PARA KAYBININ ÖTESİNDE: BU İNSANLARIN RUHLARINI KİMLER TOPARLAYACAK?
Bugün açıklanan resmi rakam insanın aklını durduruyor:
455 bin 758 tekil yatırımcı…
SPK, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verildiğini açıkladı.
Peki biz yalnızca rakama mı bakacağız?
Hayır.
Çünkü o rakamın arkasında insanlar var.
Bir anne, bir baba, bir emekli, bir çalışan, bir küçük esnaf, bir müteahhit…
Belki çocuğunun okul parasını ödemek için parasını değerlendirmeye çalışan biri…
455 bin 758 kişiyi dört kişilik aileler üzerinden düşünürsek, bu durumun milyonlarca insanı dolaylı olarak etkileyebilecek bir sosyal ve psikolojik boyutu olduğunu görürüz.
Burada çok önemli bir ayrım yapmak zorundayız.
Elbette bilerek ve başkasını kandırmak amacıyla sisteme giren kişi ile ekonomik sıkıntı içinde, elindeki parasını çoğaltıp borcunu kapatmak, evini geçindirmek, çalışanının maaşını ödemek veya çocuğunun okul masrafını karşılamak amacıyla yatırım yapan kişiyi aynı kefeye koyamayız.
İnsanları yalnızca
“yatırımcı” diye tanımlamak kolaydır.
Ama kaybettiği paranın arkasında hayatını geçindirme mücadelesi varsa, mesele artık yalnızca finans meselesi değildir.
İşini kaybetme korkusu…
Borçlarını ödeyememe korkusu…
Çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamama korkusu…
Çalışanının maaşını verememe korkusu…
Evini kaybetme korkusu…
Aile içinde yaşanabilecek krizler…
Uykusuzluk, kaygı, çaresizlik ve ağır psikolojik çöküntü…
Bunların hiçbirini yalnızca bir bilanço tablosunda göremeyiz.
Peki şimdi soruyorum:
Bu insanların yeniden ayağa kalkabilmesi için nasıl bir sosyal ve psikolojik destek mekanizması
hazırlanıyor?
İşini kaybedenler için ne yapılacak?
Borç batağına girenler için ne yapılacak?
Ailesi dağılanlar için ne yapılacak?
Çocukların bu süreçten etkilenmesini önlemek için ne yapılacak?
Ve en önemlisi…
İnsanların psikolojik olarak çökmesini önlemek için ne yapılacak?
Çünkü bir insanın bütün birikimini kaybetmesi yalnızca parasını kaybetmesi değildir.
Bazen insan parasını kaybettiğinde geleceğe dair umudunu da kaybedebilir.
Burada intihar vakalarının arttığını söylemek için elimizde doğrulanmış bir veri olmadan kesin konuşamayız.
Fakat böylesine büyük bir finansal sarsıntının ruh sağlığı üzerindeki olası etkileri neden şimdiden ele alınmasın?
Neden kriz ortaya çıktıktan sonra hastanelerin acillerinde insanları sakinleştirmeyi bekleyelim?
Neden daha önce psikolojik destek, aile danışmanlığı, borç yapılandırması ve sosyal destek mekanizmaları devreye sokulmasın?
İnsanları yalnızca kaybettikleri parayla değil, kaybettikleri umutla da değerlendirmek zorundayız.
Bir tarafta ekonomik sistem içinde yükselme umuduyla yatırım yapanlar…
Diğer tarafta aynı sistemin içinde büyük kayıplarla yere çakılanlar…
Birilerinin zenginleşme sıçraması, başka birilerinin hayatında büyük bir çöküşe dönüşüyorsa burada yalnızca “yatırımcı risk aldı” diyerek konuyu kapatabilir miyiz?
Asıl sorular burada başlıyor:
Bu sistem nasıl denetlendi?
Riskler önceden görülebiliyor muydu?
Yatırımcıların korunması için hangi güvenceler vardı?
Neden bu noktaya gelindi?
Ve bundan sonra aynı şeyin tekrar yaşanmaması için ne değiştirilecek?
Çünkü gözden kaçan her risk, gelecekte başka insanların sırtına yük olabilir.
Bugün kaybeden insanın yarın yeniden hayata tutunabilmesi için yalnızca finansal değil, hukuki, ekonomik, sosyal ve psikolojik bir iyileşme planına ihtiyacımız var.
Çünkü mesele artık sadece para değil.
Mesele insan.
Bir insanın hayatı, ailesi, çocukları, çalışanları ve geleceği…
Ve şimdi yetkililere
soruyorum:
Bu insanların yeniden ayağa kalkabilmesi için ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Çünkü kaybedilen para belki zaman içinde telafi edilebilir.
Ama kaybedilen bir hayatın, dağılan bir ailenin ve çocukların ruhunda açılan yaranın telafisi çok daha zordur.
Önce “üç ay içerisinde ödenecek” denildi.
Şimdi sürenin altı aya çıkarılmasından söz ediliyor.
Peki üç aylık süreçte bile beklediği ödemeyi alamayan bir insan, altı ay daha nasıl dayanacak?
Üç ayda ödenemeyen bir borç, altı aya yayıldığında yalnızca süre uzatılmış olmaz; insanın geleceğe dair planı, borçları, ailesi, işi ve psikolojisi de daha büyük bir çıkmaza sürüklenebilir.
Bu nedenle burada öncelik tartışması yapılmalıdır.
İlk yapılması gereken, insanların kayıplarının mümkün olan en kısa sürede ve öncelikli olarak karşılanmasıdır.
Çünkü bugün yapılacak acil bir ödeme, belki bütün zararı ortadan kaldırmayacak.
Ama en azından bir yara bandı olabilir.
Bir insanın borcunu ödemesine, çocuğunun okul masrafını karşılamasına, çalışanının maaşını vermesine, evini ayakta tutmasına ve en önemlisi yeniden nefes almasına yardımcı olabilir.
Yetkililere soruyorum:
Bu insanların yarasına merhem olacak ilk acil adım ne zaman atılacak?
Çünkü bazı yaralar bekletildikçe iyileşmez.
Derinleşir.
Sırtımıza saplanan bu hançerleri ne zaman ve nasıl çıkartmayı düşünüyorsunuz?