Bahardan Sonrası Mı?

Mehmet Nuri BİNGÖL ( YAZAR )

09-04-2025 10:51

Bahardan Sonrası Mı?
Bahar ve baharlar da eninde sonunda, behemahal geliverir; o samimi vagonuna renk renk, desen desen “çiçekleri” takıp takıştırarak, yemyeşil bir alemi sırtına alıp bizlere ulaştırıverir.
Her devirdeki baharlar bile geliverdiği vakit, çok insana hiç gitmeyecek, hiç bitmeyecek vehmi hakimdi. Çok zaman kendimize şunu sormadan edemeyiz; güz, kış, hatta yaz mevsimi gelecek diye bir acayip telaşa kapılıyor, hazırlık üstüne hazırlık yapıyoruz. Peki, yalnız insanların değil, tüm mahlukatın maşuku “bahar” için neden hazırlanmıyoruz?
Bahar’dan bir önceki mevsimin kış olduğunu çoğumuz biliriz. Bahara çekilen hasretle, onun eşiği kış mevsiminin boraları, fırtına ve tayfunları bile nasipleniyor; nasiplenmeli; hikmet ve teklif sırrı bunu gerektirir.
Kışın da kendine göre güzellikleri vardır; hele tatlı yanları saymakla bitmez. Sobanın yaydığı ısıya yaslanıp, dışarıda yağan karı seyretmenin hoşnutluk verici bir hal olmadığını kim diyebilir? Kalın pardesülere sarınıp kar örtüsü üzerinde, yağmur altında gezinti veya “teferrüc”e çıkmayı sanırım herkes sever.
“Bazılarının hissine karışmak tabii ki hiç birimizin haddi değil. Ama kışın gelmesini sadece bu zevkleri yaşamak için yalnız bunun için isteyenlere hodgâm gözüyle bakmamak elimden gelmez. O kadar fakir fukara var; evsiz-barksız, gariban vatandaş. Onlar ne yapacak peki? Odun alamayanına yardım elini uzatabilecek misin; o sıcacık pardesünü bir tarafa fırlatıp, soğuğun tadını duyanların halini anlamayı hiç ister misin, pek bilemem. Belki de sadece bahara ne kaldı sitemiyle eğlenmeyi iş edineceksin!”
Bahar da “baharlar” da gelir elbet, gelmeli ve gelecek de… Hem vaadedilmiş, hem de şaşmaz mizan kantarı… 
Her çıkışın bir inişi olacak elbet, her kemalin de zevali misali… Demek istediğimiz o ki, bizler kışı ta’n ettiğin zaviyeden hiç bir vakit sevmedik, daima da sevmeyeceğiz. Kar tabii ki toprağı örtmeli, yağmurun yağmasına ancak tedbirsizler itirazı basar; sen değil! 
Hem kış gelmezse, baharın o sevimli ve samimi vagonu zaman rayının üzerinde tekrardan ve yeniden görünebilir mi hiç? Demir gülle içine “düşürülmüş” damlacığın donması için bile, şiddetli bir soğuk gerekmez mi?
Kış gelmeden evvel ve “evailinde” onun verebilmesi muhtemel ziyanlara karşı sıkı hazırlanırız; tedbirimizi almamazlık etmeyiz ama… Yine de -bazen- tedbir medbir dinlemeyip, yataklara düşürür bizi. Hele bir de uzar, Nisan ortalarına kadar sarkarsa, yandı gülüm keten helva…
“….Herşeye rağmen bilinen hakikat şu ki bahar ve baharlar yine de geliverir ansızın, dünyamıza çat kapı ediverir. Kış uzun da sürse, rüzgârlar, boralar acayip dehşette de olsalar; karlar istila hareketinde pek ısrarlı dursa, bahar günün birinde, erinde gecinde -belki de apansız- çıkagelir. O samimi ve sevimli vagonuna renk renk, desen desen çiçekleri takıp takıştırmıştır gene, yem yeşil bir alemi sırtına -yahud uhdesine- alıp, bize ulaştırmıştır bir bakarsın. Sen de haydi yallah dalmışsındır baharın kucağına… Tedbiri mi soruyorsun; Hak getire. Her şeyin geçtiğini, artık günlerin hep böyle çiçekli, hep böyle yeşil olacağını düşündün ya bir anlığına; kendini bile unutursun azizim, bırak tedbiri…”
Nisan yağmurunu kırlara açılarak -o da iyice yeyip,- yatağa düşenler sürü sepettir -gözlerimiz tavanda düşünürken olan biteni, belki de “bahara hazırlanma”nın bir zaruret olduğunu mırıldanıp duracağız; sadece ve sadece bununla vazifeyi tamamlanmış sayacağız.
