CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK

Mehmet Nuri BİNGÖL ( YAZAR )

20-09-2024 16:01

CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK
Osmanlı’nın son devirlerinden beri, her müsbete “grup, cemaat” taassubu namını takanların muradı ne ise, “körü körüne inad”ın ırkçılık ve unsuriyetçilikten  farkı yok.
Bazıları, tıpkı “milliyet” mefhumu gibi, bunun da “müsbet” ve “menfi”sinin bulunabileceği zannına düşer ama zorlama bir teville –ya da tekellüflü tevil-, öyle düşünecek ya da öyle düşünmek işine gelecektir!..
Halbuki Risaleinur'da (Mektubat, 540) “menfi ve müsbet” olarak ayrılan husus “milliyet”tir; “milliyetçilik” değildir. Eğer o “bazıları”nın "suyunun suyu nevinden" tefsirleri doğruysa, müsbet ya da menfi özelliğe sahip mefhum “cemaat ve grup”tur; “cemaatçilik ya da grupçuluk” değildir.
Üstad Bediüzzaman  Münazarat ve Lemaat gibi eserlerde “hizip”lerin tek çatı altında toplanmasının insanı“atâlete”, vurdumduymazlığa itebileceğini der.
İfadenin siyam-sıbakına bakar ve fili târif eden körlerin hamakatine düşmezsek, oradaki “hizip” mefhumunun “ehl-i hak” olan “amelî mezhepler” mânasına geldiğini görürüz. Mesele, 20. Lem’a’da daha da vuzuha kavuşur. “Ehl-i hak” mezheplerin alt “birimleri” olan diğer mesleklere kadar iner. 
“Ey ehl-i hak! Ey hakperest ehl-i şeriat ve ehl-i hakikat ve ehl-i tarikat! Bu müthiş maraz-ı ihtilafa karşı birbirinizin kusurunu görmeyerek yekdiğerinizin ayıbına karşı gözünüzü yumunuz.”
Okuyucu takdir eder ki ki bahsedilen bu “ayıp”, dinî ve imanî kıymetlere karşı işlenen “inhisarcılık, batıl hüküm verme, hakikatı tersyüz etme” gibi – Üstad’ın tâbiriyle- “cinayât-ı azime” değil, ferdî günah ve amel eksiklikleridir.
Nur Üstad, 20. Lem’a’da ne buyurur; “ Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen uluvv-i cenap ve uluvv-ü himmet (yüksek hamiyet hissi) ve tarik-i hakta (hak yolunda) memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâehillerin girmesi yüzünden bir derece su-i istimal ettiklerinden, rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine, hem cemaat-ı İslamiye’ye ehemmiyetli zarar olmuş.” (Mektubat, s:384)
Dikkat edilirse burada, Üstad’ın eserlerinde geçen “cemaat” mefhumunun da târifini bulursunuz:
 “ Cemaat-ı İslamiye.” Yani İslamî cemaat; yani İslam müntesibi mü’minlerin hepsi bir tek cemaattir, “ehl-i sünnet ve’l-cemaat” mefhumundan da anlaşılabilir bu. Bu büyük daireye “hizmet” için ayrı “içtihadi” değerlere sarılmış, metod farklılıkları olan “grupların” varlık realitesi, tıpkı Hucurat Suresi’nin 13. Ayet- i Kerime’sindeki “kavim” târifi gibidir.
Kavmiyet bir realitedir ve meşrûdur, ama “kavmiyetçilik, ırkçılık” yasaktır; bir “Cebbetü-l cahiliyye”dir. Bu ayrı grupların “maksatta ittifak”ları, “azami müştereklerde” ittihad etmeleri de hedef diye gösterilmiyor mu Risale’de?
Üstad Hazretleri “ittihad cehil ile olmaz.” diyor. Bunun ne mânaya geldiğini de çok beyanıyla da izah ediyor. “ Ümmet-i İslamiye’nin ahkâm-ı diniyede – dinî hükümlerde- gösterdiği teseyyüb ve ihmalin bence en mühim sebebi şudur:
Erkan–ı İslam’ın ve imanın rükünleri- ve ahkâm-ı zaruriye ki, – yüzde doksandır- bizzat Kur’an’ın ve Kur’an’ın tefsiri mahiyetinde olan sünnetin malıdır. İçtihadî olan mesail-i hilafiye ise, yüzde on nisbetindedir. Kıymetçe mesail-i hilafiye ile erkân ve ahkam-ı zaruriye arasında azim tefavüt (fark) vardır. Mes’ele-i içtihadiye altun ise, öteki birer elmas sütundur. Acaba doksan elmas sütununu on altunun himayesine vermek, mezcedip tabi kılmak caiz midir?
