gelebilir, önemli olan, kaza da geçirseniz, yaraları sarıp yola devam edebilmek.

Bu yolda da, insana yardım edebilecek tek olgu bilim ve yine insanın kendisi.

Artık ortaçağda yaşamıyoruz. Psikiyatri bilimi çoktan bulundu ve işlevsel.

Çoğu insan psikaytr ya da psikologların çok pahalı olduğundan dert yanıyor.

Ece Gürel olayında öğrendik ki, bu şarlatanların ücreti 6.000.TL’den başlayıp, 12.000.TL ere kadar çıkıyormuş.

Diplomasız olan bu kişilerin böyle eğitimleri verebilmesi de, devletin denetim sisteminin eksik çalışmasından kaynaklanıyor.

Ruh sağlığınızı diplomasızlara bırakmayınız.

Her insan biriciktir, kendi içinde özeldir, yaşadıkları, yaraları (travmaları) farklıdır, ehil olmayan kişilerin toplu ya da bireysel uygulamaları ile hiçbir yere varılmaz.

Diyelim ki, midenizde ya da kolunuzda bir ağrı var…

Doktor olmayan, bu işin üniversite düzeyinde eğitimini almamış birine gittiğinizi, onunda sizinle birlikte 7-8 kişiye daha ya da sadece size, midenizi ya da kolunuzun ağrısını nasıl geçireceğinizin eğitimini verdiğini düşünün lütfen.

O kişiye inanır mıydınız ?

Ruhta yaralanabilir, insanın psikolojisi bozulabilir, gayet normaldir bu.

Stres yaşayabilir ya da baskı altında kalabilirsiniz ve bu durum beyin kimyanızda değişiklik yaratıp, depresyona girmenize veya farklı bir rahatsızlık geçirmenize sebep olabilir.

Nasıl ki, fiziksel rahatsızlıklar için, işin ehli olmayanlara gitmiyorsak, ruhsal rahatsızlıklar içinde şarlatanlara gidilmemeli.

Yoksa, işyerinde kendisine yapılan, baskı sonucu, imzaladığı kağıt yüzünden, ailesinin de onu anlamaması sonucu, büyük ihtimalle suçluluk ve yalnızlık duygusu ile boğuşan Ece Gürel gibi bir hiç uğruna hayatınızı kaybedebilirsiniz.

Yine Ece Gürel olayında gördük ki, üçüncü üniversiteyi okuduğu halde, şarlatanlara inanabilmesi ise, çok okumanın değil, okuduğunu işlevselleştirebilmenin, sorgulamayı öğrenmenin ne kadar gerekli olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Yazımı Psikiyartr’ımın bir sözü ile bitirmek istiyorum.

Aklını kendine kullanmadıkça akıllı olunmaz.

16.03.2025-Hayal Beliz Arar