İnsanların Düşüncesinin Önemi Olmayan Dönem: Yapay Zeka Çağı
Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı bir dönemde yaşıyoruz fakat böyle bir çağda neyi kaybettiğimizin farkında mıyız? Yapay zeka hayatımızın her alanına gizliden gizliye yerleşirken bilgiye ulaşmak saniyelerimizi alıyor; peki bu gerçekten iyi bir şey mi?
Toplumumuzda bu durum mükemmel bir gelişme olarak görülüyor, "bilgi elimizin altında" denilip geçiliyor. Fakat gerçek araştırma ruhu ortadan kalktı. İnsanlar artık yapay zekaya görsel aramaları, ödevleri, kompozisyonları, her şeylerini yaptırıyor. Ne bir emek var ne de bir zihinsel yorgunluk... İnsanlar eskiden yüzlerce sayfayı aşan kitaplardan araştırma yapardı; şu an o sayfalar tozlu bir şekilde raflarda kapağı açılmayı bekliyor. En acısı ise zihnimizin artık hiçbir zorluk yaşamadan doğrudan zirveye ulaşacağı algısı.
Düşünemiyoruz arkadaşlar, düşünme yetimizi ve algımızı kaybettik! "Bu niye böyle oluyor?" diye kafamızı yoracağımıza "nasıl olsa yapay zeka halleder" diyoruz. Peki gerçekten araştırıyor muyuz? Zannedersem hayır. Buna ilerleme mi diyoruz yoksa gerileme mi? Bence sadece gerileme demek yetmez, büyük bir kayıp denilmeli.
İnsanoğlu merak eden, üreten, analiz eden bir varlıktır. Fakat artık kafa yormak, satırlarca okumak, yanlışların doğrusunu aramak bize zahmetli geliyor. Oysa insanı diğer canlılardan ayıran şey akıl ve zihinken; zerre zorluk çekmeyen, zihninin sınırlarını zorlamayan halimizle diğer canlılardan bir farkımız kalmadığını artık kendi ellerimizle ortaya koymuş oluyoruz. Kendi bağımsızlığımız, kendi fikirlerimiz yerine yapay zekadan alınmış derme çatma bilgilerle avunuyoruz.
Kendi aklını çalıştırmayıp sorulacak soruların cevabını teknolojide arayan bir nesil, üreten değil sadece tüketen olur. Bunun zararı sadece zihinsel boyutta mı peki? Asla! Bunun fiziksel ve ruhsal zararları da vardır, gelin bakalım:
Fiziksel Zararları:
Sağlık sorunları... "Ne alaka?" diyor olabilirsiniz fakat araştırmadan, hiç çaba harcamadan her şey önüne hazır gelen bir insan hareketsizlikten ciddi sağlık sorunlarıyla yüzleşir. Dijital göz yorgunluğu, duruş bozuklukları, kronik uyku eksikliği, baş ağrıları, kronik yorgunluk ve metabolizmanın yavaşlaması gibi bağışıklık sistemini zayıflatan birçok zarara yol açar.
Ruhsal Zararları:
Zihinsel Tembellik
Zihnin sürekli hazır düşünceye dayanması; problem çözme ve mantık yürütme kaslarımızı zayıflatır.
Özgüven Kaybı
Kişi kendi zekasına güvenmemeye, kendi kararlarını üretemeyeceğine inanmaya başladığında yavaş yavaş derin bir özgüven kaybına sürüklenir.
Yapay Bağlanma
İnsan ilişkilerinin getirdiği uyum sağlama ve sabır gösterme süreçlerinden kaçarak yapay bağlanmalara kucak açar.
Gerçeklik Kaybı
Kişi yapay zeka tarafından üretilen kusursuz görseller ve sesler yüzünden yavaş yavaş her gördüğüne inanıp kronik bir güvensizlik ve tahammülsüzlük geliştirir. Zihninde "Bu gördüğüm gerçek mi?" diye sorgulamaya başlar, bu da algı kırılmalarına yol açar.
...Ve daha niceleri.
Hâlâ kendisi düşünmemekte kararlı olan kişilere bence daha diyecek bir söz yok. Fakat şunu unutmayın ki düşünmeyen bir insanı diğer canlılardan ayıran hiçbir özellik yoktur.
O yüzden düşünün, analiz edin, gerekirse çok düşünün ama mutlaka düşünün. Yapay zeka ile değil, tek başınıza kafa yormalıyız olaylara. Ancak o zaman insanları da gerçekten anlamaya başlarsınız.
Unutmayın: Düşünmeyen bir toplum, beynini kaybetmiş canlı ölülere benzer; yaşasalar da bu dünyada hiçbir etkileri olmaz...