Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL

Mehmet Nuri BİNGÖL ( YAZAR )

29-10-2025 11:45

Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL
İster “eğitimcilik”, ister irfan, ister içtimaiyatımdaki vetire ve tahlil merhalelerimde tam olarak kabulüm bir hakikat var.
“ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
Yeni ifadelerle bu hikmetli sözün manası şu: Önceki devir ve dönemlerin şartları, gerekleri, iltizamî hallerin tamamı yeni “durumların” teşkili su götürmez. Bunun, bütün zamanlar için  geçerli olduğunu demek mümkün.
Yeni şart ve sebepler noktasından insanlar ya eski hâlin bütün unsurlarını aynen yaşamaya devam edecek ya da yepyeni şartlara münasip , Necip Fazıl’ın “eskimez yeni” dediği akli bir muhakeme ile yerinde bir senteze gidecektir. 
**
Eğer bunu yapmayıp da “Zaman-ı Dehr” Said Nursi’nin dediği gibi, “dinde mutaassıp muhakeme-i akliyede noksan” insanlar benzeri, meselelere at gözlüğü takmış mahluklar gibi bakıp cihanşümul moral ve manevi değerleri zamana, zemine göre sentezlemezse , hem cemiyet hem fert hem camia, hem de “milletin teşkilatlanmış şekli devlet”, “izmihlal” değil, “izmihlaller” bile yaşayabilir.
Mesleğe başladığım ilk yıllarda, hem eğitim senelerimde içinde bulunduğum zeminler, biraz da edebiyatçılığın ve az çok çalakalem yazan biri olarak Mehmet Akif’in şu mısralarını kendime hayat düsturu yapmıştım:
“ŞUDUR BENİN HAYATTA TEK BEĞENDİĞİM MESLEK
SÖZÜM ODUN GİBİ OLSUN HAKİKAT OLSUN TEK…”
Bu satırları yazan şairimizin hayatındaki bir bölümünü, “Bir Ariza” şiirindeki “Son son sen hadi biraz kumda oyna demişler!” mısraında belirttiği gibi bir başka ülkede, “Mısırın kumistanı”nda geçirmek zorunda kaldığını hatırlarsak, söz konusu “ilke”nin bütün durumlar için tamamen doğru olmadığı da anlaşılır- en azından ben böyle anlıyorum. 
**
“Her söylediğin hak (doğru) olmalı. Ama her hakkı söylemek senin hakkın değildir.” manasındaki söz ve “belağat”ın tarifi aynıdır. “Belağat mukteza-yı hale mutabakattan ibarettir.” Yani “doğru ve güzel söz sanatı ile davranış ilmi” içinde bulunulan hâlin gereklerine uygun davranmaktır. “Evrensel” doğrulardan taviz vererek değil…
“Atama” haberini beklerken memlekette, Birecik’teydim. Bizim mezun olduğumuz yıllarda KPSS yoktu. Formasyon alan bir Fen-Edebiyat mezunu ve Eğitim Enstitüsü mezunu gibi Milli Eğitim Bakanlığı’nın tayin için istediği belgeleri hazırlayıp Bakanlığa sunar ve “atama” sırasının gelmesini beklerdi.
Hiç yıl kaybetmeden İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı kürsüsünden mezun olduktan sonra, İstanbul’da 6 aylık bir basın hayatı DENEMESİNDEN sonra tayinimi istemiş ve bundan altı ay sonra da 1984’ün Aralık 15’inde “atamam” Kütahya- Gediz Lisesine çıkmış, görevlendirme ile Şaphane nahiyesine gitmiştim. Bu atama isteğimi kolaylaştıran Lise’den arkadaşım, Ankara’da eczacılık okumaya devam eden Hüseyin Ataç dostuma minnetimi belirtmeden geçemeyeceğim.
Şaphane şirin; “yazı ve tefekkür” hayatım için verimli bir yer olmasına rağmen, “ulaşım” yönüyle oldukça yetersiz bir mekândı. Ana yollardan oldukça uzaktı ve oraya tıknefes kalarak ulaşan yol dağlık muhitlerden geçiyor, oldukça da zikzak çiziyordu. 
Simav’a giden anayoldan kuzeydoğuya sapınca, yaklaşık 15 kilometre tırmanılıyor, bazı deyişlere göre “slalom yapıldıktan” sonra varılıyordu Şaphane’ye. 
Şimdi belki de düzeltilen yolun, Akdağlar’a dayandığı noktada kurulmuştu. Elma, vişne, kiraz ağaçlarının bulunduğu ufak topraklarla çevrili yerleşim birimi çıkmaz bir sokağa benziyordu açıkçası.
Meseleyi “eğitim” açısından düşünürsek, ilk bakışta ana-babalarına yardım etmeye mecbur çocukların bu çalışma hayatlarının “eğitim”deki devamlılık “ilke”siyle çatışacağı düşünülebilirdi. 
