JAPONYA HÜKÜMETİ VE DEVLETİ KİMLERİ DOĞDUĞUNA PİŞMAN ETTİRİRDİ?
9 Eylülden itibaren bir mizan sel kurgu olarak yazdığım bu yazılarımdaki olaylarında ironi yani kinaye yapılsa da gerçekte mizan sel olmayıp tıpkı fıkralardaki gibi Karadenizlilerin Çin’e savaş ilan ettiği gibi değil de hakikate dönemde ülkemizdeki azınlığında azınlığının milletimizin kahır ekserisini oluşturan dindarlarına dünyanın dar edilmesi ve üstüne üstülük bu baskının kaldırılmasını isteyenlere azınlığın bu doğuştan olan hakların istenmesinin gerginliğe sebep olduğu safsatasıyla haklı isteklerden vatanın evlatlarının vaz geçmeleriydi.
Bizim ülkemizdeki ne kökü olan nede dal ve budağı olan, sayısal olarak milletin yanında devede kulak bile olmayanların yaptığı gibi bizim gurbetçilerimizin yanlarına oradaki nüfuslarının toplamı 350 ila 500 bin arasında olan Müslümanları da alıp Japonya hükümetinin kendi halkının inancı ve kültürüne uygun bir değişiklik yaptığında buna karşı çıkarak bunun gerginlik oluşturacağını söyleyebilir miydi?
Yaptıkları karşı çıkışla hükümetin yapmak istediğinden vaz geçerek bunun yerine kendi isteklerinin yapılmasını talep edebilirler miydi?
Bunu yaparken de, yani hükümetin veya parlamentonun yapacağı hakların genişletilmesine yönelik iyileştirmelere karşı çıktıklarında belirttikleri akla ziyan isteklerinin kabul edilmemesi halinde bunun ülkede gerginliğe sebep olacağını iddia edebilirler miydi?!!!
Bunun için yani o dönemin ülkemizdeki sıkıntılarının giderilmesinin gerginlik oluşturacağını yaptığımız ironi yani kinayede kültür olarak milletimize yakın olan Osmanlının son zamanlarından itibaren başlayan ve günümüzde eksilmeden süren dost ülke Japonya’yı yazdım.
Japonya yerine Çin, Hindistan, Fransa veya Almanya ile Yunanistan, ABD, Kanada, Meksika, Avusturalya veya başka ülkelerin ismin ide bu mizan selde kullanabilirdim ve şimdide isteyen bu mizan seldeki Japonya ismi yerine bu ülkelerden istediğinin ismini getirebilir.
Eğ erki bu mizan seldeki talepler Japonya ile bu ülke yerine yukarıda isimleri sayılan ülkelerin hangisinde olursa olsun bunu yapanlar hakkında ilgili ülke otoriteleri tarafından hele hele birde akla ziyan isteklerinin kabul edilmemesi halinde burada gerginlik çıkacağının belirtenleri zindanların dibine atmazlar mıydı?! Aksi düşünülemez bile.
TÜRKİYE NUFUSUNUN %0,5 İNİN İSTEMEDİĞİ ŞEY GERGİNLİĞE SEBEP OLABİLİRMİ?
Buralarda böylesine bir isteğe karşı çıkan azınlık bile olmayacak kadar yani % 1 bile olmayıp ancak ve ancak abartılı rakamlarla bunun yarısı yani Türkiye’nin nüfusunun % 0,5’i oranında olan ismen bizden(Müslüman/Türk) cismen ise bizden olmayan bu azınlığında azınlığı bile olamayacak sayıdakilerin milletimizin dini ve milli değerlerini meşru yollardan yerine getirme isteklerinin talep edilmemesini sırtını dayadıkları silahlı ve silahsız zinde güçlere dayayarak bunların istenmesinin gerginliğe sebep olacağını söyleyenlerin o dönemde bu ileri sürdükleri inkar edecek akıl sahibi var mı?!!!
Şimdi bu soruyu mantıklı hale getirecek olursak bu azınlığında ,azınlığı olanların söyledikleri gerginlik neden oluşsun ki?
HUKUKEN OLMAMASI GEREKEN GERGİNLİK BU AZINLIĞIN SIRTINI DAYADIKLARI SİLAHLI VE SİLAHSIZ YÜKSEK MAKAMLARIN DESTEĞİYLE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ BİLE İPTALİYLE GERGİNLİK DEVAM ETTİ!
Milletin dini ve milli istekleri hiçbir gerginliğe sebep olamadıkları/olamayacakları gibi aksine Parlamentoda Ak Parti ve MHP’nin teklifi olarak gelen ve bu iki partinin yanı sıra DTP li bazı milletvekillerinin de desteğiyle değiştirilen Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp yürürlüğe girmesinin ardından Milletin vekili olan 411 Milletvekilinin yaptığı değişikliğin AYM’nin yetkisini düzenleyen Anayasanın 148. Maddesinde kendisine verilmeyen yetkiye ve anayasanın bağlayıcılığını düzenleyen maddesine rağmen alınan iptal kararını verenlerin Türkiye’deki sayıları.
Onları destekleyenler, bu karar için dava açanlar ile destekleyenlerin sayısı ve şu anda Ak Parti tarafından yapılmak istenen Anayasa ya karşı çıkanların sayısı yapılan mizan sel kurgudaki İroni ile yani kinaye ile 9 Eylülde başladığım ve bu güne kadar süren seri yazımdaki yaptığım kinayedeki gibi Japonya ya ültimatom veren Türk işçileri ile onların lideri olduklarına inandıklarından fazlamı?
Kesinlikle değil.!
Aksine Anayasada yapılan maddelerdeki değişiklik milletimizin inancının gereği olan, fakat Anayasa ile hiçbir yasada engel olmamasına rağmen milletin ekserisinin doğru bulmadığı tıpkı 27 Nisan 2007 günkü CHP’nin müracaatı sonucu alınan sonradan çıkma tartışmalı 367 kararının arkasını saklananların mizan seldeki Japonya’ya ültimatom vereceklerden ne farkı var?!!!
Bugünde yerimiz dolduğundan Hakkın izniyle mazinin bilinmesinin mutlu atiye yapacağı katkı için bu konudaki yazdıklarıma Cuma günü kaldığı yerden devamı edeceğim.
Hakkın rızası ve bu çerçevede milletimizin mutlu istikbaline katkı için takip edilmesi ve ettirilmesi dileğiyle.
Rabim yar ve yardımcımız olsun.
Devamı Cuma’ya.
(*)Bu seri yazı 10.02.2008 Pazartesi ve aradan geçen iki yıl içerisinde üniversitelerde baş örtüsü yasağı başta olmak üzere inanlarla ilgili diğer sıkıntıların devam etmesi üzerine yazımın ilk yayınından iki yıl sonra yani 11.03.2010 Salı günü güncellenerek yeniden yayınladım.
Hiçbir ülkenin vatandaşlarının ırkına, diline, inancına ve kültürüne karşı olmadığım gibi dost millet ve dost devlet Japonya ile bu devleti oluşturan Japonların dinlerine ve milli kültürleriyle etnik yapılarına Hakkın izin vereceği son sayıya kadar saygım olduğu gibi bu ülkenin seçilmiş ve atanmış hiçbir yöneticisine de saygısızlık yapmak aklımın ucundan daha geçmez.
Burada yapılan şey o dönemdeki anti insani ve dolayısıyla anti hukuki olan uygulamaya karşı İroni yapmak, yani kinayeydi.
Anlayışla karşılanması dileğiyle. Ali Genç