Yanlış Anladınız

Cevâhir Aydın / Küçük Dünyam

01-10-2025 16:06

Yanlış Anladınız

Filozof Elbert Hubbard’a “Tanrı, insanlara ne söylemek isterdi?” diye sorduklarında verdiği o meşhur cevap:

“Hepiniz beni yanlış anladınız.”

Meseleyi inançlar perspektifinde ele aldığımızda hangi inançtan olursa olsun bu yaklaşım, hayatının merkezinde ötelere dair bir hayatın inşası için mücadele niyeti olanların, düştüğü bir yanılgıya atıfta bulunuyor.
İddia edilen veya nefsani duygularla örülen bir fikirden bir hayattan ziyade; insandan istenileni anlamadan gerçek anlamda hakikate ulaşmak ne mümkün.

Hakikat birdir değişmez.
Şahsa, döneme, çağa veyahut tabelaya endeksli değildir.

Tüm kâinatın muntazam işleyişinde; nakışlarıyla varlığını, hükmünü, otoritesini gösteren zatı dinlediğimizde kendi konumumuzu ve bizden bekleneni; hakikatin, hakiki tezahürünü ayan beyan görmek elbet mümkündür.

Kâinat büyük bir insan
İnsan ise içinde küçük bir kâinatı taşır der üstad.

Bir tohumu yaratılışına uygun vazifelendiren zat,
Bu koca kâinatı elbet bir amaç için ‘varlıkların en şereflisi insana hizmet için’ var etmiştir.

Her şeyi yerli yerinde yaratan, yaratılışına uygun vazifeler ile memur kılan ve milyarlarca yıldır bu memuriyete uygun işleri işleten zatı, onlar kadar dahi doğru anlamak bizleri bir nebze insan kılmaz mı? Onların intisap ettiği zatı tanımak ve o zatı bilmek bizleri alemlerin en şereflisi kılmaz mı?

Kitab-ı Kebir olan kâinatı doğru okuduğunda, hiçbir vicdan sahibi dimağ; o makamın kendisinden beklediğini inkâr edecek bir karanlık nokta bulamayacaktır. Zira kâinat bir bütün bir ahenk içerisinde varlığını sürdürürken orada fesat çıkarıp bozguna yol açan ne gariptir ki yine tüm bunların kendisi için yaratıldığı insandır.

İnsanı bu derece garip kılan şey iki dayanak noktasında serbest bırakılmasıydı. Akıbetini belirleyecek pratiklerde ve tercihlerinde.. İnsan tam olarak buradaki serbestiyet içinde yanlış anlamalara, yanılmalara düştü de kâinatı idare edenin kendisini idare etmemesini arzuladı. 

Nefisperestlik, tenperverlik hezeyanlarıyla hakperestliği terk ederek hakikate düşman kesiliverir oldu.

Nefisperest insan, hakikati yanlış anladığından sadece menfaatini düşünür, nefsini esas alır. Her şeyi nefsine feda eder, menfaatine ters düşen herkesi her fikri kendine düşman telakki eder.

Ene’si o kadar palazlanmıştır ki, hakikat diye benliğini satar. Dahi kendisine taraftar toplar.
Ölümü kendine uzak görür. Her saniye kendisine koşarak gelen ölümü, kendine yakıştırmaz.

Bilmemekten değil, haksız çıkma korkusundan, hakikatle yüzleşmenin kahredici gerçekliğinden, mesuliyet yükünü getirmesinden kaynaklı olsa gerek; kaybetme endişesi tüm hayatını kuşatmıştır.

Tutum ve davranışları; Aklı selim, kalbi meftun, hasbi dimağlarda makes bulmayacağından yalanı ve inkârı kendisine rehber kıldığı için vicdan ızdırabı girdabında boğulmaya devam eder.

Huzursuzdur
Yapayalnızdır
Yastığına başını koyduğunda, haklı gerekçeler üretmeye devam eder
Sahte oyalanmalar ile meşguldür
Heyhat ki malayani bu döngü onu içten içe kemirir.

Peki, ya sen?
Hiç nasıl öleceğini düşündün mü mesela, ne kadar yakıştırdın ölümü kendine…
Evet peki, ya sen? O “yanlış anlayanlardan” mısın?

Ezberden cevap almak değildir beklenen. Bu sorunun cevabının, “intisap” kavramının hayatımızdaki konumunda gizli olduğunu göstermektir. 

Alemlerin sahibine intisap eden, elbette O’nun himayesinde olur, eyvallah. Ancak intisap ettiği makamın kuvvetini, muradını, ortaya koyduğu nizamı hayatına taşımayan, O’nun istediğine göre yaşamayan gerçekten de O’nu doğru anlamış olabilir mi?

