İslâmî Hükümlerle Yönetilen Bir              Devlette Namazı İnatla ve İnkârla                     Terk Etmenin Hükmü

Mehmet Nuri BİNGÖL ( YAZAR )

12-09-2026 18:56

İslâmî Hükümlerle Yönetilen Bir    
         Devlette Namazı İnatla ve İnkârla  
                  Terk Etmenin Hükmü

                    Mehmet Nuri Bingöl
            Namaz, İslâm’ın yalnızca ferdî hayatı ilgilendiren bir ibadeti değildir. Kur’ân’da defalarca emredilmiş, Resûlullah ﷺ tarafından dinin temel esaslarından biri olarak gösterilmiş ve Risale-i Nur’da insanın yaratılış gayesiyle doğrudan alaka kurulmuştur.
            Fakat bu meselede en başta yapılması gereken hassas durum şu:
Namazın farziyetini inkâr etmek başka, farz olduğunu kabul ettiği hâlde namazı terk etmek başkadır. Bu iki hâli birbirine karıştırmak, hem fıkhî hem de itikadî açıdan isabetli değil.
             Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” (Nisâ, 4/103) Bir başka âyette: “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle beraber rükû edin.” (Bakara, 2/43)
           Namazın farziyeti konusunda Kur’ân'ın bu kadar açık hükümleri varken, namazın farz oluşunu bilerek, inatla ve dinî hükmü reddetme kastıyla inkâr etmek, sıradan bir günah meselesi değildir.
           Çünkü burada artık “Emre uymamak”tan ziyade Allah'ın kesin bir emrini reddetmek söz konusu.
**
          Namazı terk etmekle farziyetini inkâr etmek aynı değildir. Kur’ân-ı Kerim, namazı terk edenleri çok ciddi biçimde uyarır: “Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?” Onlar derler ki: “Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir, 74/42-43)
          Yine: “Onlardan sonra namazı zayi eden ve şehvetlerine uyan bir nesil geldi. Onlar azgınlıklarının cezasını göreceklerdir.” (Meryem, 19/59)
          Bu âyetler namazı terk etmenin ne kadar ağır bir günah olduğunu gösterir.
Fakat kişinin: “Namaz farzdır; Allah'ın emridir, fakat ben nefsime yeniliyorum.”
demesi ile: “Namaz diye bir farz yoktur; namaz Allah'ın emri değildir.” demesi aynı değildir.
          Birincisinde günah ve itaatsizlik, ikincisinde ise farzı inkâr problemi ortaya çıkıyor..
         Bu hususta Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur: “Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır.”
(Müslim, Îmân, 134) Başka bir hadiste:
“Bizimle onlar arasındaki ahid namazdır. Kim onu ( inkâr ederek) terk ederse küfre düşmüştür.” (Tirmizî, Îmân, 9; Nesâî, Salât, 8)
          Bu hadisler, namazın İslâm'daki yerinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Ancak burada da âlimlerin yaptığı tekfir meselesindeki inceliği unutmamak gerek. Bazı âlimler bu hadisleri namazı tamamen terk eden kişinin küfrüne delil kabul etmiş; cumhur ise namazın farziyetini inkâr etmediği hâlde tembellik sebebiyle terk eden kimsenin durumunu küfürden farklı değerlendirmiştir.
          Dolayısıyla: “Namazı terk etmek çok ağır bir günahtır” hükmü ile
“Namaz kılmayan her fert kesinlikle kâfirdir” hükmü aynı şey değildir.
**
       Risale-i Nur'da namazın mahiyetini Bediüzzaman Said Nursî şöyle izah eder: namaz yalnızca şekilden ibaret bir ibadet olarak değerlendirmez. Sözler'in Dördüncü Söz'ünde namazın insan hayatındaki yerini çok güçlü bir temsil üzerinden anlatır.
         İnsan hayatının yirmi dört saatlik sermayesinden her gün bir saatini namaza ayırmanın aklen ve mânen gerekli olduğunu ifade eder. Namazı terk etmenin ise insanın yaratılış gayesini ihmal etmek anlamına geldiğini vurgular.