Cumhuru bürhandan ziyade me’hazdaki kudsiyet imtisale sevkeder. Müçtehidinin kitabları vesile gibi, cam gibi Kur’an’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.” (Asar-ı Bed’iyye, s.140)
Metni dikkatlice okursak, bahsedilen “ilm”in nelerden müteşekkil olduğunu anlarız. Kur’an-ı Azimüşşan ve “Kur’an’ın tefsiri mahiyetinde olan sünnet- hadisler” olduğunu bedahetle görürüz. İhtilafımızın sebebi de bunlardan cehaletimizdir, Risale-i Nur’u “müsteşriklerin Mevlana Hazretlerine baktığı gibi” anlamamızın – yani anlamamazın- sebebi de bu cehalettir. “İttihad cehil ile olmaz” çünkü.
“Ümmet-i İslamiye”yi (asm) ihtilafa sürükleyen hallerden biri de – kabul edilmelidir ki- gıybet ve – hizmetin istikameti için denilerek(!)- topluca yapılan koğuculuktur. Hadis-i Şerif mâlum. Hani bir Sahabi’ye buyuruyorlar. “İnsanı Cehenneme yüz üstü sürükleyen şeyi söyleyeyim mi?” Eliyle dilini göstererek, “İşte buna hâkim olamamaktır.” diye izah buyuruyor. (Evkamekal) Biz bu mânadaki emirleri sadece gıybet etmemek şeklinde anlıyoruz. Elbette şümulünde o da var ama temel talimatın , “ dil ile imanın zıddına ve afâki teviller”le söz söylemek olduğunu Hadis müfessirleri beyan ediyorlar. (Mesela İmam-ı Nevevi.)
O ideal itifakın önündeki en büyük mani de müminin derdiyle dertlenmemek, “benden değil ya” yavesi ile müminler iman cihetiyle birbirlerini sevmediklerinde ya da “Müminin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.” hadislerinin (evkamekal) zıddına gitmek, “Kabe hürmetindeki imana, çakıl taşları kıymetindeki cüzi kusuratı tercih etmemek de başka bir handikaptır “ittihad-ı kulub”un önündeki.
Farz-ı muhal, temaşasını yaşadığımız şu manzarayı seyretmenin tadına doyum olur mu?.. Ortada keremli Ka’be, çevresinde (elektronlar) gibi tavaf eden melekler ordusu mü’minler; pervaneler misali… Hepsinin dudakları kıpır kıpır, kalplerinde “Ka’be hürmetindeki” iman; yüreklerindeyse “ Develeri Kusva’nın üzerinde iki büklüm ve dudaklarında binlerce şükür, binlerce istiğfar”la, saçaklı, siyah ve softan sancağının dalgalanışı altında, başını dünya hayatında secdeye koyduğu “Minber Şehir” Mekke’ye giren Efendiler Efendisi’nin (asm) hasreti…
“Bir insan… Tek başına… Ne muini var, ne yardım edeni; ne saltanatı var ve ne definesi… Meydana çıkmış… Bütün dünyaya karşı mübareze ediyor.…Ve umum insanlara hücum etmeye hazırlanmıştır… Ve omuzlarına küre-i arzdan daha büyük bir hakikat almıştır.” (İşaretü’l-İ’caz)
Kabul edersin ki bu yalnızlık aslında tam bir beraberliktir; dünyadan bin, yüz bin, milyon kere daha büyük küreleri “Ol!” emriyle Vareden, “Dön!” emriyle harekete geçiren Celal Sahibi Rabb’in “Vekil”liğiyle tam bir huzura dönmüştür.
“Mescid mü’min, minber mü’minTaşardı kubbelerde tekbirDolardı kubbelere AMİN!”Dualar, niyazlar…
Bilirler ki “Dua mi’minin silahıdır. “Ka’beyi ve Nebevi Mescidi” doldururken göz ve gönüllerine, hayallerine Aksa Mescidi ve hemen yanındaki, altın sarısı kubbesiyle Sahra Kubbeli Mescid görünür. Gözleri yaşarır; Allah’tan yana yakıla yeni bir Selahaddin Ordusu talep ederler; İman ve irfan ordusu…
Erguvan Yayınları’nda çıkan “ Nur Üstad” kitabımda şöyle bir değerlendirmem var: “Geçmiş gün; galiba Tasvir’de neşredilmiş ifâdelerdeki gibi maddî ve fâni vücudunuz bizden ayrılalı çok olmuştu, ama “ baharla içiçe” olan hedefe varmak için “ yol açıcı” olacak kadar bize yakındınız.
