KORKUDAN DEĞİL, GÜVENDEN DOĞAN EĞİTİM

Özlem GÜRBÜZ ( YAZAR )

27-04-2026 15:36

KORKUDAN DEĞİL, GÜVENDEN DOĞAN EĞİTİM

Okul denildiğinde çoğumuzun aklına sadece dersler, sınavlar ya da notlar gelmemeli. Çünkü okul, bir çocuğun hayatında evden sonra en çok zaman geçirdiği, kendini şekillendirdiği, dünyayı tanımayı öğrendiği ikinci yerdir. Hatta çoğu zaman bir çocuk için okul, sadece bilgi aldığı bir yer değil; anlaşılmayı beklediği, kabul görmek istediği ve kendini güvende hissetmeye ihtiyaç duyduğu bir alandır. Bu yüzden okulun bir “korku yuvası” değil, gerçekten bir “ikinci ev” olması gerekir.
Son zamanlarda yaşanan bazı olaylar, öğrencilerin sınıf içinde kendilerini rahat ifade edememeleri, öğretmenle olan iletişimde kopukluklar ya da arkadaş ilişkilerinde yaşanan kırıcı durumlar bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Okul sadece müfredattan ibaret değildir. Bir çocuğun kalbine dokunamayan hiçbir eğitim sistemi, ne kadar güçlü olursa olsun eksik kalır. Çünkü öğrenme dediğimiz şey, ancak güven duygusu ile mümkün olur. Korkunun olduğu yerde merak azalır, merakın azaldığı yerde ise gerçek öğrenme gerçekleşmez.
Bir öğrenci sabah okula giderken içinde heyecan mı taşıyor, yoksa kaygı mı? Aslında sorulması gereken en önemli soru bu. Eğer bir çocuk okula giderken “Bugün yine ne olacak?” diye düşünüyorsa, orada bir problem vardır. Ama “Bugün yeni ne öğreneceğim?” diye düşünüyorsa, işte o zaman okul gerçekten doğru bir yer haline gelmiştir. Bu farkı yaratan şey ise sadece ders anlatımı değil; öğretmenin yaklaşımı, okulun atmosferi ve en önemlisi çocuğun yetiştirilme biçimidir.
Burada ebeveynlere büyük bir sorumluluk düşüyor. Çünkü bir çocuk okula nasıl bir psikolojiyle geliyorsa, o psikolojinin temeli evde atılmış oluyor. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da duyguları önemsenmeyen bir çocuk, okulda kendini savunmak yerine içine kapanmayı seçebilir. Ya da tam tersine, dikkat çekmek için yanlış davranışlara yönelebilir. Oysa sağlıklı bir iletişim ortamında büyüyen bir çocuk, kendini ifade etmeyi öğrenir, empati kurar ve karşısındakini anlamaya çalışır.
Ebeveynlerin çocuklarını sadece akademik başarıya odaklayarak yetiştirmesi de başka bir sorunu beraberinde getiriyor. “Notun kaç?” sorusu, “Bugün nasılsın?” sorusunun önüne geçtiğinde, çocuk kendini bir birey olarak değil, bir başarı aracı olarak görmeye başlıyor. Halbuki bir çocuğun duygusal gelişimi, akademik gelişimi kadar önemlidir. Hatta çoğu zaman daha belirleyicidir. Çünkü kendine güvenen, değerli hisseden bir çocuk zaten öğrenmeye daha açık olur.
Günümüzde bu dengeyi zorlaştıran bir başka etken de sosyal medya ve dijital oyunlar. Çocuklar artık çok küçük yaşlardan itibaren ekranlarla iç içe büyüyor. Bu durum, onların sabır, odaklanma ve gerçek sosyal ilişkiler kurma becerilerini etkileyebiliyor. Sürekli hızlı içeriklere maruz kalan bir zihin, sınıf ortamında dikkatini toplamakta zorlanabiliyor. Aynı şekilde, sanal ortamda kurulan ilişkiler, gerçek hayattaki iletişimin yerini tutmadığı için çocuklar yüz yüze iletişimde kendilerini ifade etmekte güçlük yaşayabiliyor.
