İLİŞKİLERDE BİTMEYEN TÜKETİM ARZUSU

Özlem GÜRBÜZ ( YAZAR )

06-07-2026 13:15

İLİŞKİLERDE BİTMEYEN TÜKETİM ARZUSU

Evlilik, iki insanın hayatı paylaşma kararıdır; bir tarafın diğerine sınırsız talepler sunacağı bir anlaşma değildir. Ne var ki günümüzde bazı insanlar evliliği sevgi ve ortak emek yerine, ulaşmak istedikleri yaşam standardının bir aracı gibi görebilmektedir.
Özellikle bazı kişiler daha evlenmeden uzun bir istek listesi hazırlamaktadır. "Evlenirsem şu semtte oturacağım, şu marka eşyaları alacağım, şu büyüklükte ev olacak, her yıl birkaç kez tatile çıkılacak, sürekli dışarıda yemek yenilecek" gibi beklentiler, zaman zaman ilişkinin önüne geçebilmektedir. Oysa evlilik bir proje değil, birlikte kurulan bir hayattır.
Daha düşündürücü olan ise, bazı insanların karşı tarafın maddi imkanlarını adeta bir görev gibi görmesidir. "Erkek ödemeli", "Erkek sürekli hediye almalı", "Erkek beni sürekli gezdirmeli", "Erkek her istediğimi karşılamalı" anlayışı, sağlıklı bir ilişkinin ruhuna aykırıdır. Çünkü böyle bir yaklaşımda paylaşım değil, tek taraflı beklenti vardır.
Gerçek sevgi, insanın karşısındakini kredi kartının limitiyle değerlendirmemesidir. Bir insanın değeri, götürdüğü restoranın fiyatıyla ya da aldığı hediyenin markasıyla ölçülemez. Eğer bir ilişkinin temelinde sürekli maddi beklentiler varsa, zamanla sevgi yerini hesap kitap duygusuna bırakabilir.
Bazı insanlar ise sahip oldukları şeylerden çok, başkalarına gösterecekleri şeylerle ilgilenirler. Daha birkaç yıllık eşyaları değiştirmek, sırf modası geçti diye yenisini almak, kullanılabilir durumdaki ürünleri gözden çıkarmak, çoğu zaman ihtiyaçtan değil gösteriş arzusundan kaynaklanır. Oysa israfın normalleştiği yerde huzur değil, tatminsizlik büyür. Çünkü gösteriş üzerine kurulan mutluluğun sonu yoktur; bugün alınan yarın sıradan gelir ve insan sürekli daha fazlasını istemeye başlar.
Mutlu bir evlilikte eşler birbirlerine yük olmaya değil, destek olmaya çalışırlar. Bir tarafın sürekli istemesi, diğer tarafın sürekli yetişmeye çalışması zamanla yorgunluk ve kırgınlık oluşturur. Çünkü hiçbir insan, sevgisinin sürekli maddi harcamalarla ölçülmesini istemez.
Gerçek zenginlik, her istediğini almak değil; sahip olduklarının kıymetini bilmektir. Gerçek olgunluk ise, lüksün peşinden koşmak yerine huzuru koruyabilmektir. Bir insanın karakteri; oturduğu evin büyüklüğüyle, gittiği tatillerle ya da kullandığı markalarla değil, hayata ve insanlara karşı sergilediği tavırla belli olur.
Günümüzde bazı insanların mutluluğu ve değeri sahip oldukları şeylerle ölçmeye başlaması, ilişkileri de olumsuz etkileyen bir durum haline gelmiştir. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle birçok kişi, gerçek hayat ile gösteriş amaçlı sergilenen hayatları birbirine karıştırmaktadır. Bunun sonucunda da bazı ilişkilerde sevgi, saygı ve anlayış yerine; lüks mekanlar, pahalı hediyeler, sık tatiller ve bitmek bilmeyen maddi beklentiler ön plana çıkmaktadır.
Elbette insanın güzel bir hayat istemesi yanlış değildir. Güzel bir restoranda yemek yemek, zaman zaman tatile çıkmak ya da sevdiği insandan hediye almak herkesin hoşuna gidebilir. Ancak sorun, bunların bir ihtiyaç olmaktan çıkıp zorunlu beklenti haline gelmesinde başlar. Çünkü bir ilişkide sürekli daha fazlasını istemek, zamanla karşı taraf üzerinde ağır bir yük oluşturur.