…Ve hep, hep, hep önümüzdeydiniz; adım ayarlayıcımız, yol ve istikamet göstericimiz, hedef tâyin edicimizdiniz; hayatınız ve Siz.Ama ah biz, ah biz!Bırakın yaşamayı, anlamayı bile beceremedik Sizi.Oysa bahtiyar seherlerde idrâk zirvesine tırmanmayı kurmuştuk, okumalar, ezberler, dinleme gayretleri, satırlar boyu notlar, müsveddeler, dikkat çekici imler…Silinip gitmiştik bir büyük vebalin altında. Yine de ümitliyiz sizin gibi… Erek Dağı’ndaki münzevî yaşayışınızda eski talebelerinize dediğiniz gibi tıpkı:“Korkmayınız, ders verdiğim imanî ve Kur’anî yoldan arkamdan geliniz. Ebedi saadet ve selamete erişeceğinizi tekeffül edebilirim. Yalnız ahde vefa gerek. Bu yakînî kanaatım, hususi bir İnayet-i Rabbaniye’ye binaendir.”
Maddeten yanımızdan ayrılalı gönül ülkemiz harebezârdan beter, derme çatma barakalarla istila edildi ruhumuz… Bunlar, bize şahâne birer saray diye takdim edildi. Kopkoyu duman bulutları kuşattı çevremizi; göklerimizi bile…” ( Eminler M. Nuri, 47 Yıldır Mezar Yeri tartışılan Nur Üstad,s: 23)Risal-i Nur gibi gibi birleştirici ve “ bu asırda bir mu’cize-i Kur’aniye” eserlere ihtiyacımız her zamankinden daha fazla. Ama onu Kur’an ve Hadis istikametinde, Hazret’in yazdığı kelimelere kendi ilmî zaviyemizden bakarak, onun bunun indî tevillerine kulak asmadan, bir külliyat bütünlüğü içinde anlamak ve anladığımızı da eğip bükmeden, “çağdaş yorum” gibi laflarla reforme etmeden yaşamaktır.
Geçen gün bir sohbette, bir arkadaş, 1920’de Mustafa Sabri Efendi’nin Mısır’a gitmeden önce yalısını, bütün müştemilatıyla ve maddî ihtiyaçlarını da tekeffül ederek Üstad’a hibe etme hâdisesini hatırlattı. Şu anda kim olsa, böyle hizmet için vakfedilen bir binayı kabulde tereddüt göstermeyeceğini hatırlattı da Akif’in mısraını hatırlamadan edemedim: “Din de kürkün aynı olmuş, ters çevirip giymişiz.”

DİĞER YAZILARI EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ 01-01-1970 03:00 Suçu Yanlış Yerde Aramak               Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 Zil Çaldı, Biz Kaldık 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL                Yollar Irmağa Çıkar              (Birecik’ten Öyküler) 01-01-1970 03:00 Regaib Kandili: Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Kelimelerin İktisadı, Mananın               Derinliği: Kısacık Yazılar                 MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 RESUL-Ü EKREM (ASM) VE                      DEVLET REİSLİĞİ 01-01-1970 03:00 Hz. İsa(as) ve Şahs-ı  Manevi 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DEDEM KADO 01-01-1970 03:00 AZ OLSUN MANTIĞI... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN BAZEN DAHA YAKIN TUTULMALI 01-01-1970 03:00 İCMALİ BİR İZAH: İSLAM ŞERİATI... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Suikast ve Sabotaj 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN- Hikâye 01-01-1970 03:00 Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 VAHDANİYETE DELİL SADECE KALP Mİ?  01-01-1970 03:00 Uhuvvet Hissinin Risale-i Nur’u Anlamadaki Faydası 01-01-1970 03:00 Haşiyeli İzahların Zarureti ve Bediüzzaman’ın Müsadesi                -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur’un Makamı Kur’an ve Hadisten          Sonra Gelen Bir Hakikat Mirasıdır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’a Göre Tefsir ve Çağımızda Nasıl Olmalıdır 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur,Ancak Külliyat Bütünlüğü ve           İslami İlimlerin Işığında Anlaşılabilir                  — Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti:              Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Üstad Bediüzzaman'da Salavatın Önemi ve Maddi- Manevi Bereketi 01-01-1970 03:00 Acayip Yerdeki AN 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 ÜMİDE SARILMAK 01-01-1970 03:00 TEZAT HAYATLAR 01-01-1970 03:00 TEZAT TEBESSÜMDEDİR BİZE Mehmet Nuri BİNGÖL -Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Hedefsiz Gemiye Rüzgârlar Yardım Edemez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 . Mevlid Kandilinin İslami Hükmü 01-01-1970 03:00 İSKENDER DİYE BİRİ 01-01-1970 03:00 Eski Hâl Muhal, Ya Yeni Hâl Ya İzmihlâl.. Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 MEHMET NURİ BİNGÖL KÂİNATIN FERYADI NEBİLERDE MAKES BULMUŞTUR. 01-01-1970 03:00 Ayasofya Aynasında -Hikâye MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 HİKÂYE MEHMED NURİ BİNGÖL Ç-AN- AK-KALE'DE GÜNEŞ 01-01-1970 03:00 İttifak Muhebbetten Gelir -Hikâye Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BİNGÖL'ÜN ET SANATI'NDA Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 İSTANBUL YOLUNDA UNUTKANLIK SENDROMU 01-01-1970 03:00 SIR MUHABBETİ ( Hikâye) Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SİYAH SANCAK - Mehmet Nuri BİNGÖL- Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 DUA 01-01-1970 03:00 ÜLFET DENEN İLLET 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 Fırat’ın Aynasında ( AN'da) 01-01-1970 03:00 TECRÜBEDEN VAZİFE ÇIKARMAK! 01-01-1970 03:00 Forma Mecburiyetinin Yanındayım 01-01-1970 03:00 Nizip-Şanlıurfa Yolunda Bir İbret Dersi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa Yolunda Bekleyiş 01-01-1970 03:00 Narh Nedir ve Gündeme Neden Geliyor? Mehmet Nuri Bingö 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 Çöp mü, Sabotaj mı, Yoksa? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade -Hikâye- 01-01-1970 03:00 O Kıyı, Bu Kıyı. - Hikâye 1995 Kışı 01-01-1970 03:00 BİR İNTERNET GAZETECİSİ: BÜLENT ERTEKİN 01-01-1970 03:00 İSLAM EKONOMİSİ: UMUMİ ADALETİN DENGELİ DÜZENİ 01-01-1970 03:00 Bu Dünyada Bir Cennet -hikaye- 01-01-1970 03:00 TEFEKKÜRÎ TEBLİĞ – ZAMANIN CİHADI 01-01-1970 03:00 YOLDAN KAL, YOLDAŞTAN... -Hikâye- 01-01-1970 03:00 FETÖ’YÜ KİM(ler) KURDU? 01-01-1970 03:00 GURBETİN DİLİ YOK, GÖZÜ YAŞLI 01-01-1970 03:00 Çınar’daki Öz Değişim 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tasvir Gazetesi Vardı... 01-01-1970 03:00 Risalet Nurlarıyla 01-01-1970 03:00 "Anam, Babam Sana Feda Olsun, Ya Resûlallah!" 01-01-1970 03:00 Zeytinlikteki Mavi Ev 01-01-1970 03:00 Bir Roman Tasavvurundan... Tekrar İstanbul Ama.. 01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 01-01-1970 03:00 Meşru Hürriyet Gıdayla, Malla Değiştirilmez 01-01-1970 03:00 İRAN'A HÜCUMLARDA ONA NEDEN DUACI OLMALIYIZ? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SÜRÜDE KALAN İNSAN 01-01-1970 03:00 Bahardan Sonrası Mı? 01-01-1970 03:00 ASLINDA NE OLUYOR? 01-01-1970 03:00 Tarık Buğra Diye Biri 01-01-1970 03:00 MEHDİ’NİN FAZİLETTEKİ SIRALAMASI 01-01-1970 03:00 "ADALET-İ İZAFİYE" ve "MASLAHAT-I UMUMİ" BİRER ŞER'İ USULDÜR. 01-01-1970 03:00 NEDEN KAPALI BİR İHBARLAR. 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 HAKİKATA BİR PENCERE 01-01-1970 03:00 MÜZEDEN AYASOFYA-YI KEBİR'E... Ayasofya… 01-01-1970 03:00 MASUM NASREDDİN HOCA- BAHTSIZ M. AKİF 01-01-1970 03:00 ADINI NE KOYARSAN... 01-01-1970 03:00 TEVHİD MEŞALESİ- 1 01-01-1970 03:00 WAGNER- ÇEÇEN İTTİFAKI MI? 01-01-1970 03:00 "DİNİ VAKIF" GENCİ NEYE HAZIRLAR? 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK BURHAN MUCİZELER-1 01-01-1970 03:00