Bu noktada tamamen yasaklayıcı bir yaklaşım da çözüm değil. Çünkü teknoloji artık hayatın bir parçası. Asıl önemli olan, çocuklara bu araçları nasıl kullanmaları gerektiğini öğretmek. Ebeveynler burada rehber olmalı, sınırlar koymalı ama aynı zamanda alternatifler sunmalı. Birlikte geçirilen kaliteli zaman, sohbetler, kitaplar ya da doğada geçirilen anlar, çocuğun gerçek hayatla bağını güçlendirir. Böyle bir çocuk için okul, yabancı bir ortam değil, hayatın doğal bir uzantısı olur.
Öğretmenlerin rolü de en az ebeveynler kadar kritik. Bir öğretmen sadece ders anlatan kişi değildir; aynı zamanda bir rol modeldir. Bir öğrencinin hayatında bazen tek bir cümle, tek bir yaklaşım bile büyük bir değişim yaratabilir. Öğrencinin hatasını yüzüne vurmak yerine onu anlamaya çalışmak, yargılamak yerine yol göstermek, korkutmak yerine güven vermek… İşte bunlar bir sınıfın atmosferini tamamen değiştirebilir. Öğrenci kendini değerli hissettiği bir ortamda hem daha saygılı olur hem de öğrenmeye daha istekli hale gelir.
Arkadaş ilişkileri de okulun “ikinci ev” olmasında belirleyici bir faktördür. Çocuklar birbirlerinden çok şey öğrenir. Ancak burada da empati ve saygı kültürünün küçük yaşta kazandırılması gerekir. Aksi halde dışlama, alay etme ya da zorbalık gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu da bir çocuğun okuldan soğumasına, hatta daha derin psikolojik sorunlar yaşamasına neden olabilir. Bu yüzden hem ailelerin hem de öğretmenlerin, çocuklara “başkasının yerine kendini koyabilme” becerisini kazandırması çok önemlidir.
Aslında bütün bu parçaları birleştirdiğimizde ortaya çok net bir tablo çıkıyor: Okul tek başına bir kurum değildir. Ev, öğretmen, arkadaş çevresi ve hatta dijital dünya ile birlikte bir bütündür. Bu bütünün herhangi bir parçasında yaşanan aksaklık, doğrudan çocuğun okul deneyimine yansır. Bu yüzden çözüm de tek taraflı değil, birlikte hareket etmekten geçer.
Bir çocuğun “Okul benim ikinci evim” diyebilmesi için orada anlaşılması, korunması ve değer görmesi gerekir. Korktuğu değil, kendini ifade edebildiği bir ortamda bulunması gerekir. Bu da ancak bilinçli ebeveynler, duyarlı öğretmenler ve sağlıklı bir sosyal çevre ile mümkündür. Unutulmamalıdır ki, bugün sınıfta oturan her çocuk yarının yetişkinidir. Ona nasıl bir ortam sunduğumuz, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirir.

