Kafa Yapısı
Yıllar öncesinde Sait Nursi’nin
Bir cümlesinden çok etkilenmiştim.
“Hapsane penceresinden raksederken izlediklerimi,bir süre sonra aynı pencereden dilenirlerken gördüm”
diyordu:
Bu zat’ın kitaplarını okumuşluğum filan yoktur.
Ama aslolan sözün kimden geldiği değil, hakikat içerdiğidir.
Ülkemizde adına demokrasi denirse, adil denirse adına bir seçim yapıldı:
Tercihe rıza göstermek elbette haktır:
Ancak seçimin aynı şartalarda yapılmamış olmasıdır, hak olmayan.
Bir öğrenci düşünün tezini hazırlamış, hazırlanmış,
tezini sunacağı ne ortam var, ne de ortalıkta hoca var:
Meğerse üniversitenin tüm olanakları belki de yeterince hazırlanmamış, tezinde kayda değer konu dahi olmayan başka bir öğrenciye tahsis edilmiş,
Hocalar sadece ikinci konumdaki öğrenciyi dinlemiş ve değerlendirmiş.
Hatta ve hatta baştaki öğrenci aleyhinde; üniversiteye girmesinin sakıncalı bile olabileceği  ithamlarla yargılanmış:
Yıllarını vermiş, ilmek ilmek üniversite yararına yapacağı çalımalar muhatap dahi bulmadan evine dönmek zorunda bırakılmış.
Bu kesitler ülkemizin gerçekleri:
Belkide bu makaleyi okuyanladan çoğunluğun bu kadere terkedilmiş olduğundan hayıflanacağını duyar gibiyim.
Ülkemizde ki yapılan seçim milletimiz için hayırlı olsun temmennisiyle birlikte, adil şartlarda yapılmadığını bilmeyen yoktur.
Şöyle ki Bir tarafta devletin tüm imkanları, kanalları muhalefeti suçlamakla kullanacak.
Muhalefet te kendisini en cılız imkanlarla ifade edecek ve yapılan iftiraların ithamların kendilerinin değilde.
Asıl iftirayı atanların yakıştırdıkları tüm ithamları bilakis kendilerinin yapmış olduğunu seçmene inandıracak ve savunacak:
Böyle bir yarışa aslında razı dahi olunamaz. 
Baştan kaybedilmiş bir seçim oluyor.
Eskiden siyasiler devletin televizyonlerında açık oturumlar yaparlardı.
Hatta konuşma süreleri dahi eşit olurdu:
Senin ne olduğun değil karşındakinin ne kadar ve nasıl anladığıdır aslolan ama buna bile rıza gösterilir sonuca da adil denilebilir.
Gel gör ki yeni Türkiye’mizde olay vahim:
Her türlü yanlışı yapıp ta muhalefete yüklemek ne insanlığa, nede savunulan islama sığar.
Bu vebalin altından kalkmak epey zor olsa gerek:
İslam savunmayı değil yaşamayı ,yaşatmayı getektirir.
 Dolu testi su almaz diye bir tabir vardır;
İnsanların beyni vicdanı yanlış  larla doldurulmuş belli ki...
Asla hakikati kabullenmiyor.
Hocamız demek ki ne zorluklarla karşı karşıyaydı ki!
Arkadaş ben size hayali resim göstermiyorum; gerçekleri gösteriyorum diyordu.
Tayyo iki gömleği diye de isim takmıştı:
Hele ki o göğsündeki işaretin tefsirini yaparsam ağlarsınız diyordu.
İki büklüm insanlığın hangi tehikeler altında olduğunu son nefesine kadar anlatmıştı da anlayan az olmuştu:
Şimdi hoca haklıymış demek olayı çözmüyor malesef ki!
Hocamızın böyle itham ettiği Reis’in çıkıp biz hocamızın yolundayız diyerek günah çıkartması akıllara zarar!

Kaldıki Erbakan hocamızı terkettiği zaman ,çıkıp STV de  aleyhinde konuştuğu videolar silinmedi duruyor izliyordur kendisi de;
şakşakçıları da.
Ama ne hikmetse nasıl bir bağla bağlanmışlar sa kendilerine herşey mubah.
Hatta zavallı demek durumundayım; hâlâ  Erbakan hocamızın yapamadığını yaptığını iddia ediyorlar:
Bi bakıma doğru söylüyorlar
:
-Erbakan hocamız hiçbir gayrimülim”Yahudi”den cesaret madalyası, sekiz kollu şamdan almadı!

