ŞİRKET BİZİM !
Üretmek yerine, sahip olduklarını satmak, ekonomiyi canlandırmak için yatırımcı beklemek…Son yirmibeş yılın özeti…
İktidarlarının ilk yıllarında, devleti şirket gibi yöneteceklerini söyleyenler Osmanlı İmparatorluğu’ndan devrolan kurumlarda dahil Cumhuriyette kurulan devlet kurumlarını özelleştirme adı altında sattılar.
Çoğu kurum satışının bir yıl sonrasında bile ilk satış fiyatının üç katı fiyatına, başka şirketlere satıldı.
(Şirketin sermayesi azalmaya başladı)
Köprüler yollar yapıyoruz denildi, Yap-İşlet-Devret modeli ile şirketlere milyar dolarlar ödendi, ödenmeye de devam ediyor. Yap-İşlet-Devret modelinin aslı, yol ya da hastane yapan şirketin bütün yapım masraflarını karşılayarak belli bir süreliğine yaptığı köprü, yol hastane vb. gibi birimlerin işletme hakkını kazanması, süre bitince de yaptığı birimi devlete devretmesidir oysa…
(Kâr yerine zarar edildi)
Şimdi de daha önce ödediğimiz vergilerle yapılan 15 Temmuz Şehitler (Boğaziçi) Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve otoyolların satılması gündemde.
Köprülerin satılması halinde, sadece geçiş ücreti zamlanmakla kalmayacak, nakliye maliyeti arttığı için birçok ürüne bir zam daha gelecek. Devletin kazanacağı parayı yine şirketler kazanacak.
Görülüyor ki, sermaye azaltıldığı, zarar edildiği, kaynak bulunamadığı için köprüler ve otoyollar satışa çıkarılıyor.
Kaçıncı kez olduğunu hatırlayamadığım “doğalgaz bulduk” söylemleri yinelendiğine göre, bu yıl olmasa bile önümüzdeki yıl seçime gidilecek gibi gözüküyor.
Her zaman olduğu gibi seçim ekonomisi uygulanacak. Şu an verilmeyen asgari ücret, emekli zamları verilecek, vaatler, tünelin ucunda ışık görüldü söylemleri artacak, İhtiyacı olanlara sosyal yardımlar yapılacak. Seçim sonrası verilen vaatler unutulacak, yine her şey zamlanacak, yine emeklinin asgari ücretlinin maaşından tasarruf yapılacak.
Yıllardır aynı döngünün içinde, dönüp duruyoruz ne yazık ki.
Şirketler önce kâr etmeyi amaçlar, ürettiği mal ya da hizmeti satar. Sermayesini artırmaya çalışır, sermayeden yiyen her şirket zarar eder.
Şirket gibi bile yönetilemeyen devlet bizim, devleti şirket gibi düşündüğümüzde bile, şirketin sermayesini de kârını da şirketin ortakları olan bizler değil, başka şirketler yiyor.
Döngüler siz döngünün içinde kalmayı kabul ettikçe devam eder. Hayır diyebilme gücünü bulduğunuzda ise kırılırlar.
16.02.2026-Hayal Beliz Arar