EMEĞE SAYGISI OLMAYANIN KENDİNE SAYGISI YOKTUR
Bir insanın gerçek karakteri, başkasının emeğine gösterdiği tavırdan belli olur, öyle değil mi?
Günümüzde bir metni kaleme almak için gecesini gündüzüne katan yazarlarımız, şairlerimiz; bir resmin tonlamasına, ışığına dikkat etmek için şekilden şekile giren, büyük çaba sarf eden ressamlarımız... Hepsi büyük bir emek içindeler. Küçük de olsa büyük de olsa emek kutsal bir değerdir. Ortaya koyduğu ürünü çirkin bile görse, başkasının emeğini değersizleştirmeye çalışmak ve onu küçük düşürmek; aslında kişinin kendi yetersizliğini ve içsel boşluğunu ortaya koyar.
Alın teri dediğimiz şey sadece ressamlar veya yazarlar için geçerli değil elbette. Bir inşaat işçisinin, bir mimarın ve diğer bütün meslek sahiplerinin çabası alın teriyle şekillenir. Peki, bu emeklerinin karşılığını veya hak ettikleri değeri alabiliyorlar mı?
Orası biraz tartışılır. Konumuza dönersek, ne yazık ki toplumda emeğe saygı duymayan çok fazla insan var. Bir mimarın tasarladığı evi incelerken ya da bir inşaat işçisinin çabasını değerlendirirken, nazikçe uyarmak yerine kaba ve kırıcı bir dille eleştiren insanlarla karşılaşıyoruz. Peki, bu saygı neden bu kadar yok oldu?
Bence en büyük etkenlerden biri popüler kültür. Eskiden sosyal medya mecraları bu kadar yaygın değilken, şimdi herkes en mükemmeli, en zengini olma peşinde. Herkes birbiriyle yarış halinde olduğu için emeğe saygı kalmadı. Fakat bilmiyorlar ki; başkasının emeğine saygı duymadıkları gibi, aslında kendilerine olan saygılarını da tamamen kaybetmiş durumdalar.
Aile yetiştirme tarzının da bu hususta çok etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü eğitim ailede başlar; saygıyı, sevgiyi, merhameti öğretenler ebeveynlerdir. Bize rehberlik edenler ise öğretmenlerimizdir. Fakat günümüzde okullarda öğretmenlere duyulan saygının azaldığını; diklenme ve saygısızlık gibi olayların arttığını görüyoruz. Öğretmenine saygısı kalmayan birinin, büyüklere ve başkasının emeğine de saygısı kalmıyor. Bu yüzden küçük yaşta çocuğa verilen doğru aile eğitimi, bu konuda atılacak en etkili adımdır.
Sonuç Olarak
Bir insanın bir başka insandan üstünlüğü yoktur. Ter dökmeden hiçbir şey kazanılmaz; en büyük zaferler emek ister. Günün sonunda haksız yere kazanılan bir para belki bir yerden çıkar, fakat helal kazancın zararla sonuçlandığı görülmemiştir. O yüzden emek vermekten asla vazgeçmemeliyiz. Karşımızdaki insan emeğimize saygı duymasa bile onu zihnimizde sessize almayı öğrenmeliyiz. Kolay değil, kimse kolay olduğunu söyleyemez; ama bazen sadece sessize alınmalılar. Kendi varlığına saygısı olmayan birinden saygı bekleyemeyiz; onlar ancak gülüp geçilecek insanlardır.
Jean-Jacques Rousseau'nun da dediği gibi:
"Bir insanın emeğini hiçe saymak, onun varlığını inkâr etmektir..."