         Dördüncü Söz'deki meşhur ifadeyle: “Namaz kılmak ne kadar kıymetli ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır..." Bediüzzaman burada namazı, insanın bütün hayatını anlamlandıran bir kulluk vazifesi olarak gösterir.
       Yirmi Birinci Söz'ün Birinci Makamı, namazı terk etmenin zararlarını ve namazın insan üzerindeki faydalarını çok daha ayrıntılı ele alır.  
           Bediüzzaman'ın yaklaşımında insanın en büyük vazifesi, Allah'a kulluktur. Dünya işleri, maişet, makam, meşguliyet ve nefsin arzuları insanı bu asli vazifeden uzaklaştırmamalıdır.
            Bu bakımdan namaz, insanın günlük hayatını Allah'ın huzurunda yeniden düzenleyen bir ubudiyet mihveridir. Namaz kılan insan, günde beş defa, “Ben başıboş değilim; beni yaratan ve idare eden bir Rabbim var.”
şuurunu yeniler.
         Namazı inatla terk eden ise yalnızca bir ibadeti ihmal etmiş olmaz; kulluk şuurunu besleyen en önemli günlük vesilelerden birisini de terk etmiş olur.
**
        Risale-i Nur'un temel meselelerinden biri iman ile küfür arasındaki farkı açıklamak ve imanı tahkikî hâle getirmektir. Bu açıdan bakıldığında bir insanın: “Namazı kılmıyorum, günahkârım.” demesi ile:
“Namaz diye bir farz yoktur.” demesi arasında büyük fark vardır.
          İlkinde kişi Allah'ın emrini kabul ettiği hâlde nefsine mağlup olmaktadır. İkincisinde ise Allah'ın açık emrini reddetme iddiası var. Bu sebeple fıkıh kitaplarında zarûrât-ı dîniyyeden olduğu kesin olarak bilinen bir hükmü inkâr etmek, sıradan bir günah gibi değerlendirilmemiştir.
      Fakat burada çok önemli bir ölçü devreye girer. Bir sözün küfür olması ile belirli bir kişinin kâfir olduğuna hükmetmek aynı şey değildir.
          Kişinin ne söylediği, ne kastettiği, hükmü gerçekten bilip bilmediği, yanlış anlayıp anlamadığı ve kendisine hakikatin açıklanıp açıklanmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
**
            İslâmî devlet meselesi
          Buradan “İslâmî hükümlerle yönetilen bir devlet namaz kılmayan herkese zorla namaz kıldırmalıdır” gibi basit bir sonuç çıkarmak doğru değildir.
          İslâm hukukunda emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker vardır. Namazın toplum hayatındaki yeri korunur; fakat hukukî yaptırım, kişilerin kendi ellerine bırakılmaz.
           Çünkü Kur'ân adaleti emreder:
“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar.” (Nahl, 16/90) Ayrıca, bir diğer ayet de şunu der bize. “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır.” (Mâide, 5/8)
        Dolayısıyla İslâmî yönetimde bile ceza vermek şahısların işi değildir. Hukukî süreç, yetkili merciler, deliller, şartlar ve ilgili fıkhî hükümler çerçevesinde yürütülür. Zira İslâm'ın hedefi insanı Allah'a yaklaştırmaktır
        Bu mevzuda Risale-i Nur'un genel metodolojisinde özellikle önemlidir. Bediüzzaman'ın iman hizmetinde temel mesele, insanı ikna ederek, tahkikî imana ulaştırarak ve kalbini Allah'a bağlayarak ibadete yönlendirmektir.
         İnsan yalnızca devlet baskısından dolayı namaz kılıyorsa, o namaz ihlaslı değildir, dış görünüştedir; hata riyakârlıktır. Halbuki namazın asıl gayesi olan ubudiyet ve marifetullah şuuru yeterince oluşmamıştır daha.
           Buna karşılık Allah'ın huzurunda olduğunu bilen insan için namaz bir yük değil, bir ihtiyaç hâline gelir. Bu sebepten Risale-i Nur'un iman merkezli yaklaşımı bize şu hakikati hatırlatır. Namazı korumanın en sağlam yolu, namazın farziyetini sadece hukukî bir emir olarak değil, imanî bir hakikat olarak kavratmaktır.