Düşünün ki bir insan elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Çalışıyor, emek veriyor, evine katkı sağlıyor. Buna rağmen karşısındaki kişi sürekli daha pahalı mekanlar, daha lüks tatiller, daha fazla alışveriş ve daha gösterişli bir yaşam talep ediyorsa, ortada sağlıklı bir paylaşım değil, bitmeyen bir tüketim yarışı vardır. Böyle bir durumda sevgi geri planda kalırken maddi imkanlar ön plana çıkar.
Aslında gerçek mutluluk çoğu zaman sade şeylerde saklıdır. Sevilen insanla içilen bir bardak çay, yapılan samimi bir sohbet ya da birlikte geçirilen huzurlu bir gün; çoğu zaman en pahalı tatillerden bile daha değerli olabilir. Çünkü insanın kalbini dolduran şey para değil, aidiyet ve sevgidir.
Evlilik de yalnızca tüketmek üzerine kurulmamalıdır. Eşlerin ortak bir hayat kurarken geleceği düşünmesi, tasarruf yapması ve imkanlarını bilinçli kullanması gerekir. İster zengin olsun ister orta gelirli olsun, sürekli savurgan davranmak uzun vadede doğru değildir. Çünkü para ne kadar çok olursa olsun, bilinçsiz harcandığında tükenebilir. Asıl önemli olan sahip olunan imkanları akıllıca kullanabilmektir.
Örneğin yaz aylarında yapılan bir haftalık güzel bir tatil birçok insan için yeterli olabilir. Bunun dışında yıl boyunca sürekli lüks otellerde konaklamak, her fırsatta pahalı seyahatlere çıkmak ya da bunu bir yaşam standardı haline getirmek çoğu zaman ihtiyaçtan çok gösteriş isteğini yansıtır. Aynı durum kış tatilleri için de geçerlidir. Elbette isteyen kayak yapabilir, seyahat edebilir; ancak bunların mutluluğun şartı gibi görülmesi doğru değildir.
Bir başka sorun da yapılan harcamaların bazen gerçekten keyif almak için değil, başkalarına göstermek için yapılmasıdır. İnsanlar zaman zaman çevrelerine hava atmak, sosyal medyada beğeni toplamak veya başkalarının imrenmesini sağlamak amacıyla yaşadıklarını sergileyebilmektedir. Oysa gösteriş üzerine kurulan mutluluk çok kırılgandır. Çünkü insan bir süre sonra kendi istekleri için değil, başkalarının beklentileri için yaşamaya başlar.
Ne yazık ki bazı kişiler, sahip oldukları şeyleri kişiliklerinin bir parçası haline getirirler. Gittikleri mekanlarla, giydikleri markalarla veya yaptıkları tatillerle değer kazandıklarını düşünürler. Halbuki insanın değeri bunlarla ölçülmez. İyi kalpli olmak, dürüst olmak, emek vermek, vefalı olmak ve sevdiklerine destek olmak çok daha kıymetli özelliklerdir.
İlişkilerde önemli olan, karşı tarafın cebine değil kalbine bakabilmektir. Sürekli maddi beklentiler içinde olmak, zamanla sevgiyi de yıpratabilir. Çünkü insan kendisini sevildiği için değil, sağladığı imkanlar nedeniyle yanında tutuluyormuş gibi hissedebilir. Bu da ilişkinin temelini zedeler.
Gerçek olgunluk, eldeki imkanların kıymetini bilmektir. Sürekli daha fazlasını istemek yerine sahip olunan güzelliklere şükredebilmek, insanı hem daha huzurlu hem de daha mutlu yapar. Gösterişin peşinde koşan hayatlar dışarıdan parlak görünebilir; ancak kalıcı mutluluk çoğu zaman sadelikte, paylaşımda ve karşılıklı anlayışta bulunur.
Sonuç olarak bir ilişkinin değeri lüks mekanlarla, pahalı hediyelerle veya sayısız tatille ölçülmez. Bunlar hayatı zaman zaman güzelleştirebilir, ancak ilişkinin temelini oluşturamaz. Sağlam ilişkiler; sevgi, saygı, fedakarlık ve ortak emek üzerine kurulur. Gösteriş geçicidir, fakat samimiyet ve gerçek sevgi uzun yıllar boyunca insanın hayatını güzelleştirmeye devam eder.

