Bu Dünyada Bir Cennet -hikaye-

Mehmet Nuri BİNGÖL ( YAZAR )

22-07-2025 10:11

MEHMET NURİ BİNGÖL
                Bu Dünyada Bir Cennet       
                            -hikaye-
      Geniş yapraklı çınar, akasya ve çamların gölgesinde serin bir rüzgâr esiyordu yürekleri okşayıp serinleterek.  Ilgın’ın huzur dolu Millet Bahçesi, çocuk kahkahaları ve kuş cıvıltılarıyla bezeliydi. Günün yorgunluğu hafif  esintiyle silinirken bir bankın etrafında küçük bir hayat yazılıyordu sessizce. 
   Nesibe, sevecen bir titizlikle çantasından çocuklar için bir şeyler çıkarıyordu durmadan. Gözleriyle hem aradığı mendili bulmaya çalışıyor hem de minik Ayliz Gökçe’yi kolluyordu. Ayliz, küçük elleriyle sepetin içine dalmış, annesinin iznini beklemeden hayata karışan bir merakla ondan bir şeyler ayıklıyordu sanki.
    Biraz ötede, gölgeli bir ağacın altında oturan Ahmet Nureddin, hem bu tabloya bakıyor hem de içindeki duyguları ölçüp biçiyordu. Saçlarına düşen aklar, yüzüne sinmiş tebessümle bir ömürlük yorgunluğu gizliyordu. Torunu Gökçe'nin gülüş ve saadetini görmekten memnundu. Kendi kendine mırıldanmaktan da geri duramıyordu:
   “İnsan, bazen büyük bir roman değil de böyle küçük sahne olmak ister. Bir dedenin, bir annenin ve iki çocuğun kalbinde saklı bir huzur sahnesi...”
   Gün batımına yaklaşırken, ağaçların arasından süzülen ışık, her şeyin üstüne ince bir altın şerit çeker gibi.
    Ilgın’da o gün, büyük bir romanın en sade ve en kıymetli cümlesi yazıldı: "Aile."
**
  Ayliz Gökçe, dünyayı henüz yeni keşfetmeye başlayan küçük bir yıldız gibiydi. Her şey onun için taptaze, her ses yeni bir şarkı misaliiydi. Annesi çantayı karıştırırken, o da minik elleriyle içindekileri inceliyordu: bir mendil, bir minik parfüm şişesi, bir anahtarlık ve bir kurdele.
    “Anne bu ne?” diye sordu şaşkın bir ifadeyle.
    “O, senin doğum gününde saçına taktığımız fiyonk. Saklıyorum onu,” dedi Nesibe gülümseyerek.
   Ayliz, o fiyonkla bir peri kızıymış gibi dans etti kısa bir süre. Yanlarında oturan ağabeyi gözlüklerini düzelterek söze karıştı:
     “Ben de senin doğum gününde şarkı söylemiştim, hatırlıyor musun?”
   “Sen ‘Mutlu yıllar’ dememiştin bana, ‘Gökçe Yıldız’ demiştin,” dedi kız kardeşi, hafifçe somurtarak.
     Ahmet Nureddin o sırada oturduğu yerden ayağa kalktı. Elinde cep telefonuyla yavaşça yaklaştı ve bu anı gizlice kadraja aldı. Onlar fark etmeden, günü daha ölümsüzleştirmişti sanki. Sonra usulca yanlarına geldi:
   “Ne konuşuyorsunuz bakalım?”
   “Dedeciğim, bu fiyonk benimmiş, ama artık oyuncak bebeklerime takacağım,” dedi Ayliz. Nesibe elini uzatıp kızının yanağını okşadı.  
   Ahmet Nureddin oturduğu sandalyeye dönerken not  defterine bir şeyler yazdı. Ayliz’in fark ettiği bu küçük şey, onun gözünde dünyanın en güzel hazinesiydi.
**
  Gökçelerin öğleden sonrası oyun alanına taşınmıştı. Ayliz Gökçe, gözünü salıncağa dikince ağabeyi, onun için salıncağı hafifçe itiyor ve her seferinde “Yüksel bakalım kuş kız!” diye bağırıyordu. Küçük kızın kahkahaları Ilgın Bahçesi’ne yayılıyor, salıncağın gıcırtısıyla karışıp  neşenin sekillenmiş hali oluyordu.
