GÖLGE ALTINDA KALAN İYİ NİYETLER

Maalesef günümüzde herkes iyi niyetli olduğunu öne sürüyor, sizce de öyle mi? Bence değil; çünkü önemli olan sadece ağızdan çıkanlar değil, o niyeti eyleme dökebilmek ve hayata geçirebilmektir. Bazı insanlar karşı tarafı anlamadan, dinlemeden direkt yargıladıktan sonra hâlâ iyi niyetli olduklarını iddia edebiliyorlar. Bunun bizdeki karşılığı zaten ön yargıdır ki bence son derece yıkıcı bir durumdur. Birini anlamadan, ne düşündüğünü sorgulamadan hareket ederseniz, niyetiniz iyi bile olsa karşı taraf bunu asla öyle algılamayabilir.
Peki, gerçekten amacımız iyilik yapmakken bu durum karşı tarafa neden yanlış aktarılır?
Bana göre bu tamamen bakış açısıyla alakalı. Kişi kendi açısından kırıcı olmadığını düşünebilir ancak karşısındakinin duygularını hesaba katmadan hareket ettiğinde yanlış anlaşılmalar kaçınılmaz olur. Peki, iyi niyetin önüne gölge düşüren şey sadece bakış açısı mıdır?
Siz bunu düşünürken ben kendi fikrimi söyleyeyim: Bence değil. Günümüzde yapıyormuş gibi, yani “-miş gibi” davranan insan sayısı ne yazık ki çok fazla. İyilik ediyormuş gibi görünen insanlar bence acınacak durumdalar. Peki, iyi niyete gölge düşüren ana nedenler nelerdir? Gelin birlikte bakalım:
Üslup ve Tarz: İnsan kendi üslubunda bir kusur görmeyebilir; insanoğlu kendine hata yakıştırmayı pek sevmez zaten. Hep karşı taraf ya alıngandır ya da fazla sinirli... Oysa sizin amacınız yardım etmekken, kullandığınız sert üslup karşınızdakini paramparça edip bırakıyor olabilir.
Zamanlama: "Her şeyin bir vakti saati vardır" sözü boşa söylenmemiştir. Hayatta her şeyin bir yeri ve zamanı vardır; ağzın konuşacağı an da vardır, susacağı an da... Bunu bir örnekle açıklayalım: Bir cenazedeyken şaka yapıp gülmeye başladığınızı düşünün. Orada kim olsa "Deli mi bu?" diyerek tepki gösterir. İşte bir diğer sebep de insanın nerede, nasıl davranması gerektiğine ve kendine sahip çıkamamasıdır.
Baskı ve Sert Çıkışlar: Bazı insanlar çevrelerinde hep bir kontrol ve baskı kurma eğilimindedir. Mesela "Kimseyle konuşmayacaksın!" türünden sert dayatmalar insan üzerinde ağır yükler oluşturur. Bir insan sürekli bu tarz kısıtlamalarla karşılaştığında, zamanla çevresine karşı aynı sertliği göstermeye başlayabilir. Bütün bu baskıyı kurup arkasından bir de "Senin iyiliğin için dedik" dediklerinde, bu durum karşı tarafta zihinsel ve fiziksel ciddi gerginliklere yol açar.
Peki ya gerçekten iyi niyetlilerse ve biz yanlış düşünüyorsak?
Bunu zaman zaman sorguluyoruz ama şu bir gerçek: Kalp asla yalan söylemez. Çoğu zaman hissettiklerimizde haklı çıkarız, içsel sezgilerimizin gücü de tam olarak buradan gelir.
Sonuç Olarak
Bir konuda haksızlığa uğradığınızı ya da bir şeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız ilk önce kalbinizin sesini dinleyin; onun sizi yanıltmayacağına güvenebilirsiniz. Karşınızdaki insana iyilik yapacağım derken ona güzel anları zehir etmeyin ve güvenini sarsmayın. Unutmayın; iyi niyetinizin arkasına sığınsanız bile, kötülüğünüz gölgenizden belli olur...