AHMAK

Hayal Beliz Arar (Gazeteci & Yazar) İstanbul

19-09-2024 14:45

AHMAK

 

Kültürümüz araştırıldığında; eskiden kadınların toplumda daha çok korunduğu anlaşılıyor. Türk toplumunda kadına verilen değer, Türklerin kutsal ve önem verdikleri haklara “ana hakkı” demeleri ve üzerinde yaşayıp büyüdükleri topraklara anavatan, en üst yasaya anayasa denmesi gibi terimlerden anlaşılabilir.

Türk ailesinde tek eşliliğin vazgeçilmez bir özellik olması, kadınlarında erkeklerle aynı hak ve yetkilere sahip olması. Kadının horlanması, dövülmesi, itilip kakılması mümkün değildir.

Yörük kadınları, eşinden şiddet görmesi halinde mor cepken giyerek, toplum içinde görünür yerde dolaşarak, kocasını boşadığını ifade eder.  Bu durumda da toplum kadının yanında yer alır, eşine dayak atan kocayı toplumdan dışlar, eşe selam bile verilmezdi.

Mor cepken ve kadının erkek ile eşit haklara sahip olma geleneği Türk’lerin islamiyeti kabul edişi sonrasında Arap Kültürü’ne yakınlaşması ile birlikte  kaybolup gitti.

Kadınların tekrar erkeklerle eşit haklara sahip olması, cumhuriyet sonrasında, 1930 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi ile sağlanmaya başladı.

Ancak 1980 sonrası üretim toplumundan, tüketim toplumuna geçilmesi,  kültürel anlamda yozlaşmaya ve toplumda değerlerin değişmesine sebep oldu.

1990’lı ve 2000’li yıllara kadar da toplumda aynı mor cepken olayı gibi, mahalle baskısı kavramı vardı. Mahallelerde ya da köylerde yaşayan insanlar birbirlerini tanır, suç işleyen ya da ahlaki açıdan yanlış davranan insanlar toplumdan dışlanırdı. Bir nevi yanlış yapan cezalandırılır, bu davranış topluma örnek olur, yanlış yapan, suç işleyen kişi sayısının artması bu şekilde önlenmiş olurdu. Toplumun kendi kendini denetleme mekanizması gibiydi bu dışlamalar.

1990’lı yıllardan itibaren mahallelerin yok edilmesi, çok katlı binaların çoğalması, teknolojideki gelişmeler vb. aynı apartmanda oturan kişileri bile birbirini tanımaz hale getirerek, insanları yalnızlaştırdı. Mahalle baskısı kavramı da yok edildi.

Günümüze baktığımızda ise, insanların birey olmayı, bencil olmak zannettiği, kimsenin bir diğerinin hakkını düşünmediği, başkasına yapılan yanlışı ya da kötülüğü önemsemediği, ancak kendine yanlış yapılırsa tepki verdiği bir toplum haline dönüştük.”Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”diyenler çoğaldı. Yılanın bir gün kendilerine de zarar verebileceğini düşünemez oldular.

Ahlaki değerler, saygı, sevgi en aza indirgendi, Kibarlık, dürüst olmak, karşısındaki insana saygı göstermek, kurallara uymak neredeyse erdem haline geldi hatta bu tür kişilere aptal gözü ile bakılır oldu.

Oysa insan olabilmenin ilk koşullarındandır dürüstlük, saygı,sevgi,nezaket ve kurallara uyan olmak.

İnsanın psikolojik özelliklerindendir, gördüğünü uygulamak. Son yıllarda toplumdaki narsist kişi sayısı arttı ya da daha görünür hale geldiler.

Narsist insanların en önemli özelliklerinden bir kaçı, kendini hep haklı görmek, her şeyi yapmaya hakkı olduğunu sanmak, hata kabul etmemek, hep karşısındaki kişiyi suçlamak, aşağılamak, hakaret etmek, kısaca duygusal şiddet uygulamak.

Sonucunda da, kadına, çocuğa, hayvanlara şiddet, tecavüz, istismar olayları da toplumda arttıkça artmaya başladı ve Narin olayında da gördüğümüz gibi 8 yaşındaki bir çocuğu öldürme ve olayı gizleme hakkını kendilerinde buldular.

