Fısıltı HABERLERİ
Fısıltı HABERLERİ
KÖŞE YAZISI

Cumhuriyete Sahip Çık

Paylaş:

Cumhuriyete Sahip Çık
Birinci Dünya Savaşı sonunda, yanında yer aldığımız Almanya’nın teslim olması ve bizim de yenik sayılmamızın ardından itilaf devletlerine ait savaş gemileri, pikniğe gelmişçesine İstanbul Boğazı’na demir attılar. Böylece Osmanlı’nın başkenti İstanbul resmen işgal edilmiş oldu. 
İstanbul’un işgalinden sonra İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılar ülkenin dört bir yanını işgal ederek halka zulmetmeye başladılar. Oysa onların unuttukları bir şey vardı. Tarihi boyunca esaret altında yaşamamış bu millet, işgale boyun eğmezdi. Ayrıca bir başka devletin de kendilerine özgürlük ve bağımsızlık getirmesini beklemezdi ve beklemedi de. Çanakkale kahramanı mavi gözlü dev adam çıktı ortaya. Boğaz’daki düşman gemileri için: “Geldikleri gibi giderler” deyip milletini arkasına aldı ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan ulusal kurtuluş mücadelesini başlattı. Bu mücadelenin başarıya ulaşması halinde hükümet şeklinin ne olacağına ilişkin soruya Erzurum Kongre’sinin yapıldığı günlerde cevap vermiş, hükümet şekli zamanı geldiğinde cumhuriyet olacaktır, demişti.
Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri, Büyük Millet Meclisinin açılması ve birçok savaştan sonra 9 Eylül 1922’de düşmanın İzmir’den denize dökülmesiyle biten kurtuluş mücadelesi… Buna rağmen İstanbul halen işgal altındaydı. 6 Ekim 1923'te, Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu’nun İstanbul'a girmesiyle 4 yıl 10 ay 23 gün süren işgal resmen sona ermiş oldu. Kısacası 1918’de işgal ettikleri Osmanlı’nın Başkenti İstanbul’a 1923 yılına kadar esaret hayatı yaşatanlar, Boğazı kirleten gemilerini ve İstanbul sokaklarını kendilerinin sanan işgalci askerleriyle, Mustafa Kemal’in dediği gibi, geldikleri gibi gittiler.
Cumhuriyet milli iradeye dayalı bir devlet düzenidir. Cumhuriyet her bireyini kul değil eşit yurttaş olarak görür. Sağladığı fırsat eşitliği sayesinde Anadolu’nun en ücra köşesindeki çocukların devleti yönetme makamlarına kadar yükselmelerine olanak tanımıştır. Saray ve çevresi her türlü eğitim olanaklarına sahipken Anadolu halkı yok sayılmıştı. Bunu, o dönemin istatistikleri de ortaya koyuyor. Ülkedeki kadınların okuma yazma oranı binde 4 iken erkeklerdeki oran yüzde 7 idi. Yani ülkenin yüzde 90’ı Arap Alfabesi de dahil hiçbir alfabeyle okuma yazma bilmiyordu. Genç cumhuriyet, yaptığı devrimle Latin Alfabesine geçerek büyük bir seferberlik başlattı ve kısa zamanda Anadolu’daki okuma yazma oranları arttı. Yani birilerinin dediği gibi Latin Alfabesine geçiş bize kültürümüzü unutturmadı. Bugünün yetmiş ve seksenli yaşlıları bir baksınlar bakalım; hanginizin dedesi okuma yazma biliyordu? Cephelerde sarayın iktidarını sürdürebilmesi için savaşan halk, zaten bilmediğini nasıl unutacaktı?
Kadınlarımıza sağlanan, başta seçme ve seçilme hakkıyla birçok millete örnek olduk. Bugün İran ve Afganistan’daki kadınların özgürlük mücadelesi, kör gözleri açmalıdır.
Bu iktidar döneminde, cumhuriyetimizin temel unsurlarının görmezden gelindiği, kazanımların yok olmaya başladığı şeklindeki kanaatler toplumun büyük bir kesimince dillendirilmeye başlandı. Milli bayramlarımızdaki coşku yerini kaygıya bırakır oldu. Ama bütün olumsuzluklara rağmen Türk halkı Atasına saygı ve sevgisini ve de cumhuriyete bağlılığını göstermek için her 29 Ekim’de Anıtkabir’e koşmaya devam ediyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği cumhuriyetin tüm prensiplerine sahip çıkalım.
Cumhuriyetimizin 103. Yılı kutlu olsun.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Fısıltı HABERLERİ yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.