ESKİ TÜRKİYE

Eski Türkiye’de okullar güvenli öğretmenler değerliydi. Öğrenci velileri öğretmenlerin işine karışmak gibi bir hadsizlikte bulunmaz, öğretmenlere saygı duyulurdu.

Öğretmenler de kendini geliştirir, bilgisini ve tecrübesini öğrencilere aktarmak için uğraşırdı. Atanamayan öğretmen sorunu yoktu, atamalar siyasi kimliğe göre yapılmazdı. Sınav soruları çalınmaz, sahte diplomalar havada uçuşmazdı.

Ev ekonomisi, iş bilgisi gibi dersler okutulur, öğrencilerin el becerileri geliştirilir, çocuklar üretime yönlendirilir, yerli malı haftası kutlanır, yerli malının önemi anlatılırdı.

Sabahları andımız okutulur, o yıllarda biz farkında olmasak da ülkeye ve bir millete ait olma, doğru ve saygılı olma duygusu kazandırılırdı.

Kimse kendini yalnız hissetmezdi.

Ev ödevleri kontrol edilir, her yıl belirli bir günde sergilemek üzere, tiyatro, koro, folklor gibi etkinlik provalarıyla çocuğun sanat yönü, görev ve sorumluluk alma bilinci geliştirilirdi.

Siyasetçiler birbirine hakaret etmez, mecliste yumruklu kavgalar, yaralanmalar olmazdı.

Sokaklarda köpekler rahatça dolaşır, taşla sopa ile kovalanmaz, sokak köpeklerini öldürme yasaları çıkmaz, her sokağın ya da mahallenin bir köpeği olur, mahalleli köpeği besler, köpekte mahalleyi korurdu.

Suç normalleştirilmez, yargıya talimat verilmez, yolsuzluğa karışan ya da yanlış davranışta bulunan bürokrat ya da siyasetçi istifa ederdi.

Okul kapılarında bekçiler görev yapar, belirli periyotlarla saç, tırnak vb. çanta kontrolü gibi denetimler yapılarak, öğrencilere kurallara uyulması gerektiği algısı verilirdi.

Uyuşturucu kullanım yaşının 12 yaşına inmediği yıllardı.

Ekonomi bugünle kıyaslanamayacak kadar iyi, beslenme çantaları dolu okullar temiz eğitim ücretsizdi.

Televizyonlarda eğitici programlar yer alır, şiddet içerikli mafya dizileri, kim kiminle hangi ahlaksızlığı yapmış, kim kimi öldürmüş gibi ahlaksızlığı ve öldürmeyi normalleştiren gündüz programları yer almazdı.

İstismar vb. hoş görülmez, asla bir kereden bir şey olmaz, küçük çocuklarla evlenilebilir gibi sapkın düşünceler televizyonlarda, basın yayın organlarında dile getirilemezdi.

Siyasetçiler eleştiriyi hakaret saymaz, haklarında karikatürler çizilir, parodiler yapılırdı. Halk hangi bilginin yanıltıcı olduğunu bilirdi. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak diye bir suç ortaya atılarak, suçsuz insanlar cezalandırılmazdı.

Suç örgütü ya da mafya liderleri övülmez, siyasetçilerin mafya lideri ile ilişkisi varsa bu ortaya çıktığında tepki alırdı. (Susurluk olayı)

Halk da suç örgütü ya da mafya liderlerinden yardım beklemez olayların çözümü için onlardan medet ummaz, polise ve askere güvenilirdi.

Polislerde sorumluluk bilinciyle hareket eder, nüfuzunu kullanarak, çocuklarına atış poligonlarında atış eğitimi vermezdi.

Anne babalar çalışsa bile çocuklar yalnız kalmaz, anneanne ya da babaannelerle kalırlardı.

Yaşlılar değersizleştirilmez, yaşanmışlıklarına bilgi ve tecrübelerine saygı duyulurdu.

Siyasetçiler vatandaşa hakaret etmez, aşağılamaz, madenciler tekmelenmez, birbirlerini tehdit etmezlerdi. Televizyonlara birlikte çıkar fikir tartışması yaparlardı.

Silaha ve yasaklı maddelere bu kadar kolay ulaşılmaz, üniversitelere eksi puanlarla girilmez, üniversite diplomaları iptal edilerek gençlerin ve çocukların geleceğe olan güveni sarsılmaz, umudu kırılmazdı.

En başarılı en zeki benim çocuğum benim çocuğum her zaman haklıdır düşüncesi yok sayılacak kadar azdı.

Hata kabul etmeyen, ben her zaman haklıyım, senin değil benim hakkım, ben bilirim, ben üstünüm, ben akıllıyım, bana kimse dokunamaz, paramla mevkimle her olayı halleder, her istediğimi alırım şeklinde düşünce kalıplarıyla düşünen otorite ve sınır tanımazlar azınlıktaydı.

Toplum çocukların kendilerinin yansıması olduğunun farkındaydı. Başarı, para, görünür olmak yerine insanca yaşamak hedeflenirdi.

Nefret iklimi değil sevgi saygı mizah ve mutluluk iklimi hakimdi eski Türkiye’ye…

19.04.2026-Hayal Beliz ARAR