   Ama aniden... Salıncak bir an dengesini kaybetti, Gökçe yavaşça yan döndü ve yere oturarak düştü. Sert değil, ama ani bir şaşkınlıkla. Gözlerinde yaş birikti, dudakları titredi. Bir anda koşarak gelen annesi Nesibe diz çökerek,
   “Ah kuzum! Dizin mi ağrıdı?” diye sordu.
   Ayliz başını salladı. Ne acı vardı ne de  korku. Sadece beklenmedik bir düşmenin getirdiği ürkeklikti yüzündeki. Annesi onu hemen kucağına aldı. Tunik eteğiyle gözyaşlarını sildi. Dedesi Ahmet Nureddin de yanlarına geldi. Eğildi, torununun göz hizasına indi.
   “Seni salıncağa çıkaran kuş, yere inince baykuşa dönüşürmüş.” diye latife etti gülümseyerek. Ayliz durdu. Başını kaldırıp kaşlarını sevimlice çattı.
    “Baykuş mu?”
    “Ama korkma. Çünkü baykuşlar geceyi korurlarmış  Sen artık geceyi koruyan küçük bir kahramansın. Korunan gecenin şafağı tez olurmuş ”
   O an Gökçe'nin yüz hatları yumuşadı. Dizindeki tozlar annesince silindi, gözyaşları dindi. Ağabeyi ona yaklaşırken biraz mahçuptu:
    “Yarın yine bineriz ama daha yavaş,” dedi utanarak. Ayliz onun elini tuttu. Nesibe  ise kızı Gökçe'yi öptü, Gökyüzü hâlâ açıktı. Hayat, bir daha hiç ağlamayacakmış gibi devam edip gidiyordu.
**
.  Güneş, yaprakların arasından süzülerek masaya düşüyordu hâlâ. Nesibe termostan çay ikram etti sonra. Çocuklar bisküviyle oyalansa da, küçük Ayliz Gökçe dedesinin dizine sokulmuş, onun sesini bir masal gibi dinlemeye hazırlanmıştı tekrar.
   Ahmet Nureddin, çayından bir yudum alıp bakışlarını çınar ağacının gövdesine dikti, " maşaallah, Rabbim nasıl çok nimet sunmuş bize..." diye "zikir" vazifesini yaptıktan sonra  hüzne kaydı:
   “Ben sizin yaşınızdayken, Ilgın’da değil, havara taş bir evin avlusundaydım. Babam bana tahta çerçeveli, zili bozuk bir bisiklet almıştı. Siyah kurdele bağlamıştı gidonuna. Çünkü bayram günüydü. Nesibe kaşlarını kaldırarak:
   “Bayram hediyesi miydi?” diye soruyor aceleyle. Ahmet Nureddin başını sallıyor. “Ama o bisikleti sadece iki gün kullanabildim. Sonra bizim oradakı ırmak taşınca duvarımız da çökmüştü, bisiklet de sele kapılıp gitti.”
   Ayliz Gökçe’nin yüzü ciddileşiyor. Ağabeyi bir şey demiyor ama kulağını dedesine veriyor.
   “Ama üzülmedim. Çünkü o bisikletle iki gün boyunca mahallede herkesi gezdirmiştim. Kendi binmediğim kadar başkasını bindirmiştim. Hâlâ hatırlarım. Siyah kurdele, rüzgârda uçuşurdu.”
   Bir sessizlik oldu, çaydan bir yudum daha alındı. Küçük Ayliz fısıldayarak,
   “Dede… Benim oyuncak arabama da siyah kurdele bağlayalım mı?” deyince Ahmet Nureddin başını okşadı onun.
   “Olur olur dedem. Ama rüzgârı da davet etmek gerekir…” dedi.
**
   Gün ilerlemiş, çocukların enerjisi tükenmeye yüz tutmuştu. Ayliz Gökçe, annesinin kucağında uyuklarken, ağabeyi gölgelikte çizgi defterine kalemle karalamalar yapıyordu. Ahmet Nureddin, çantasından küçük, eski bir cüz çıkardı. Nesibe dikkat kesildi:
   “Baba! Bu senin her zaman iç cebinde taşıdığın küçük Kur’an mı?”