Hakikatte intisap, bağlı olunan kudretin hükmünü, iradesini ve düzenini hayatlara hâkim kılmayı gerektirir. Ki bu da varlık aleminde yaratılış türü ne olursa olsun onu heybetli, güçlü kılar.  Bunu bilen ve hayatına nakşeden insanlara “Ârif” denir. Burada içi boşaltılan bir terimi kastetmiyoruz elbette. Hakkı tutup kaldırmada nasibi olanları, yıkmayı değil liyakat ile yapmayı seçenleri kastediyoruz.

Kainatla uyumlu yaşayanların geldiği konumdaki kişilerin yani Âriflerin gücü de dayandıkları kaynaktan ve intisap sırrıyla hareket etmelerinden gelir. İşte bu yüzden inanmış bir dimağın; küfre, inkâra ve zulme karşı başı dimdik, ama yaratılışın fıtrî kodlarına uygun bir hayatı arzulayanlara karşı başı eğiktir, mütevazıdır. Şefkat kanatlarını gerer ve sabırla, azimle yolunda yürümeye gayret eder.

İnkâr, yıkım, zulüm dediğimiz şeyler, yalnızca bir reddediş değil; insanın üzerine nakşedilmiş olan ilahî eserlerin yok sayılmasıdır. Emanet edilenlerin hakiki sahibinin görmezden gelinmesidir vesselam..

Merhum, Mehmet Akif Ersoy’un o meşhur dizeleriyle yazımıza son veriyoruz:

Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?
Emin ol, onu en çolpa herifler de becerir.
Sade sen gösteriver "işte budur kubbe" diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye...
Ama gel kaldıralım dendi mi, heyhât, o zaman,
Bir Süleyman daha lazım, yeniden bir de Sinan...

Cevahir Aydın / Küçük Dünyam

DİĞER YAZILARI Sükût Fırtınasına Tutulanlar 01-01-1970 03:00 Her bilinç, kendi eylemiyle imtihan olur 01-01-1970 03:00 Kalan Hayatının İlk Günündesin 01-01-1970 03:00 Mikro Çığlıklar 3 01-01-1970 03:00 Mikro Çığlıklar 2 Sessizliğin Derinliği ve Hakikatin Sesi Zihniniz hiç susmuyor, değil mi? 01-01-1970 03:00 Mikro Çığlıklar 01-01-1970 03:00 ARAYA HAYAT GİRER 01-01-1970 03:00 NÂR NUR'A DÖNÜNCE 01-01-1970 03:00 Vicdan Reseptörleri 01-01-1970 03:00 Anlam Arayışı ve Mesuliyet 01-01-1970 03:00 Bilginin Görkemli Zehri “Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar.” (RNK) 01-01-1970 03:00 Hakikatin Müşterisi 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Tarih, Milattan Sonra 2024 01-01-1970 03:00 Nûr’un Dağıttığı Sisler 01-01-1970 03:00 Sisli Zihinler 01-01-1970 03:00 Kalbin Kalibrasyonu  01-01-1970 03:00 Hira'sını Arayan Varlık İnsan 01-01-1970 03:00 ADAYA YOLCULUK 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak, Yolda Olmak Temel fıtrî kodlarına uygun, Kâinatın muhteşem ahenginde aynı uyumla yaşamak için yola revan olan anlam bulma yolcusunun adı, insan.. 01-01-1970 03:00 İstiğfar parantezi 01-01-1970 03:00 Sahi Kimin Rotasındayız İddialar ispata, Muameleler samimiyete muhtaç. 01-01-1970 03:00 Kimin Doğrusu Hudut namustur derdi büyüklerimiz. 01-01-1970 03:00 Hayat Mücadelesinde Farkındalık Gerçeklik ve Hakikat 01-01-1970 03:00 İcabet Mührü-1 01-01-1970 03:00 -Deprem Çocuklarının Dili-2 – Proje Sezon Finali Hatay – Hassa – Aktepe İÖO 01-01-1970 03:00 Deprem Çocuklarının Dili 01-01-1970 03:00 İbret’in İktidarı-2 Ne zaman ibret almaya başlar insan? 01-01-1970 03:00 İbret’in İktidarı - 1 01-01-1970 03:00 Rafta Unutulanlar 01-01-1970 03:00 GÜNLE VEDALAŞMAK - 2 01-01-1970 03:00 GÜNLE VEDALAŞMAK - 1 01-01-1970 03:00 Kendini Görmeye Gücün Var mı? 01-01-1970 03:00 HASAT YASASI 01-01-1970 03:00 "Ol" der, Hayr Olur 01-01-1970 03:00 Rızkın Rotası-2 -İdeal İnsan 01-01-1970 03:00 RIZK’IN ROTASI 01-01-1970 03:00 DÜNYA VİZESİ HER ZAMAN YENİLENMİYOR 01-01-1970 03:00 Nefes Alabilmek 01-01-1970 03:00 Hayatımızdaki Cevher 01-01-1970 03:00