ÖZLEM GÜRBÜZ

DİĞER YAZILARI YAŞLILARA HÜRMETİN VE SAYGININ ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 ADALET VE SORUMLULUK DENGESİ 01-01-1970 03:00 YENİ KURULAN YUVAYI KORUMAK 01-01-1970 03:00 KURBAN BAYRAMI VE MANEVÎ DEĞERLERİMİZ 01-01-1970 03:00 EVLİLİKTE ALAN KORUMAK NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ ?  01-01-1970 03:00 KENDİ HAYATININ MERKEZİ OLMAK 01-01-1970 03:00 KORKUDAN DEĞİL, GÜVENDEN DOĞAN EĞİTİM 01-01-1970 03:00 YAZIN SESSİZ GELİŞİ 01-01-1970 03:00 AYNI ETKİNLİKLERDE BULUŞMANIN GÜCÜ 01-01-1970 03:00 HELALLİK MESELESİ 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYEN BASKI 01-01-1970 03:00 BAYRAMIN GETİRDİĞİ MANEVÎ HUZUR 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIN DİLİNDE MEKKE SEVGİSİ 01-01-1970 03:00 EVREN TEK Mİ?  01-01-1970 03:00 YUVAYI AYAKTA TUTAN DENGE 01-01-1970 03:00 BİLİMİN SINIRLARINDA DOLAŞMAK 01-01-1970 03:00 HAYIR DEMEYİ BİLMEK  01-01-1970 03:00 SEVGİ CAN YAKMAZ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞTEN DERS, GELECEĞE UMUT 01-01-1970 03:00 MASUM EĞLENCEDEN DİJİTAL BAĞIMLILIĞA 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYA EKRANINDAKİ YANILTICI AŞK 01-01-1970 03:00 HAYATTA KALMA SANATININ GÖRÜNMEZ YÜZÜ 01-01-1970 03:00 YEŞİL YAPAY ZEKA İÇİN POLİTİKA ÇERÇEVESİ 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL KİMLİĞİN GÜNLÜK YÜZÜ 01-01-1970 03:00 HAYAT ARKADAŞI OLMAK 01-01-1970 03:00 EĞİTİMLE DEĞİŞEN DÜNYAMIZ 01-01-1970 03:00 BOŞANMALARIN ARTIŞI 01-01-1970 03:00 SORUMLULUK 01-01-1970 03:00 EVLİLİKTE BİZ OLABİLMEK 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN YERLİ ÜRETİM GÜCÜ 01-01-1970 03:00 MAKİNELER ÇAĞINDA İNSANLIK 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 SESSİZ KAHRAMANLIK 01-01-1970 03:00 YENİ BİR YUVA 01-01-1970 03:00 İKİ YÜREK 01-01-1970 03:00 HAYATTAYIZ AMA YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 SESSİZ DUA 01-01-1970 03:00 BİZ DİYE BAŞLAYAN HİKÂYE 01-01-1970 03:00 KOMŞULUK HAKKI NE DEMEKTİR ? 01-01-1970 03:00 SESSİZ DERİNLİKLERİN KALEMİ AYDIN BENLİ 01-01-1970 03:00 KUTSAL SINAV 01-01-1970 03:00 RUHUMUN MEVSİMLERİ 01-01-1970 03:00 SAĞLIKLI YUVALARDA TEMEL 01-01-1970 03:00 KIRIK OLSA DA ATAN BİR KALP 01-01-1970 03:00 GERÇEK İNSANLIK, GERÇEK MERHAMET 01-01-1970 03:00 DOĞA'NIN KANUNU İLAHİ DÜZEN MİDİR? 01-01-1970 03:00 DOĞA'NIN KANUNU İLAHİ DÜZEN MİDİR? 01-01-1970 03:00 BOŞANMAK VE İNSANLAR 01-01-1970 03:00 BAYRAMLAR 01-01-1970 03:00 BAYRAMLAR 01-01-1970 03:00 EĞRİ ZAMANDA DOĞRU DURABİLMEK 01-01-1970 03:00 YOLCU 01-01-1970 03:00 KADINLAR 01-01-1970 03:00 ÇARELER TÜKENMEZ 01-01-1970 03:00 HAYAT ÇOK KISA 01-01-1970 03:00 14 ŞUBAT 01-01-1970 03:00 ANKSİYETE'NİN SEBEPLERİ 01-01-1970 03:00 MERHAMET 01-01-1970 03:00 KÖTÜLÜK 01-01-1970 03:00 ALIŞVERİŞTEKİ MODERNLİK 01-01-1970 03:00 ÜÇ AYLAR ! 01-01-1970 03:00 TRAFİKTE ! 