DİĞER YAZILARI KENDİ HAYATININ MERKEZİ OLMAK 01-01-1970 03:00 YAZIN SESSİZ GELİŞİ 01-01-1970 03:00 AYNI ETKİNLİKLERDE BULUŞMANIN GÜCÜ 01-01-1970 03:00 HELALLİK MESELESİ 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYEN BASKI 01-01-1970 03:00 BAYRAMIN GETİRDİĞİ MANEVÎ HUZUR 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIN DİLİNDE MEKKE SEVGİSİ 01-01-1970 03:00 EVREN TEK Mİ?  01-01-1970 03:00 YUVAYI AYAKTA TUTAN DENGE 01-01-1970 03:00 BİLİMİN SINIRLARINDA DOLAŞMAK 01-01-1970 03:00 HAYIR DEMEYİ BİLMEK  01-01-1970 03:00 SEVGİ CAN YAKMAZ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞTEN DERS, GELECEĞE UMUT 01-01-1970 03:00 MASUM EĞLENCEDEN DİJİTAL BAĞIMLILIĞA 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYA EKRANINDAKİ YANILTICI AŞK 01-01-1970 03:00 HAYATTA KALMA SANATININ GÖRÜNMEZ YÜZÜ 01-01-1970 03:00 YEŞİL YAPAY ZEKA İÇİN POLİTİKA ÇERÇEVESİ 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL KİMLİĞİN GÜNLÜK YÜZÜ 01-01-1970 03:00 HAYAT ARKADAŞI OLMAK 01-01-1970 03:00 EĞİTİMLE DEĞİŞEN DÜNYAMIZ 01-01-1970 03:00 BOŞANMALARIN ARTIŞI 01-01-1970 03:00 SORUMLULUK 01-01-1970 03:00 EVLİLİKTE BİZ OLABİLMEK 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN YERLİ ÜRETİM GÜCÜ 01-01-1970 03:00 MAKİNELER ÇAĞINDA İNSANLIK 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 SESSİZ KAHRAMANLIK 01-01-1970 03:00 YENİ BİR YUVA 01-01-1970 03:00 İKİ YÜREK 01-01-1970 03:00 HAYATTAYIZ AMA YAŞIYOR MUYUZ? 01-01-1970 03:00 SESSİZ DUA 01-01-1970 03:00 BİZ DİYE BAŞLAYAN HİKÂYE 01-01-1970 03:00 KOMŞULUK HAKKI NE DEMEKTİR ? 01-01-1970 03:00 SESSİZ DERİNLİKLERİN KALEMİ AYDIN BENLİ 01-01-1970 03:00 KUTSAL SINAV 01-01-1970 03:00 RUHUMUN MEVSİMLERİ 01-01-1970 03:00 SAĞLIKLI YUVALARDA TEMEL 01-01-1970 03:00 KIRIK OLSA DA ATAN BİR KALP 01-01-1970 03:00 GERÇEK İNSANLIK, GERÇEK MERHAMET 01-01-1970 03:00 DOĞA'NIN KANUNU İLAHİ DÜZEN MİDİR? 01-01-1970 03:00 DOĞA'NIN KANUNU İLAHİ DÜZEN MİDİR? 01-01-1970 03:00 BOŞANMAK VE İNSANLAR 01-01-1970 03:00 BAYRAMLAR 01-01-1970 03:00 BAYRAMLAR 01-01-1970 03:00 EĞRİ ZAMANDA DOĞRU DURABİLMEK 01-01-1970 03:00 YOLCU 01-01-1970 03:00 KADINLAR 01-01-1970 03:00 ÇARELER TÜKENMEZ 01-01-1970 03:00 HAYAT ÇOK KISA 01-01-1970 03:00 14 ŞUBAT 01-01-1970 03:00 ANKSİYETE'NİN SEBEPLERİ 01-01-1970 03:00 MERHAMET 01-01-1970 03:00 KÖTÜLÜK 01-01-1970 03:00 ALIŞVERİŞTEKİ MODERNLİK 01-01-1970 03:00 ÜÇ AYLAR ! 01-01-1970 03:00 TRAFİKTE ! 01-01-1970 03:00 DEĞİŞMEYEN 01-01-1970 03:00 NARSİSTLİK 01-01-1970 03:00 ÖNEMSEYENLE ÖNEMSEMEYEN 01-01-1970 03:00 TÜRKÜLER 01-01-1970 03:00 İSHAK PAŞA SARAYI 01-01-1970 03:00 DOLU DİZGİN YILLAR 01-01-1970 03:00 DÜZ MANTIK 01-01-1970 03:00 HERKES Mİ, HER ŞEY Mİ YORGUN? 