“Çiçekler baharda gelir.” Amenna; “O nurani çiçeklere zemin ihzarı” için heyecanlı olmayı anlamak da mümkün; fakat dört başı mamur yol azığını yanına almamayı anlamak boyumuzu pek aşar, şaşar kalırız.
 “Beni kazanmanın pek ehven ve adiyattan olduğunu, her vakit de aynı basitliklerle çevrili olacağını sananlar, elbet aldanmaktadır. Layık olmayan ile bana hazırlık yapmayana hangi tarihte eriştim ki… Teyakkuzda bulunmalısınız her zaman. Kim dedi size bende ani soğuklar, yağmurlar, hatta fırtınalar yoktur diye; hava, badem dallarında açıvermiş pespembe ümit çiçeklerini kavuruveren gece ayazına çekmez diye kimden teminat aldınız?.. İşte onlardan birini daha yaşıyorsunuz, belki ilerde daha da yaşayacaksınız, ilkyaza, hatta yaza kavuşmanın bedelini onca ucuz mu zannettiniz?
Bir önceki baharı hatırlıyorum da, büsbüyük ümitlerle ne hedef kalmıştı yerinde, ne vazife. Varsa yoksa, “Bahar geldi!” büyüklenmesi ve “müfrit hüsn-ü zann” vadileri… Ne kaldı elde avuçta içi boş böbürlenmelerin dışında?
Verilen müjdeli ihbarların o günü değil de, ilerileri hedeflediğini düşünemeyecek kadar sermesttiniz, cezbe halindeydiniz. Neticede anlaşıldı ki ezici ekseriyet ona, bahara, “ferec”e tam manasıyla hazır değildi, görünen köy ile “müştebih ağaçlar” meseli gibiydi haliniz. Kıymetimi bilemez kimselerin görünmesiyle, hadiselerin seyrine “cevelan” verdiğinizi düşünemezdiniz bile… Öyle ki bana kızıp küsenleriniz bile oldu, soba veya mangal başındaki keyfiniz bozuldu diye, hayret! Kışı ve kışları kalker tabakalar kalınlığındaki bir “hakikat-perestlik sıddıkiyeti”ni inciten etvar ile, öyle bir unutmuştunuz ki, göreni afallatacak büyüklenmelerle, kendi ayağınıza bizzat kendiniz vuruyor, ne “fetva”ları verdiriyordunuz Kader’e.
Kış soğuklarının tekrar bastırıvereceğini en çok da buna şaşar, “meslek-i hakikat’ın hangi ilkesiyle bağdaştırdığınıza şaşkınım.Onun tekrar gelebileceğinden, bahara baskın verip elinizi ve dilinizi bağlayabileceğinden -sahi- nasıl gafil olurdunuz onca mukiz Hadis'e rağmen..."
Acı verici ama yerden göğe haklıdır bahar. Onun da yağmurları varmış demek, fırtınaları, boraları… Sizleri bilmem ama, biz hak vermeyiz ona. Kıymeti iyi bilinmeyen her nesne avucumuzun içinden kaymaya mahkûmdur. 
