BÜYÜK DEDEM KADO

Mehmet Nuri BİNGÖL ( YAZAR )

05-12-2025 10:02

BÜYÜK DEDEM KADO
      Birecik’in sabahı başkadır. Fırat’ın üstüne çöken sis, güneş doğana kadar suya sanki bir sır perdesi gibi gerilir; kuşlar yalı boyundaki söğütlere konar; balıkçılar henüz suya açılmamıştır. Fakat bir ses vardır ki, güneşten önce doğar.  Bu Abdulkadir'in havara kayaları yontan balyozunun mihaniki sesidir.
     Kentin en eski sokaklarında yankılanan bu ağır ritim, mermeri ufaltma sesidir. Birecik halkı bu sese alışkındır. Hatta bazı yaşlılar, “Sabah ezanından sonra Kado’nun balyozu çalmazsa, o gün bizim için bereket mahrumudur,” derler.
     Kado—asıl adı Abdulkadir—Kerkük’ten gelmiştir. Sekiz baba önce... Tozlu yollar, kervan gölgeleri, yokuşlardan inen rüzgârlar ve göç eden bir soyun hatırası omuzlarına sinmiştir. 
     Kerkük’te bir soylu  taşçı ailesindendi. Taşı sadece kesmez, okur, üfler, sırdaş olurdu onunla. Dedelerinden kalan hüner, onun parmaklarında esrara dönüşürdü.
     Ama bir gün kader, o aileyi ikiye ayırdı. Büyük dedelerin son toplantısında iki kardeş—Kado ve İsmail—yola çıkmaya karar verdiler. Kerkük daralmıştı; geçim kıt, aile kalabalıktı. 
     “Kervan iki yöne dağılırsa rızık da genişler” demişti babaları. İsmail kuzeyin serin rüzgârlarına güvenmişti: Muş ve Varto taraflarına. Kado ise içindeki su sesini dinledi: “Ben Fırat’a gideceğim.”
**
     Fırat’a yaklaşırken toprak kızıl, kayalar sarıya çalan bir kalker rengine dönünce Kado’nun gözleri parladı.
     “Havara taşının kokusu bu…” dedi kendi kendine. Bu taş, Kerkük’teki ocakları hatırlatıyordu. Kolay işlenir, ama sanata dönüşünce asırlarca dayanırdı.
     Birecik halkı, yabancı bir adamın sabahın dördünde dağın yamacında bir taş ocağına tırmandığını görünce şaşırmıştı. Kado, bir gün biçilmiş otların yanında konakladı, ertesi sabah ise işe koyuldu.
      Taşı yokladı önce—parmak uçlarıyla.
Sonra kulağını dayadı taşın soğuk sinesine. Sanki taş ona:
    “Beni doğru yerden vurursan kırılırım, yoksa kendini de yorarım,” diyordu.
     İşte o gün Birecik halkı ilk kez balyozun buğulu bir ezan gibi yankılandığını duydu.
     **
     Her sabah aynı ritim: Taş kırıldıkça çıkan tiz ses, Kado’nun darbelerini öperek göğe savuruyordu. Kadınlar tandıra hamur götürürken durup dinler,
çobanlar sürülerini Fırat’a indirirken başlarını çevirir, çocuklar okul yolunda taşa vurulan darbelerin tozunu izlerdi.
     Kado’nun yanında çalışan kimse yoktu. Sadece ustalığı değil, ağır bir gurbet suskunluğu da vardı içinde.
Ama Birecik onu sevdi. Kimse bilmezdi bunu; Kado her sabah taş aralarında kısa bir dua ederdi:
     “Yarabbi, bana taşı yumuşat; ben de bu halka helal lokma çıkarayım.”
**
     Zamanla Kado’nun yonttuğu taşlar bütün kente yayıldı. Evlerin kapı kemerleri onun izini taşırdı. Cumbaların altındaki süslü konsollar, çeşme aynaları, mezar taşlarındaki ince motifler…
     Bir gün Birecik’in en zengin tüccarı Halil Ağa, ona şöyle dedi:
     — “Usta, bu taşın huyu sende başka. Ne görüyorsun bu kayada da böyle işliyorsun?”
Kado gülümsedi:
     — “Taşta insan yüzü vardır. İnsan nasıl kırılırsa, taş da öyle kırılır. Öfkeyle vurursan dağılır; sabırla vurursan sanat olur.
      **
     Yıllar geçti. Kado’nun kolları kalınlaştı, saçlarına kır düştü. Bir gün Fırat kıyısında bir yolcu kervanı durdu. Kervanın başındaki adam, yüzünde bozkır yanıklarıyla Kado’ya doğru yürüdü.