Halbuki zaman gösterdiki “İhtiyaç medeniyetin üstadıdır” vecizesini haklı çıkaracak kadar genç kuşak, iş bulmanın zor olduğu muhitten çıkmak için kendini “başarmaya” mahkûm biliyor ve ona uygun bir tavır gösteriyordu. Bu “durumu” fark edince “Sizin hoşlanmadığınız hâllerde nice güzellikler gizlidir.” diye başlayan İlahi ikazı hatırlamadan edemedim.
Öğretmenliğimin ilk yıllarındaki sosyal şartlar şekilce belki farklıydı ama bir kısım niyetler hep aynı kalıyordu. Onları düzeltici ilk yazımdı kısaltarak aldığım. Sanki bugünü görerek yazıldığını görerek –tekrar okuyunca- hamdediyorum.
“Milyonlarca Anadolu insanı; bir sabır çilesindesin, kendi değer ve iradene, kendinden, içinden, senden olana sahip çıkma fırtınasına yakalanırsın da, bir düşün -şimdi- neler olur, dün neler olmuş, yarın neler olacak? Zira kucak açacaksın, bizzat kendine, Anadolu ile orayla kenetlenmiş yüz milyonlarca insanın gönül köprüsünü bağrına basacak; daha nice yerlerin gaspedilen hakkını doya doya teneffüs edecek, iradesine ve değerlerine ambargo koyan –koymaya çalışan zavallı güruhu- sen Anadolu, kim bilir kaçıncı defa müşahede edip acıyacaksın!
Kendi iradeni yaşayıp yaşatan insanlara – ya da misyona- sahip çıkmanın şerefini – sen Anadolu- kimbilir kaçıncı defa tadacak, mazlumun ahının nasıl aheste aheste çıktığını bilmem kaçıncı defa müşahede edeceksin! Sana yüz binlerce, milyonlarca “evet” yağacak. Çünkü alnı ak Anadolu’sun sen. Horlanan, küçümsenen, adam yerine konulmayan, alaya alınan Anadolu’sun! Analarla dolusun, babalarla ihata edilmişsin, reislerle –şahs-ı manevinin mümessilleri manasında- gömleğin birlikte kesilmiş. Hele yiğitler, hele mertler… Arif ve adil devlet başkanlarını saymaya bile lüzum yok.
Senin kara toprağında bile hayat var; “ak” olanı nelere yarar kimbilir? Semanda nur yağmuru hakimdir. Ufuklarında ezanların saltanatı var. Kur’an bülbüllerinin dillerinden süzülen mânalar o zümrüt örtünü, güzelim dağlarını, sevimli bozkırlarını aydınlatır; haşin ve cahil ellerle kirletilmek istenen garazlara set olurlar.
Sen Anadolu’sun. Senin isteklerine ve iradene her zaman evet. Çünkü bizimlesin; kalp hamulemizdeki hislerle bezelisin, onları yaşamaktasın bilfiil ve hasbice… Gönlümüzdeki sevgilerle müzeyyensin. Hülasa bizden bir uzuv gibisin. Sen davet edersin de bizler reddedebilir miyiz? Bazen Anadolu’nun o köşesinde, bazen bu köşesindesin ama hep bizimlesin.”

DİĞER YAZILARI EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ 01-01-1970 03:00 Suçu Yanlış Yerde Aramak               Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 Zil Çaldı, Biz Kaldık 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL                Yollar Irmağa Çıkar              (Birecik’ten Öyküler) 01-01-1970 03:00 Regaib Kandili: Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Kelimelerin İktisadı, Mananın               Derinliği: Kısacık Yazılar                 MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 RESUL-Ü EKREM (ASM) VE                      DEVLET REİSLİĞİ 01-01-1970 03:00 Hz. İsa(as) ve Şahs-ı  Manevi 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DEDEM KADO 01-01-1970 03:00 AZ OLSUN MANTIĞI... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN BAZEN DAHA YAKIN TUTULMALI 01-01-1970 03:00 İCMALİ BİR İZAH: İSLAM ŞERİATI... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Suikast ve Sabotaj 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN- Hikâye 01-01-1970 03:00 VAHDANİYETE DELİL SADECE KALP Mİ?  01-01-1970 03:00 Uhuvvet Hissinin Risale-i Nur’u Anlamadaki Faydası 01-01-1970 03:00 Haşiyeli İzahların Zarureti ve Bediüzzaman’ın Müsadesi                -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur’un Makamı Kur’an ve Hadisten          Sonra Gelen Bir Hakikat Mirasıdır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’a Göre Tefsir ve Çağımızda Nasıl Olmalıdır 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur,Ancak Külliyat Bütünlüğü ve           İslami İlimlerin Işığında Anlaşılabilir                  — Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti:              Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Üstad Bediüzzaman'da Salavatın Önemi ve Maddi- Manevi Bereketi 01-01-1970 03:00 Acayip Yerdeki AN 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 ÜMİDE SARILMAK 01-01-1970 03:00 TEZAT HAYATLAR 01-01-1970 03:00 TEZAT TEBESSÜMDEDİR BİZE Mehmet Nuri BİNGÖL -Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Hedefsiz Gemiye Rüzgârlar Yardım Edemez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 . Mevlid Kandilinin İslami Hükmü 01-01-1970 03:00 İSKENDER DİYE BİRİ 01-01-1970 03:00 Eski Hâl Muhal, Ya Yeni Hâl Ya İzmihlâl.. Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 MEHMET NURİ BİNGÖL KÂİNATIN FERYADI NEBİLERDE MAKES BULMUŞTUR. 01-01-1970 03:00 Ayasofya Aynasında -Hikâye MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 HİKÂYE MEHMED NURİ BİNGÖL Ç-AN- AK-KALE'DE GÜNEŞ 01-01-1970 03:00 İttifak Muhebbetten Gelir -Hikâye Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BİNGÖL'ÜN ET SANATI'NDA Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 İSTANBUL YOLUNDA UNUTKANLIK SENDROMU 01-01-1970 03:00 SIR MUHABBETİ ( Hikâye) Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SİYAH SANCAK - Mehmet Nuri BİNGÖL- Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 DUA 01-01-1970 03:00 ÜLFET DENEN İLLET 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 Fırat’ın Aynasında ( AN'da) 01-01-1970 03:00 TECRÜBEDEN VAZİFE ÇIKARMAK! 01-01-1970 03:00 Forma Mecburiyetinin Yanındayım 01-01-1970 03:00 Nizip-Şanlıurfa Yolunda Bir İbret Dersi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa Yolunda Bekleyiş 01-01-1970 03:00 Narh Nedir ve Gündeme Neden Geliyor? Mehmet Nuri Bingö 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 Çöp mü, Sabotaj mı, Yoksa? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade -Hikâye- 01-01-1970 03:00 O Kıyı, Bu Kıyı. - Hikâye 1995 Kışı 01-01-1970 03:00 BİR İNTERNET GAZETECİSİ: BÜLENT ERTEKİN 01-01-1970 03:00 İSLAM EKONOMİSİ: UMUMİ ADALETİN DENGELİ DÜZENİ 01-01-1970 03:00 Bu Dünyada Bir Cennet -hikaye- 01-01-1970 03:00 TEFEKKÜRÎ TEBLİĞ – ZAMANIN CİHADI 01-01-1970 03:00 YOLDAN KAL, YOLDAŞTAN... -Hikâye- 01-01-1970 03:00 FETÖ’YÜ KİM(ler) KURDU? 01-01-1970 03:00 GURBETİN DİLİ YOK, GÖZÜ YAŞLI 01-01-1970 03:00 Çınar’daki Öz Değişim 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tasvir Gazetesi Vardı... 01-01-1970 03:00 Risalet Nurlarıyla 01-01-1970 03:00 "Anam, Babam Sana Feda Olsun, Ya Resûlallah!" 01-01-1970 03:00 Zeytinlikteki Mavi Ev 01-01-1970 03:00 Bir Roman Tasavvurundan... Tekrar İstanbul Ama.. 01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 01-01-1970 03:00 Meşru Hürriyet Gıdayla, Malla Değiştirilmez 01-01-1970 03:00 İRAN'A HÜCUMLARDA ONA NEDEN DUACI OLMALIYIZ? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SÜRÜDE KALAN İNSAN 01-01-1970 03:00 Bahardan Sonrası Mı? 01-01-1970 03:00 ASLINDA NE OLUYOR? 01-01-1970 03:00 Tarık Buğra Diye Biri 01-01-1970 03:00 MEHDİ’NİN FAZİLETTEKİ SIRALAMASI 01-01-1970 03:00 "ADALET-İ İZAFİYE" ve "MASLAHAT-I UMUMİ" BİRER ŞER'İ USULDÜR. 01-01-1970 03:00 NEDEN KAPALI BİR İHBARLAR. 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 HAKİKATA BİR PENCERE 01-01-1970 03:00 CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK 01-01-1970 03:00 MÜZEDEN AYASOFYA-YI KEBİR'E... Ayasofya… 01-01-1970 03:00 MASUM NASREDDİN HOCA- BAHTSIZ M. AKİF 01-01-1970 03:00 ADINI NE KOYARSAN... 01-01-1970 03:00 TEVHİD MEŞALESİ- 1 01-01-1970 03:00 WAGNER- ÇEÇEN İTTİFAKI MI? 01-01-1970 03:00 "DİNİ VAKIF" GENCİ NEYE HAZIRLAR? 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK BURHAN MUCİZELER-1 01-01-1970 03:00