01-01-1970 03:00 RÜYALAR 01-01-1970 03:00 NEREDEN GELDİĞİNİ UNUTMA! 01-01-1970 03:00 SOKAKLARDA GÜVEN 01-01-1970 03:00 MUTLULUĞUN SIRRI 01-01-1970 03:00 ESKİLERİ ATMAK OLMAZ 01-01-1970 03:00 KUSUR ARAYAN KUSURLUDUR 01-01-1970 03:00 GÖNÜLLÜ OLMAK 01-01-1970 03:00 ESKİYE DÖNMEK Mİ? 01-01-1970 03:00 İLGİNÇ İNANÇLAR 01-01-1970 03:00 ÇARESİZLİK 01-01-1970 03:00 BİLEMEZSİN YÂR 01-01-1970 03:00 KALBE İŞLENMİŞSE ZULÜM 01-01-1970 03:00 ZAMANI ANIMSIYORUM 01-01-1970 03:00 DOST ACI SÖYLER 01-01-1970 03:00 YAZ GELDİ 01-01-1970 03:00 TOK AÇIN HALİNDEN NE ANLAR  01-01-1970 03:00 MİTOLOJİLER, EFSANELER VE GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 EĞLENMEYİ GERÇEKTEN BİLİYOR MUYUZ?  01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLERİMİZ 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİLE YALNIZ 01-01-1970 03:00 BUGÜN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 01-01-1970 03:00 KİTAPLARIN ANLAMLI GÜCÜ 01-01-1970 03:00 HANGİ ACI UNUTULUR?  01-01-1970 03:00 DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ 01-01-1970 03:00 KALPLERİMİZ MIDIR KURUYAN YOKSA ?  01-01-1970 03:00 HAYALLERİNİZİ HAYATLARINIZA KATIN 01-01-1970 03:00 YALAKALIK DA YALANDAN MIDIR ? 01-01-1970 03:00 AŞK MI, MANTIK MI? 01-01-1970 03:00 ÇOK MU, YOKSA ÖZ MÜ KONUŞMAK?  01-01-1970 03:00 AKRAN ZORBALIĞI 01-01-1970 03:00 BU NASIL BİR KIŞ? 01-01-1970 03:00 NEYİN PEŞİNDEYİZ? 01-01-1970 03:00 "MAŞALLAH" DEMEK ZOR MU ? 01-01-1970 03:00 BİZİM ÇOCUKLARIMIZ 01-01-1970 03:00 ÖNYARGI MI, EMPATİ Mİ? 01-01-1970 03:00 YAPAY GIDALAR 01-01-1970 03:00 HER ÇOCUK DEĞERLİDİR 01-01-1970 03:00 PAYLAŞMAK      Dünyada yapılması gereken en büyük iyiliklerden biri de hiç şüphesiz paylaşmaktır. Her ne kadar bu gerekli bir iyilik olarak düşünülse de, tamamen tercihe dayalıdır. Yaptığımız tercihlerin olumlu ve olumsuz yö 01-01-1970 03:00 TÜRBE ZİYARETLERİ 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ VE BİLİNCİ 01-01-1970 03:00 HATA! 01-01-1970 03:00 BİTKİLERDEKİ BİLİMSEL VE BİLİNMEYEN GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 İNSAN HAFIZASI 01-01-1970 03:00  KIRMIZI NOKTA 01-01-1970 03:00 KÜRESEL ISINMADAKİ ROLÜMÜZ 01-01-1970 03:00 SİZİ SEVİYOR ZANNETTİĞİNİZ KİŞİ 01-01-1970 03:00 SEVEN ALDATMAZ 01-01-1970 03:00 PARA'NIN SATIN ALAMAYACAĞI GÜÇLER 01-01-1970 03:00 ÖFKE KONTOLÜ 01-01-1970 03:00 KISA BİR EMEK ÖYKÜSÜ 01-01-1970 03:00 ANNELİK – BABALIK GÖREV Mİ, DUYGU MU? 01-01-1970 03:00 MEKTUPLARIN EVRİMSELLEŞME SÜRECİ 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYA'NIN FARK EDİLMEZLİĞİ 01-01-1970 03:00 KARS - ANİ HARABELERİ 01-01-1970 03:00