01-01-1970 03:00 DEĞİŞMEYEN 01-01-1970 03:00 NARSİSTLİK 01-01-1970 03:00 ÖNEMSEYENLE ÖNEMSEMEYEN 01-01-1970 03:00 TÜRKÜLER 01-01-1970 03:00 İSHAK PAŞA SARAYI 01-01-1970 03:00 DOLU DİZGİN YILLAR 01-01-1970 03:00 DÜZ MANTIK 01-01-1970 03:00 HERKES Mİ, HER ŞEY Mİ YORGUN? 01-01-1970 03:00 RÜYALAR 01-01-1970 03:00 NEREDEN GELDİĞİNİ UNUTMA! 01-01-1970 03:00 SOKAKLARDA GÜVEN 01-01-1970 03:00 MUTLULUĞUN SIRRI 01-01-1970 03:00 ESKİLERİ ATMAK OLMAZ 01-01-1970 03:00 KUSUR ARAYAN KUSURLUDUR 01-01-1970 03:00 GÖNÜLLÜ OLMAK 01-01-1970 03:00 ESKİYE DÖNMEK Mİ? 01-01-1970 03:00 İLGİNÇ İNANÇLAR 01-01-1970 03:00 ÇARESİZLİK 01-01-1970 03:00 BİLEMEZSİN YÂR 01-01-1970 03:00 KALBE İŞLENMİŞSE ZULÜM 01-01-1970 03:00 ZAMANI ANIMSIYORUM 01-01-1970 03:00 DOST ACI SÖYLER 01-01-1970 03:00 YAZ GELDİ 01-01-1970 03:00 TOK AÇIN HALİNDEN NE ANLAR  01-01-1970 03:00 MİTOLOJİLER, EFSANELER VE GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 EĞLENMEYİ GERÇEKTEN BİLİYOR MUYUZ?  01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLERİMİZ 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİLE YALNIZ 01-01-1970 03:00 BUGÜN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 01-01-1970 03:00 KİTAPLARIN ANLAMLI GÜCÜ 01-01-1970 03:00 HANGİ ACI UNUTULUR?  01-01-1970 03:00 DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ 01-01-1970 03:00 KALPLERİMİZ MIDIR KURUYAN YOKSA ?  01-01-1970 03:00 HAYALLERİNİZİ HAYATLARINIZA KATIN 01-01-1970 03:00 YALAKALIK DA YALANDAN MIDIR ? 01-01-1970 03:00 AŞK MI, MANTIK MI? 01-01-1970 03:00 ÇOK MU, YOKSA ÖZ MÜ KONUŞMAK?  01-01-1970 03:00 AKRAN ZORBALIĞI 01-01-1970 03:00 BU NASIL BİR KIŞ? 01-01-1970 03:00 NEYİN PEŞİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00 "MAŞALLAH" DEMEK ZOR MU ? 01-01-1970 03:00 BİZİM ÇOCUKLARIMIZ 01-01-1970 03:00 ÖNYARGI MI, EMPATİ Mİ? 01-01-1970 03:00 YAPAY GIDALAR 01-01-1970 03:00 HER ÇOCUK DEĞERLİDİR 01-01-1970 03:00 PAYLAŞMAK      Dünyada yapılması gereken en büyük iyiliklerden biri de hiç şüphesiz paylaşmaktır. Her ne kadar bu gerekli bir iyilik olarak düşünülse de, tamamen tercihe dayalıdır. Yaptığımız tercihlerin olumlu ve olumsuz yö 01-01-1970 03:00 TÜRBE ZİYARETLERİ 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ VE BİLİNCİ 01-01-1970 03:00 HATA! 01-01-1970 03:00 BİTKİLERDEKİ BİLİMSEL VE BİLİNMEYEN GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 İNSAN HAFIZASI 01-01-1970 03:00  KIRMIZI NOKTA 01-01-1970 03:00 KÜRESEL ISINMADAKİ ROLÜMÜZ 01-01-1970 03:00 SİZİ SEVİYOR ZANNETTİĞİNİZ KİŞİ 01-01-1970 03:00 SEVEN ALDATMAZ 01-01-1970 03:00 PARA'NIN SATIN ALAMAYACAĞI GÜÇLER 01-01-1970 03:00 ÖFKE KONTOLÜ 01-01-1970 03:00 KISA BİR EMEK ÖYKÜSÜ 01-01-1970 03:00 ANNELİK – BABALIK GÖREV Mİ, DUYGU MU? 01-01-1970 03:00 MEKTUPLARIN EVRİMSELLEŞME SÜRECİ 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYA'NIN FARK EDİLMEZLİĞİ 01-01-1970 03:00 KARS - ANİ HARABELERİ 01-01-1970 03:00