Nereden, nereye geldik…

Kadının toplumdaki değeri, toplumunda değerini belirler.

Gördüğümüz son duygusal şiddet olayı ise Hüda Par Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun, “Ahmağa anlatır gibi tek tek söyledim bunlara biz anayasanın 4.maddesi olmasın diyoruz, ilk 4 madde değil sözleri gibi.

Anayasa’nın 4.maddesi anayasanın ilk 3 maddesinin değiştirilemez olduğunu belirtir.

Bu ülke de, Atatürk’ün evlatları oldukça, kimse anayasanın 4.maddesini, dolayısıyla da, ilk 3 maddesini değiştiremez.

Bu kişilere en güzel cevap, Türk Kara, Hava, Deniz Okulu birincilerinin üçününde kadın olmasıdır.

Atam,

Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.

bu sözleri boşa söylememiş olsa gerek…

 

Not : Duygusal Şiddet hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirler.

https://hayalarar.com.tr/duygusal-siddet/

17.09.2024-Hayal Beliz Arar

DİĞER YAZILARI SİZE NE!!! 01-01-1970 03:00 ESKİ TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 OKULLARDA SİLAHIN NE İŞİ VAR? 01-01-1970 03:00 ÇİVİSİ ÇIKAN DÜNYA 01-01-1970 03:00 HER YARATILAN İNSAN MI? 01-01-1970 03:00 ŞİRKET BİZİM ! 01-01-1970 03:00 YILLAR ÖNCE 01-01-1970 03:00 HEP BÖYLEYDİ! 01-01-1970 03:00 KAR DA MI ADALETSİZ YAĞIYORDU? 01-01-1970 03:00 NEREYE GİDİYORUZ? 01-01-1970 03:00 TAKSİM MEYDANINDAN ÜLKEYE BAKIŞ 01-01-1970 03:00 AYNA 01-01-1970 03:00 KAYYUM İSTİYORUZ! 01-01-1970 03:00 İNSANIN ACIMASIZ YANI 01-01-1970 03:00 KIZILCIK ŞERBETİ 01-01-1970 03:00 CAMBAZA BAK ! 01-01-1970 03:00 HER YOL MÜBAH… 01-01-1970 03:00 HIRSIZ VAR ! 01-01-1970 03:00 YANAN SADECE ORMANLAR MI ? 01-01-1970 03:00 YİNE Mİ BERABER YÜRÜYÜŞ 01-01-1970 03:00 KOLTUK SEVDASI 01-01-1970 03:00 ÇÖZÜLEMEYENLER 01-01-1970 03:00 ÇÖZÜLEMEYENLER 01-01-1970 03:00 “HAK HUKUK ADALET” 01-01-1970 03:00 ANKA KUŞU 01-01-1970 03:00 ZAMANDA YOLCULUK 01-01-1970 03:00 NEREDEN NEREYE ! 01-01-1970 03:00 HAYÂLİ 01-01-1970 03:00 MAĞDUR 01-01-1970 03:00 ZOR İŞ 01-01-1970 03:00 YETER DESEK DE YETMİYOR ! 01-01-1970 03:00 NE DEĞİŞTİ ? 01-01-1970 03:00 İNSAN 01-01-1970 03:00 FAKİR HAYAT SAĞLIKLIDIR ! 01-01-1970 03:00 EMPATİ 01-01-1970 03:00 TEĞMENLER 01-01-1970 03:00 EZBER… 01-01-1970 03:00 NAMUS MU DEDİNİZ ! 01-01-1970 03:00 ANADOLU’DA ANA OLMAK 01-01-1970 03:00 UYANMA VAKTİ 01-01-1970 03:00 YENİDOĞAN ÇETESİ 01-01-1970 03:00 ARA Kİ BULASIN ! 01-01-1970 03:00 GEL BARIŞALIM 01-01-1970 03:00 ADALET ARANIYOR 01-01-1970 03:00 NARİN 01-01-1970 03:00 NARİN 01-01-1970 03:00 DOĞA ve İNSAN 01-01-1970 03:00