          Sözü uzatmayalım. Kur'ân, sünnet ve Risale-i Nur perspektifinden meseleye baktığımızda şöyle bir tablo ortaya çıkar:
1. Namaz kesin bir farzdır.
2. Namazı terk etmek son derece ağır bir günahtır.
3. Namazın farziyetini, bile bile ve inatla inkâr etmek ise terk etmekten daha farklı ve çok daha ağır bir itikadî meseledir.
4. Kişinin tekfir edilmesi, sırf “namaz kılmıyor” denilerek bireysel biçimde yapılabilecek bir iş değildir.
5. İslâmî yönetimde dinî hükümler hukuk ve adalet çerçevesinde uygulanır; şahısların kendi başlarına ceza vermeleri söz konusu değildir.
6. Risale-i Nur açısından kalıcı çözüm, insanın kalbine tahkikî imanı ve ubudiyet şuurunu yerleştirmektir.
         Netice itibarıyla namaz, İslâm'ın hayat damarlarından biridir. Onu tembellikle terk etmek büyük bir vebal; Allah'ın kesin farzını bilerek ve inatla inkâr etmek ise çok daha ağır bir itikadî tehlikedir. Fakat bu ağırlık, Müslümanların birbirlerine karşı keyfî biçimde hüküm vermesine değil; ilim, hikmet, irşad ve adaletle hareket etmesine vesile olmalıdır. “Şüphesiz namaz, müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” (Nisâ, 4/103)
           Ve Risale-i Nur'un iman merkezli perspektifiyle meseleye baktığımızda, asıl hedefin yalnızca insanın namaz kılmasını sağlamak değildir. Namazı neden kıldığını bilen, Rabbini tanıyan ve ibadeti gönüllü bir kulluk şuuruyla yerine getiren insanlar yetiştirmektir.

DİĞER YAZILARI SUAL, SORANIN İLİM SEVİYESİNİ                             GÖSTERİR 01-01-1970 03:00 “Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez." 01-01-1970 03:00 EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ 01-01-1970 03:00 Suçu Yanlış Yerde Aramak               Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 Zil Çaldı, Biz Kaldık 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL                Yollar Irmağa Çıkar              (Birecik’ten Öyküler) 01-01-1970 03:00 Regaib Kandili: Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Kelimelerin İktisadı, Mananın               Derinliği: Kısacık Yazılar                 MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 RESUL-Ü EKREM (ASM) VE                      DEVLET REİSLİĞİ 01-01-1970 03:00 Hz. İsa(as) ve Şahs-ı  Manevi 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DEDEM KADO 01-01-1970 03:00 AZ OLSUN MANTIĞI... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN BAZEN DAHA YAKIN TUTULMALI 01-01-1970 03:00 İCMALİ BİR İZAH: İSLAM ŞERİATI... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Suikast ve Sabotaj 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN- Hikâye 01-01-1970 03:00 Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 VAHDANİYETE DELİL SADECE KALP Mİ?  01-01-1970 03:00 Uhuvvet Hissinin Risale-i Nur’u Anlamadaki Faydası 01-01-1970 03:00 Haşiyeli İzahların Zarureti ve Bediüzzaman’ın Müsadesi                -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur’un Makamı Kur’an ve Hadisten          Sonra Gelen Bir Hakikat Mirasıdır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’a Göre Tefsir ve Çağımızda Nasıl Olmalıdır 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur,Ancak Külliyat Bütünlüğü ve           İslami İlimlerin Işığında Anlaşılabilir                  — Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti:              Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Üstad Bediüzzaman'da Salavatın Önemi ve Maddi- Manevi Bereketi 01-01-1970 03:00 Acayip Yerdeki AN 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 ÜMİDE SARILMAK 01-01-1970 03:00 TEZAT HAYATLAR 01-01-1970 03:00 TEZAT TEBESSÜMDEDİR BİZE Mehmet Nuri BİNGÖL -Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Hedefsiz Gemiye Rüzgârlar Yardım Edemez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 . Mevlid Kandilinin İslami Hükmü 01-01-1970 03:00 İSKENDER DİYE BİRİ 01-01-1970 03:00 Eski Hâl Muhal, Ya Yeni Hâl Ya İzmihlâl.. Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 MEHMET NURİ BİNGÖL KÂİNATIN FERYADI NEBİLERDE MAKES BULMUŞTUR. 01-01-1970 03:00 Ayasofya Aynasında -Hikâye MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 HİKÂYE MEHMED NURİ BİNGÖL Ç-AN- AK-KALE'DE GÜNEŞ 01-01-1970 03:00 İttifak Muhebbetten Gelir -Hikâye Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BİNGÖL'ÜN ET SANATI'NDA Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 İSTANBUL YOLUNDA UNUTKANLIK SENDROMU 01-01-1970 03:00 SIR MUHABBETİ ( Hikâye) Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SİYAH SANCAK - Mehmet Nuri BİNGÖL- Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 DUA 01-01-1970 03:00 ÜLFET DENEN İLLET 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 Fırat’ın Aynasında ( AN'da) 01-01-1970 03:00 TECRÜBEDEN VAZİFE ÇIKARMAK! 01-01-1970 03:00 Forma Mecburiyetinin Yanındayım 01-01-1970 03:00 Nizip-Şanlıurfa Yolunda Bir İbret Dersi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa Yolunda Bekleyiş 01-01-1970 03:00 Narh Nedir ve Gündeme Neden Geliyor? Mehmet Nuri Bingö 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 Çöp mü, Sabotaj mı, Yoksa? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade -Hikâye- 01-01-1970 03:00 O Kıyı, Bu Kıyı. - Hikâye 1995 Kışı 01-01-1970 03:00 BİR İNTERNET GAZETECİSİ: BÜLENT ERTEKİN 01-01-1970 03:00 İSLAM EKONOMİSİ: UMUMİ ADALETİN DENGELİ DÜZENİ 01-01-1970 03:00 Bu Dünyada Bir Cennet -hikaye- 01-01-1970 03:00 TEFEKKÜRÎ TEBLİĞ – ZAMANIN CİHADI 01-01-1970 03:00 YOLDAN KAL, YOLDAŞTAN... -Hikâye- 01-01-1970 03:00 FETÖ’YÜ KİM(ler) KURDU? 01-01-1970 03:00 GURBETİN DİLİ YOK, GÖZÜ YAŞLI 01-01-1970 03:00 Çınar’daki Öz Değişim 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tasvir Gazetesi Vardı... 01-01-1970 03:00 Risalet Nurlarıyla 01-01-1970 03:00 "Anam, Babam Sana Feda Olsun, Ya Resûlallah!" 01-01-1970 03:00 Zeytinlikteki Mavi Ev 01-01-1970 03:00 Bir Roman Tasavvurundan... Tekrar İstanbul Ama.. 01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 01-01-1970 03:00 Meşru Hürriyet Gıdayla, Malla Değiştirilmez 01-01-1970 03:00 İRAN'A HÜCUMLARDA ONA NEDEN DUACI OLMALIYIZ? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SÜRÜDE KALAN İNSAN 01-01-1970 03:00 Bahardan Sonrası Mı? 01-01-1970 03:00 ASLINDA NE OLUYOR? 01-01-1970 03:00 Tarık Buğra Diye Biri 01-01-1970 03:00 MEHDİ’NİN FAZİLETTEKİ SIRALAMASI 01-01-1970 03:00 "ADALET-İ İZAFİYE" ve "MASLAHAT-I UMUMİ" BİRER ŞER'İ USULDÜR. 01-01-1970 03:00 NEDEN KAPALI BİR İHBARLAR. 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 HAKİKATA BİR PENCERE 01-01-1970 03:00 CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK 01-01-1970 03:00 MÜZEDEN AYASOFYA-YI KEBİR'E... Ayasofya… 01-01-1970 03:00 MASUM NASREDDİN HOCA- BAHTSIZ M. AKİF 01-01-1970 03:00 ADINI NE KOYARSAN... 01-01-1970 03:00 TEVHİD MEŞALESİ- 1 01-01-1970 03:00 WAGNER- ÇEÇEN İTTİFAKI MI? 01-01-1970 03:00 "DİNİ VAKIF" GENCİ NEYE HAZIRLAR? 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK BURHAN MUCİZELER-1 01-01-1970 03:00