
YILBAŞI SÜSLERİ ÇAĞDAŞLIK, RAMAZAN SÜSLERİ YOBAZLIK MI?
Kendi kültürüne yabancılaşan bir toplum, başkasının kültürüne hayranlık duymaya mahkûm olur!Yeni yıl yaklaşırken yine bildik manzaralarla karşı karşıyayız. AVM'ler, caddeler, meydanlar ışıl ışıl… Noel Babalar, ren geyikleri, çam ağaçları, yılbaşı süslemeleri her köşeyi sarmış durumda. Üstelik bu hazırlıklar bir gün sürecek kutlamalar için aylar öncesinden başlıyor.
Peki, size bir soru, Ramazan ayı geldiğinde neden aynı heyecanı, aynı ışıkları, aynı süslemeleri göremiyoruz?
Bir ay boyunca yaşanan Ramazan'ın sokaklara yansıması istendiğinde hemen birileri ortaya çıkıp bunu gericilik, yobazlık, çağ dışılık olarak nitelendiriyor. Ama Avrupa'nın Noel figürlerini, Noel Babasını, ren geyiklerini ve çam ağaçlarını şehrin göbeğine taşımak çağdaşlık oluyor!
Bu nasıl bir çağdaşlık anlayışıdır? Kimin değerleri çağdaş, kimin değerleri çağ dışı?
Kimseyi yılbaşı kutluyor diye eleştirmiyoruz. Herkes istediği gibi yaşasın, istediği inancı benimseyip istediği kutlamayı yapsın. Bizim itirazımız başka!
Bizim itirazımız, kendi kültürümüze gösterilen çifte standardadır. Avrupa'nın geleneği vitrinleri süslerken bizim geleneğimizin yobazlık yaftasıyla karşılanmasınadır. Başkasının değerlerini modernlik, kendi değerlerimizi gericilik olarak pazarlayan zihniyetedir.
Açık konuşalım bu, çağdaşlık değil, kültürel aşağılık kompleksidir. Kendi medeniyetine burun kıvırıp Batı'nın her alışkanlığını sorgulamadan benimsemek, modernleşmek değil, taklitçilik yapmaktır.
Bizim de bir medeniyetimiz, geleneğimiz, kültürümüz var!
Ramazan davulcularımız, mahyalarımız, kandillerimiz, iftar sofralarımız, teravihlerimiz, Ramazan fenerlerimiz var. Bir zamanlar sokaklarımızda Ramazan'ın manevi iklimi hissedilirdi. Çocuklar Ramazan'ı heyecanla bekler, komşular iftar sofralarında buluşur, paylaşmanın ve dayanışmanın güzelliği yaşanırdı.
Şimdi herkesin dilinde aynı cümle,"Nerede o eski Ramazanlar?"
Peki, o eski Ramazanları kimler, nasıl ve neden kaybettirdi?
Ramazan geldiğinde şehirlerimizi süslemek yerine oruç tutanların ne yiyip içtiğini tartışmayı tercih eden bir anlayışla karşı karşıyayız. Sakız çiğnemek orucu bozar mı, diş fırçalamak orucu bozar mı tartışmaları her yıl yeniden gündeme taşınıyor. Ramazan'ın manevi atmosferi, yardımlaşması, dayanışması ve kardeşliği yerine sığ tartışmalarla gündem oluşturuluyor.
Elbette dinî sorular sorulacak, cevapları verilecek. Ancak Ramazan'ı birkaç tartışmaya sıkıştırmak, onun toplumsal ve manevi değerlerini gölgede bırakmaktır.
Üstelik nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Peki, bu ülkenin sokaklarında Ramazan'ın izlerini görmek neden bazı çevreleri rahatsız ediyor?
Bir kez daha soruyorum, yılbaşı için aylar öncesinden ışıklandırma yapmak serbest, Ramazan için bir ay boyunca süsleme yapmak neden sorun?
Noel Baba figürü çocukların karşısına çıkarıldığında kültürel etkinlik, Ramazan feneri ve mahya gösterildiğinde neden gericilik?
Avrupa'nın geleneklerini yaşatmak özgürlük de kendi geleneklerimizi yaşatmak neden yobazlık?
Yoksa çağdaşlık adı altında kendi kimliğimizden utanmamız mı isteniyor?
Buradan AVM yöneticilerine, belediye başkanlarına, şehirlerin kültür ve sosyal işler yöneticilerine açıkça sesleniyorum!
Yılbaşında caddeleri, meydanları, alışveriş merkezlerini nasıl süslüyorsanız Ramazan ayında da süsleyin! Ramazan fenerlerini asın, mahyaları yakın, geleneksel motiflerle şehirlerimize Ramazan'ın ruhunu taşıyın. Çocuklarımız kendi kültürlerinin güzelliklerini sokaklarda görsün.
Kimsenin inancına müdahale etmeyin ama kendi milletinizin inancını ve kültürünü de görmezden gelmeyin!
Biz başkasının kültürüne düşman değiliz. Ancak kendi kültürümüzün üvey evlat muamelesi görmesine de razı değiliz.
Unutmayın ki bir milletin kendi değerlerinden utanması ilericilik değil, kimlik kaybıdır. Başkasının kültürüne hayranlık duyarken kendi medeniyetini küçümsemek ise çağdaşlık değil, kültürel teslimiyettir.
Ramazan bu ülkenin sokaklarında mahzun kalmasın!
Allah'a ısmarladık, hoşça kalın...
Aydın Benli
Siyaset Bilimci-Yazar