-Amerika’ya İncirlik üssümüzü açıp , birbuçuk milyon Irak’lı müslüman ,kadın çocuk dahi katline vesile olmadı!

-İstail CB yi Mehmetçik le İsrail bayrağıyla bin odalı sarayda ağırlamadı!

-Külliyede Papazlara kendisini kutsatmadı!
- Kilise de’ Eşi ve yardımcılarıyla ayine katılmadı!
-Papa’nın, Buş’un, Perez’in’ Herzog’un kanlı ellerini sıkıp kucaklaşmadı!
-Bereber yürüdük, hasret bitsiiin türküsü söylemedi!
- Hiç bir zaman bebek katilleriyle megri söylemedi, meclise girmelerine vesile olmadı!
*Lut kavminin hekakına sebep olan LGBT,yi yasallaştırıp, suçu başkasına atmadı.
*Yüce kitabımızın “YAK-LAŞ-MA” dediği “ZİNA”yı yasayla serbestleştirmedi!
Gerçekten ak seçmen haklı meğer ne çok şey yapmışsın Reyis!
Hepside yeniden iktidara getirmelik, kalan giden vardır daha yapılacak eksik kalmasın...
Bunların hiçbiri ve daha sizin yaptığınız nice hataların yanlışların yanından dahi 
geçmedi Erbakan hocamız...

Bilakis hocamz :
*İsrail’in gözü olan üslerini   kapattı!

*Kimlerrr  kimlerle diye seçim malzemesi yaptığınız Ecevit’le “Kıbrıs Barış Harekatı”nı  gerçekleştirip vatanımıza  vatan kattı!
*Medyaya şakşakçılara aktarılan hortumları havuz sistemiyle biriktirip işçinin,memurun, esnafın, “% yüz zamlarla “köylünün cebine koydu!
*Meclis kürsüsünden banane Amerika’dan diyerek, “İslam Birliği”ni kurdu!
*Ağır sanayi hamleleriyle ülkemizi müreffeh düzeye  çıkardı!
*Üretimde  gösterdiği hassasiyetle insanımız alım, da satımda başarı elde etti!
 Sayfalar dolusu hizmetlerini yaz yaz bitmez.
Bize bıraktığı misyonu eksiksiz yerine getirme mücadelemiz devam etmekte:
Tüm karalama kampanyalarınıza rağmen.

Ancak şu bir kez daha kanıtlandı ki, insanlar gördüğüne değil duyduğuna inanıyor; senin ne yaptığın hangi mücadeleyi verdiğin kimsenin umrunda değil, meydanları kim daha çok işgal ediyorsa, başarı sanılıyor.
Artık din islam bezirganlığı yapılamaz diye umut ediyorum;
Zaten İslamı konuşanların, islamı temsil etmediğini bilen gören gençler yeni bir din arayışına girdiler Allah muhafaza eylesin:
Övüneceğiniz bir eserde bu malesef:
Sığır sürüsü gibi, ne idüğü bilirsiz yabaniler de;
Beyin gücü yiğitlerin gayrimüslimlerin ülkesini tercih etmelerine vesile olundu: bununlada övünün...

Son tahlilde görüldü ki, pazarda akşamüstünü bekleyip, ucuz soğan alma derdinde olanların, Kadınlı erkekli meydanlarda horon teptiğini, hatta değil bir  müslümanın,sıradan birinin dahi yapamayacağı tuhaf hareketlerle oynadığına şahit olduk, hatta kutlamalar esnasında ,yanıbaşındaki. çöpü karıştıran rızkını arayan da bir kadındı...Allah beterinden korusun.
Seçim meydanlarında seccadelerle dolaşıp, din elden gidiyor, secdelerde zafer kutlayacağız diyenler aynı guruh değilmiydi?
Secdeniz mi değişti, siz mi değiştiniz?

Bu sebepten Said Nusi’nin sözleri aklıma düşüverdi...
 Nereden nereye:Yaşmağını başörtüsünü  dünyalara değişmeyen anodolu insanının hali içler acısı!
Neyse ki başlarında örtüleri duruyor da 
başka ne kalmış gitmeyen!
Hani bişey dediğimiz filan yok hani; başımızı açtıracaklar demelere binaen...

Rabbimiz akıl nimetimizi muhafaza eylesin!
Fe eyne tezhebün!
Vesselam 
Nazile ŞANAL