   Ahmet Nureddin başını salladı.
    “Kur'an  ve tefsiri. Gençliğimde Türkmen bir dost  hediye etmişti. Öğretmenlik  yıllarımda da yanımdaydı. Arkamda yanan ocaklar, önümde bilinmez yollar vardı. Ama Kur'an ve tefsiri Nur Risaleleri beni hep toparladı.”
   Nesibe saygıyla baktı ona, gözleri buğulandı. Çocukken babasının seccadeye diz çöktüğü anları ve sabah namazından sonra onları sessizce okurken ağladığını hatırladı.
   “Peki dede,” dedi  torunu, “bu kitapta neler yazıyor?” Ahmet Nureddin dizini gösterdi:
   “Bak, evlat... Bu kitaplar, Rabbimizin bize gönderdiği mektupların açıklamasıdır. Kim ona kulak verirse, yolu bulur. Kimseye yüksek sesle bağırmaz ama kalbine konuşur.”
   Çocuk, biraz durdu. Sonra gözlüğünü düzeltti.
   “Peki o zaman… Bize biraz okusana.”
   Ahmet Nureddin gözlüklerini taktı, küçük bir  kitapçığı açtı. Kendi kendine değil, kalpten kalbe bir fısıltıyla okumaya başladı:
    “Andolsun kuşluk vaktine. Ve sakinleştiği zaman geceye… Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı…”
   Ve,
   "İman  insanı insan eder, belki de sultan eder. "
   Ayet ve vecizeler, mana mana ağacın dallarından sızan güneşle birleştiler. O an, Ilgın Millet Bahçesi’nde sadece dedesini dinleyen bir çocuk değil, üç kuşaklık bir hatıranın kalbine doğmuş bir sembolüydü.
   Hatırlamadan yapamadı Ahmet Nureddin:
   "İnsanının hakiki bir Cenneti aile hayatıdır "

DİĞER YAZILARI EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ 01-01-1970 03:00 Suçu Yanlış Yerde Aramak               Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 Zil Çaldı, Biz Kaldık 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL                Yollar Irmağa Çıkar              (Birecik’ten Öyküler) 01-01-1970 03:00 Regaib Kandili: Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Kelimelerin İktisadı, Mananın               Derinliği: Kısacık Yazılar                 MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 RESUL-Ü EKREM (ASM) VE                      DEVLET REİSLİĞİ 01-01-1970 03:00 Hz. İsa(as) ve Şahs-ı  Manevi 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DEDEM KADO 01-01-1970 03:00 AZ OLSUN MANTIĞI... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN BAZEN DAHA YAKIN TUTULMALI 01-01-1970 03:00 İCMALİ BİR İZAH: İSLAM ŞERİATI... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Suikast ve Sabotaj 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN- Hikâye 01-01-1970 03:00 Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 VAHDANİYETE DELİL SADECE KALP Mİ?  01-01-1970 03:00 Uhuvvet Hissinin Risale-i Nur’u Anlamadaki Faydası 01-01-1970 03:00 Haşiyeli İzahların Zarureti ve Bediüzzaman’ın Müsadesi                -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur’un Makamı Kur’an ve Hadisten          Sonra Gelen Bir Hakikat Mirasıdır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’a Göre Tefsir ve Çağımızda Nasıl Olmalıdır 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur,Ancak Külliyat Bütünlüğü ve           İslami İlimlerin Işığında Anlaşılabilir                  — Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti:              Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Üstad Bediüzzaman'da Salavatın Önemi ve Maddi- Manevi Bereketi 01-01-1970 03:00 Acayip Yerdeki AN 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 ÜMİDE SARILMAK 01-01-1970 03:00 TEZAT HAYATLAR 01-01-1970 03:00 TEZAT TEBESSÜMDEDİR BİZE Mehmet Nuri BİNGÖL -Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Hedefsiz Gemiye Rüzgârlar Yardım Edemez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 . Mevlid Kandilinin İslami Hükmü 01-01-1970 03:00 İSKENDER DİYE BİRİ 01-01-1970 03:00 Eski Hâl Muhal, Ya Yeni Hâl Ya İzmihlâl.. Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 MEHMET NURİ BİNGÖL KÂİNATIN FERYADI NEBİLERDE MAKES BULMUŞTUR. 01-01-1970 03:00 Ayasofya Aynasında -Hikâye MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 HİKÂYE MEHMED NURİ BİNGÖL Ç-AN- AK-KALE'DE GÜNEŞ 01-01-1970 03:00 İttifak Muhebbetten Gelir -Hikâye Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BİNGÖL'ÜN ET SANATI'NDA Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 İSTANBUL YOLUNDA UNUTKANLIK SENDROMU 01-01-1970 03:00 SIR MUHABBETİ ( Hikâye) Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SİYAH SANCAK - Mehmet Nuri BİNGÖL- Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 DUA 01-01-1970 03:00 ÜLFET DENEN İLLET 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 Fırat’ın Aynasında ( AN'da) 01-01-1970 03:00 TECRÜBEDEN VAZİFE ÇIKARMAK! 01-01-1970 03:00 Forma Mecburiyetinin Yanındayım 01-01-1970 03:00 Nizip-Şanlıurfa Yolunda Bir İbret Dersi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa Yolunda Bekleyiş 01-01-1970 03:00 Narh Nedir ve Gündeme Neden Geliyor? Mehmet Nuri Bingö 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 Çöp mü, Sabotaj mı, Yoksa? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade -Hikâye- 01-01-1970 03:00 O Kıyı, Bu Kıyı. - Hikâye 1995 Kışı 01-01-1970 03:00 BİR İNTERNET GAZETECİSİ: BÜLENT ERTEKİN 01-01-1970 03:00 İSLAM EKONOMİSİ: UMUMİ ADALETİN DENGELİ DÜZENİ 01-01-1970 03:00 TEFEKKÜRÎ TEBLİĞ – ZAMANIN CİHADI 01-01-1970 03:00 YOLDAN KAL, YOLDAŞTAN... -Hikâye- 01-01-1970 03:00 FETÖ’YÜ KİM(ler) KURDU? 01-01-1970 03:00 GURBETİN DİLİ YOK, GÖZÜ YAŞLI 01-01-1970 03:00 Çınar’daki Öz Değişim 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tasvir Gazetesi Vardı... 01-01-1970 03:00 Risalet Nurlarıyla 01-01-1970 03:00 "Anam, Babam Sana Feda Olsun, Ya Resûlallah!" 01-01-1970 03:00 Zeytinlikteki Mavi Ev 01-01-1970 03:00 Bir Roman Tasavvurundan... Tekrar İstanbul Ama.. 01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 01-01-1970 03:00 Meşru Hürriyet Gıdayla, Malla Değiştirilmez 01-01-1970 03:00 İRAN'A HÜCUMLARDA ONA NEDEN DUACI OLMALIYIZ? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SÜRÜDE KALAN İNSAN 01-01-1970 03:00 Bahardan Sonrası Mı? 01-01-1970 03:00 ASLINDA NE OLUYOR? 01-01-1970 03:00 Tarık Buğra Diye Biri 01-01-1970 03:00 MEHDİ’NİN FAZİLETTEKİ SIRALAMASI 01-01-1970 03:00 "ADALET-İ İZAFİYE" ve "MASLAHAT-I UMUMİ" BİRER ŞER'İ USULDÜR. 01-01-1970 03:00 NEDEN KAPALI BİR İHBARLAR. 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 HAKİKATA BİR PENCERE 01-01-1970 03:00 CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK 01-01-1970 03:00 MÜZEDEN AYASOFYA-YI KEBİR'E... Ayasofya… 01-01-1970 03:00 MASUM NASREDDİN HOCA- BAHTSIZ M. AKİF 01-01-1970 03:00 ADINI NE KOYARSAN... 01-01-1970 03:00 TEVHİD MEŞALESİ- 1 01-01-1970 03:00 WAGNER- ÇEÇEN İTTİFAKI MI? 01-01-1970 03:00 "DİNİ VAKIF" GENCİ NEYE HAZIRLAR? 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK BURHAN MUCİZELER-1 01-01-1970 03:00