     Kado balyozunu bıraktı. Çünkü gelen adamı  tanımıştı. Bu İsmail’di. Muş-Varto dağlarında yaşayan, uzun yıllardır görmediği kardeşi. Kucaklaştılar.
     Bir an Fırat’ın üstünden bir kuş uçtu, ya keçelaynak ya da karabataktı; zaman durdu sanki. İsmail kardeşine baktı:
    — “Sen burada bir şehir kurmuşsun Kado.”
    — “Ben kurmadım. Taş kurdu. Ben sadece dinledim,” dedi Kado.
     İsmail yıllar sonra kardeşinin yaptığı çeşmelerden su içti, merdivenlerdeki taşları okşadı. Tüm Birecik halkı onları tanıdı; çünkü ustanın sessizliği dile gelmişti o gün.
     Gece, Fırat’ın kenarında iki kardeş otururken İsmail şöyle dedi:
    — “Sende taş bile yumuşar. Bana da bir hatıra ver.”
     Kado bir süre düşündü. Sabahın ilk ışığında kardeşini taş ocağına götürdü. Bir blok taşın üzerine iki soy kardeşliğini simgeleyen bir damga işledi; birlikte doğmuş iki çizginin ortada birleştiği bir işaret.
     Bu taşı  yanında götürdü İsmail. Bugün hâlâ Muş-Varto civarında bir mezar taşında, bir ev eşiğinde ya da bir çeşme gövdesinde durduğu söylenir.
     **
    Kado’nun son günü de bir sabahın ilk vuruşuyla başladı. Ama bu kez balyoz sesi bir an sustu. Onu tanıyan herkes irkilmişti.Kado o sabah biraz gecikmişti. Taş ocağına vardığında durdu, Fırat’a baktı. Derin bir nefes alıp balyozunu kaldırdı. Fakat daha indirmeden yere çöktü.
     Birecik halkı, o sabah balyoz sesinin eksikliğini ilk kez buruk bir hüzünle hissettiler. Ustayı Fırat kıyısında, kendi yonttuğu taşlardan yapılmış sade bir mezara koydular.
     Ve kimse mezar taşını düzeltmeye cesaret edemedi; çünkü o taşın üzerinde ustanın kendi el emeği vardı. 
     Yıllar yılları kovaladı, bulutlar akıp geçti yıl yıl. Birecik’in bazı eski evlerinin kapı taşları hâlâ Kado’nun izini taşır. Sabahları Fırat’ın kıyısında kayalardan bir ses gelirse yaşlılar:
     “Bu Kado’nun nefesidir. Usta hâlâ taşa ses veriyor.” diye hasret dokurlar.

DİĞER YAZILARI EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ 01-01-1970 03:00 Suçu Yanlış Yerde Aramak               Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 Zil Çaldı, Biz Kaldık 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL                Yollar Irmağa Çıkar              (Birecik’ten Öyküler) 01-01-1970 03:00 Regaib Kandili: Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Kelimelerin İktisadı, Mananın               Derinliği: Kısacık Yazılar                 MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 RESUL-Ü EKREM (ASM) VE                      DEVLET REİSLİĞİ 01-01-1970 03:00 Hz. İsa(as) ve Şahs-ı  Manevi 01-01-1970 03:00 AZ OLSUN MANTIĞI... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN BAZEN DAHA YAKIN TUTULMALI 01-01-1970 03:00 İCMALİ BİR İZAH: İSLAM ŞERİATI... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Suikast ve Sabotaj 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN- Hikâye 01-01-1970 03:00 Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 VAHDANİYETE DELİL SADECE KALP Mİ?  01-01-1970 03:00 Uhuvvet Hissinin Risale-i Nur’u Anlamadaki Faydası 01-01-1970 03:00 Haşiyeli İzahların Zarureti ve Bediüzzaman’ın Müsadesi                -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur’un Makamı Kur’an ve Hadisten          Sonra Gelen Bir Hakikat Mirasıdır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’a Göre Tefsir ve Çağımızda Nasıl Olmalıdır 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur,Ancak Külliyat Bütünlüğü ve           İslami İlimlerin Işığında Anlaşılabilir                  — Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti:              Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Üstad Bediüzzaman'da Salavatın Önemi ve Maddi- Manevi Bereketi 01-01-1970 03:00 Acayip Yerdeki AN 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 ÜMİDE SARILMAK 01-01-1970 03:00 TEZAT HAYATLAR 01-01-1970 03:00 TEZAT TEBESSÜMDEDİR BİZE Mehmet Nuri BİNGÖL -Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Hedefsiz Gemiye Rüzgârlar Yardım Edemez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 . Mevlid Kandilinin İslami Hükmü 01-01-1970 03:00 İSKENDER DİYE BİRİ 01-01-1970 03:00 Eski Hâl Muhal, Ya Yeni Hâl Ya İzmihlâl.. Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 MEHMET NURİ BİNGÖL KÂİNATIN FERYADI NEBİLERDE MAKES BULMUŞTUR. 01-01-1970 03:00 Ayasofya Aynasında -Hikâye MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 HİKÂYE MEHMED NURİ BİNGÖL Ç-AN- AK-KALE'DE GÜNEŞ 01-01-1970 03:00 İttifak Muhebbetten Gelir -Hikâye Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BİNGÖL'ÜN ET SANATI'NDA Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 İSTANBUL YOLUNDA UNUTKANLIK SENDROMU 01-01-1970 03:00 SIR MUHABBETİ ( Hikâye) Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SİYAH SANCAK - Mehmet Nuri BİNGÖL- Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 DUA 01-01-1970 03:00 ÜLFET DENEN İLLET 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 Fırat’ın Aynasında ( AN'da) 01-01-1970 03:00 TECRÜBEDEN VAZİFE ÇIKARMAK! 01-01-1970 03:00 Forma Mecburiyetinin Yanındayım 01-01-1970 03:00 Nizip-Şanlıurfa Yolunda Bir İbret Dersi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa Yolunda Bekleyiş 01-01-1970 03:00 Narh Nedir ve Gündeme Neden Geliyor? Mehmet Nuri Bingö 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 Çöp mü, Sabotaj mı, Yoksa? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade -Hikâye- 01-01-1970 03:00 O Kıyı, Bu Kıyı. - Hikâye 1995 Kışı 01-01-1970 03:00 BİR İNTERNET GAZETECİSİ: BÜLENT ERTEKİN 01-01-1970 03:00 İSLAM EKONOMİSİ: UMUMİ ADALETİN DENGELİ DÜZENİ 01-01-1970 03:00 Bu Dünyada Bir Cennet -hikaye- 01-01-1970 03:00 TEFEKKÜRÎ TEBLİĞ – ZAMANIN CİHADI 01-01-1970 03:00 YOLDAN KAL, YOLDAŞTAN... -Hikâye- 01-01-1970 03:00 FETÖ’YÜ KİM(ler) KURDU? 01-01-1970 03:00 GURBETİN DİLİ YOK, GÖZÜ YAŞLI 01-01-1970 03:00 Çınar’daki Öz Değişim 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tasvir Gazetesi Vardı... 01-01-1970 03:00 Risalet Nurlarıyla 01-01-1970 03:00 "Anam, Babam Sana Feda Olsun, Ya Resûlallah!" 01-01-1970 03:00 Zeytinlikteki Mavi Ev 01-01-1970 03:00 Bir Roman Tasavvurundan... Tekrar İstanbul Ama.. 01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 01-01-1970 03:00 Meşru Hürriyet Gıdayla, Malla Değiştirilmez 01-01-1970 03:00 İRAN'A HÜCUMLARDA ONA NEDEN DUACI OLMALIYIZ? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SÜRÜDE KALAN İNSAN 01-01-1970 03:00 Bahardan Sonrası Mı? 01-01-1970 03:00 ASLINDA NE OLUYOR? 01-01-1970 03:00 Tarık Buğra Diye Biri 01-01-1970 03:00 MEHDİ’NİN FAZİLETTEKİ SIRALAMASI 01-01-1970 03:00 "ADALET-İ İZAFİYE" ve "MASLAHAT-I UMUMİ" BİRER ŞER'İ USULDÜR. 01-01-1970 03:00 NEDEN KAPALI BİR İHBARLAR. 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 HAKİKATA BİR PENCERE 01-01-1970 03:00 CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK 01-01-1970 03:00 MÜZEDEN AYASOFYA-YI KEBİR'E... Ayasofya… 01-01-1970 03:00 MASUM NASREDDİN HOCA- BAHTSIZ M. AKİF 01-01-1970 03:00 ADINI NE KOYARSAN... 01-01-1970 03:00 TEVHİD MEŞALESİ- 1 01-01-1970 03:00 WAGNER- ÇEÇEN İTTİFAKI MI? 01-01-1970 03:00 "DİNİ VAKIF" GENCİ NEYE HAZIRLAR? 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK BURHAN MUCİZELER-1 01-01-1970 03:00