“Çare”papağanvari tekerlemeleri bırakıp, “Çiçekler-bahada vücut-pezir olur!” nidasını aleme yayan Pişdar ve Dümdar”ın eserlerini idrake dönmeliymişiz. Bahar sevincinin bile bir ölçüsü olduğunu “O” ne güzel buyurur. Herşeyin kadrini kıymetini bilmenin, “…Sani’ye nisbetle…” şekilenebileceğini biz nasıl unuturmuşuz? Kırlara “açılmanın”, yokuşları düze çıkarmanın yolunun da, yordamının da tasdikini, ancak orada bulabilirmişiz, En Büyük Vazife’ye namzet “ferid”lerin hallerinde görebilirmişiz ancak; yoksa kendi “başlarını yiyecek kılınç” sahiplerinde değil.
Ey aziz bahar! Biz bazen “su-i ihtiyar”ımız ile seni kışa çevirsek, takıp takıştırdığın çiçeklerin bir kısmını uçurtmalara takıp kaybettik diye kimimiz sana düşman kesilsek, o hasta yatağında geçireceğimiz günlerin hiç bitmeyeceğini, hiç gitmeyeceğini vehmetsek de, yolu yordamıyla, “müsbetçe” hazırlıklı olamadığımız kırlara tedbirsizce açılıp “harami”lerce tar u mar edildiğimiz “bu sahralar”a sere serpe yayılıp, kendimizi dağıttığımız için bizi bırakıp bir yerlere gitsen bile, senin, o zaman rayından kayarak tekrar gelivereceğini, ansızın teşrif edeceğini elbette bilmekteyiz.
Bahar’a hazırlanmanın, hatta layık olmanın kolay bir iş sayılamayacağını, sizler gibi biz de bilmekteyiz, ama “En hayırlı amel, en zahmetli olanıdır.” hükmü, hala yerli yerinde duruyor değil mi?
Bahardan sonra yaz'dır gelecek olan. Baharı tek netice görüp yaz mevsimini haber etmelere sırt çevirmenin vebali altından KİMLER kalkabilir sahiden?
 Mehmet Nuri BİNGÖL

DİĞER YAZILARI EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ 01-01-1970 03:00 Suçu Yanlış Yerde Aramak               Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 Zil Çaldı, Biz Kaldık 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL                Yollar Irmağa Çıkar              (Birecik’ten Öyküler) 01-01-1970 03:00 Regaib Kandili: Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Kelimelerin İktisadı, Mananın               Derinliği: Kısacık Yazılar                 MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 RESUL-Ü EKREM (ASM) VE                      DEVLET REİSLİĞİ 01-01-1970 03:00 Hz. İsa(as) ve Şahs-ı  Manevi 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DEDEM KADO 01-01-1970 03:00 AZ OLSUN MANTIĞI... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN BAZEN DAHA YAKIN TUTULMALI 01-01-1970 03:00 İCMALİ BİR İZAH: İSLAM ŞERİATI... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Suikast ve Sabotaj 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN- Hikâye 01-01-1970 03:00 Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 VAHDANİYETE DELİL SADECE KALP Mİ?  01-01-1970 03:00 Uhuvvet Hissinin Risale-i Nur’u Anlamadaki Faydası 01-01-1970 03:00 Haşiyeli İzahların Zarureti ve Bediüzzaman’ın Müsadesi                -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur’un Makamı Kur’an ve Hadisten          Sonra Gelen Bir Hakikat Mirasıdır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’a Göre Tefsir ve Çağımızda Nasıl Olmalıdır 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur,Ancak Külliyat Bütünlüğü ve           İslami İlimlerin Işığında Anlaşılabilir                  — Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti:              Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Üstad Bediüzzaman'da Salavatın Önemi ve Maddi- Manevi Bereketi 01-01-1970 03:00 Acayip Yerdeki AN 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 ÜMİDE SARILMAK 01-01-1970 03:00 TEZAT HAYATLAR 01-01-1970 03:00 TEZAT TEBESSÜMDEDİR BİZE Mehmet Nuri BİNGÖL -Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Hedefsiz Gemiye Rüzgârlar Yardım Edemez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 . Mevlid Kandilinin İslami Hükmü 01-01-1970 03:00 İSKENDER DİYE BİRİ 01-01-1970 03:00 Eski Hâl Muhal, Ya Yeni Hâl Ya İzmihlâl.. Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 MEHMET NURİ BİNGÖL KÂİNATIN FERYADI NEBİLERDE MAKES BULMUŞTUR. 01-01-1970 03:00 Ayasofya Aynasında -Hikâye MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 HİKÂYE MEHMED NURİ BİNGÖL Ç-AN- AK-KALE'DE GÜNEŞ 01-01-1970 03:00 İttifak Muhebbetten Gelir -Hikâye Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BİNGÖL'ÜN ET SANATI'NDA Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 İSTANBUL YOLUNDA UNUTKANLIK SENDROMU 01-01-1970 03:00 SIR MUHABBETİ ( Hikâye) Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SİYAH SANCAK - Mehmet Nuri BİNGÖL- Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 DUA 01-01-1970 03:00 ÜLFET DENEN İLLET 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 Fırat’ın Aynasında ( AN'da) 01-01-1970 03:00 TECRÜBEDEN VAZİFE ÇIKARMAK! 01-01-1970 03:00 Forma Mecburiyetinin Yanındayım 01-01-1970 03:00 Nizip-Şanlıurfa Yolunda Bir İbret Dersi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa Yolunda Bekleyiş 01-01-1970 03:00 Narh Nedir ve Gündeme Neden Geliyor? Mehmet Nuri Bingö 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 Çöp mü, Sabotaj mı, Yoksa? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade -Hikâye- 01-01-1970 03:00 O Kıyı, Bu Kıyı. - Hikâye 1995 Kışı 01-01-1970 03:00 BİR İNTERNET GAZETECİSİ: BÜLENT ERTEKİN 01-01-1970 03:00 İSLAM EKONOMİSİ: UMUMİ ADALETİN DENGELİ DÜZENİ 01-01-1970 03:00 Bu Dünyada Bir Cennet -hikaye- 01-01-1970 03:00 TEFEKKÜRÎ TEBLİĞ – ZAMANIN CİHADI 01-01-1970 03:00 YOLDAN KAL, YOLDAŞTAN... -Hikâye- 01-01-1970 03:00 FETÖ’YÜ KİM(ler) KURDU? 01-01-1970 03:00 GURBETİN DİLİ YOK, GÖZÜ YAŞLI 01-01-1970 03:00 Çınar’daki Öz Değişim 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tasvir Gazetesi Vardı... 01-01-1970 03:00 Risalet Nurlarıyla 01-01-1970 03:00 "Anam, Babam Sana Feda Olsun, Ya Resûlallah!" 01-01-1970 03:00 Zeytinlikteki Mavi Ev 01-01-1970 03:00 Bir Roman Tasavvurundan... Tekrar İstanbul Ama.. 01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 01-01-1970 03:00 Meşru Hürriyet Gıdayla, Malla Değiştirilmez 01-01-1970 03:00 İRAN'A HÜCUMLARDA ONA NEDEN DUACI OLMALIYIZ? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SÜRÜDE KALAN İNSAN 01-01-1970 03:00 ASLINDA NE OLUYOR? 01-01-1970 03:00 Tarık Buğra Diye Biri 01-01-1970 03:00 MEHDİ’NİN FAZİLETTEKİ SIRALAMASI 01-01-1970 03:00 "ADALET-İ İZAFİYE" ve "MASLAHAT-I UMUMİ" BİRER ŞER'İ USULDÜR. 01-01-1970 03:00 NEDEN KAPALI BİR İHBARLAR. 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 HAKİKATA BİR PENCERE 01-01-1970 03:00 CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK 01-01-1970 03:00 MÜZEDEN AYASOFYA-YI KEBİR'E... Ayasofya… 01-01-1970 03:00 MASUM NASREDDİN HOCA- BAHTSIZ M. AKİF 01-01-1970 03:00 ADINI NE KOYARSAN... 01-01-1970 03:00 TEVHİD MEŞALESİ- 1 01-01-1970 03:00 WAGNER- ÇEÇEN İTTİFAKI MI? 01-01-1970 03:00 "DİNİ VAKIF" GENCİ NEYE HAZIRLAR? 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK BURHAN MUCİZELER-1 01-01-1970 03:00