Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade -Hikâye-

Mehmet Nuri BİNGÖL ( YAZAR )

28-07-2025 10:49

Manavgat Yaz Akşamına Üç İfade                -Hikâye-
  
MEHMET NURİ BİNGÖL
   
Gün akşama dönüyordu… Güneşin son ışıkları gökyüzünü turuncu-mor bir tabloya çevirmişti. Manavgat’ın buhurdan gibi tüten yaz akşamlarından biriydi ; yine de arada bir sıcak bir meltem yüzlere dokunuyor, eski günlerden fısıltılar getiriyordu sanki.
   Gri saçlı güngörmüş insanların omuzlarında geçmişin hikâyeleri, gözlerinde ise çocukluk anılarının puslu izleri… Annelerimiz, başörtüleriyle, oturdukları sandalyede hayatın zorluklarına karşı mukavemetin ve vakarın sembolü gibiydiler. 
   Aralarında, yıllar önce birbirlerine "hayırlı sabahlar" demeden güne başlamayan komşuları da vardı . Yanlarındaki genç kadınlar, aile geleneğini sürdüren birer halkaydı artık; yanlarında ise geleceğin ümidi olan küçük çocuklar...
   Üç erkek çocuk, ortalarına minicik bir prensesi almış, elinden tutuyorlardı. Birbirlerine yaslanan omuzlar, hayatın yükünü paylaşacaklarının ilk işareti gibiydi. Kız çocuğunun lila elbisesi rüzgârda hafifçe savrulurken, arka planda renkli tenteler, uzun masalar ve göz göze gelmiş akşam sohbetleri görünüyordu. Sağda duran dev aynada ise bir çocuk yansıması...
    Belki de büyüyen zamanın aynadaki aksiydi bu; her nesil bir sonrakini yansıtır gibi...Zamanın içinde kaybolmadan, bir yaz gecesi hatırasında birleşen kuşakların; geçmişin, bugünün ve yarının bir araya gelişiydi. 
   Belli ki o gün, sadece bir araya gelinmemişti. Hafızalara kazınacak bir hatıra da bırakılmıştı. Gülüşlerde geçmişin sıcaklığı, çocuk bakışlarında geleceğin umudu vardı.Ve birisi şöyle diyecekti yıllar. ve yıllar sonra: "İşte o akşam, zaman durdu. Sadece biz vardık; hep birlikte."
**
.  O gün, Manavgat’ın kenarında bir kır bahçesinde toplanmışlardı. Kızı Saliha'nın düğün vardı aslında, hem de aile toplantısı. Sadece “Gelin hep birlikte olalım,” denilmişti kimine de.
   Ahmet Nureddin, eski bir turuncu Vosvos’un önünde dikilmiş, torunlardan birinin elinden tutuyordu:
    “Bu araba,” dedi, “bir zamanlar beni her yerebtaşırdı.  Benzin azdı belki, bazen bulunmazdı  ama gelecek gökleri ümitlerle bezeliydi hep.” Yanında duran Mehmet Amca, yılların öğretmeni, gülümsedi. “Sen hâlâ o umudu anlatıyorsun. Şimdi çocuklar Google’dan bakıyor yollarıa” dedi. 
   Kadınlar baş başa vermiş sohbet ediyorlardı, Kimisinin sesi çıkmıyordu ama gözleri her şeyi söylüyordu. Hayatları boyunca sessizce dua etmiş, evlatlarının "başına saç akıtıp" hala gülümsüyorlardı.
   Ortada küçük bir masa, iki eski sandalye, ve üstünde açılmamış bir kolonya şişesi… Bu, annenin hatırasıydı. Her bayram “Kolonya dökmeden içeri girilmez,” derdi. Şimdi anılar dökülüyordu o masaya; göz ucundan, yürek kenarından…
   Bahçenin diğer ucunda ise çocuklar vardı. Üç erkek çocuğu, ellerinden tuttukları küçük prensesle yürüyordu. Lila elbisesi, uçuşan saçları ve tereddütsüz adımlarıyla âdeta “Ben buradayım,” diyordu. Aynanın önünden geçerken kısa bir duraksama yaşandı. En küçük çocuk yansımasına baktı. Bir anlığına düşündü: “Bu gerçekten ben miyim, yoksa büyüdüğümde hatırlayacağım biri mi?”
   O aynaya yıllar sonra belki damatlıkla döneceklerdi. Belki de orada el ele tutuşan bu dört çocuk, farklı şehirlere savrulacak; ama bir gün yine burada, bu kır bahçesinde buluşacaklardı. Aynı masada çay içecek, belki anneleri tarafınden yapılan kekten bir dilim koparıp eski günleri yad edeceklerdi.
   Gün battı. Işıklar yandı. Kırmızı tentenin altına büyükler yerleşti, çocuklar çimenlere yayıldı. Birazdan dua edilecek, ardından babaanneden kalan o meşhur tatlı ikram edilecekti. Ama ondan önce, biri telefonunu çıkarıp bağırdı:
   “Durun, herkes şöyle geçsin! Bu anı kaydedelim!”
   Deklanşör sesiyle zaman durdu. İşte tam o an...
   Zaman, küçük bir prensesin tutulan ellerinde, dedelerin gülümseyen gözlerinde ve aynada yansıyan çocukta saklandı.
**
   O günü asla unutamam. Manavgat'ın iç kısmındak o kır bahçesinde, sanki zaman bizim için yavaşlamıştı. Bir kınadan ziyade dost-akraba toplantısını andırıyordu; bir araya gelmek istiyorduk. Belki biraz eksik, belki biraz yorgun ama hep birlikte… Kızım Saliha'nın kınası da buna zemin oldu.
   Vosvos’un yanına ilk ben vardım. Turuncu rengi hala yerindeydi. Ahmet Dedem, elleri cebinde, o arabanın önünde durmuş bekliyordu. Gözleri dalgındı. 
   “Bu araba,” dedi, “beni bir ömür taşıdı. Bazen Antalya'ya derslere, bazen hastaneye, bazen de sadece umuta doğru yola çıktım...” 
   Başımı eğdim. Çünkü gözleri yaşarmıştı. Onu ağlarken görmeye alışık değildik. Sessizce elini tuttum. Tuttuğum elde eski günlerin sıcaklığı vardı.
   Kadınlar bir köşeye oturmuştu. Annem, halam, yengem… Kimisi şalını omzuna dolamış, kimisi sandalyede kolunu dizine yaslamış. Aralarında oturan ise siyah başörtüsünü sıkıca bağlamış, mavi gömleğini giymişti yine. 
   Teyzelerinden, bu yüzden biliyordum: Ne zaman özel bir gün olsa onu giyerdi. Bir elinde bastonu, diğerinde torun sevgisi… “Annenin hatırası hala sofrada,” dedi sessizce. Masada duran küçük kolonya şişesini gösterdi. Boğazım düğümlendi. Annem aramızda değildi, ama kokusu sanki o şişedeydi. Limon kolonyası... bayram sabahlarının sessiz kahramanı...
   Bir ara çocuklara gözüm ilişti. Üçü bir arada durmuş, ellerinden tuttukları küçük Zeynep’le gülerek yürüyorlardı. Lila elbisesiyle adeta bir masal kahramanıydı o gün. Yolda yanlarından geçerken onları izledim. Ah o ayna… Bahçenin kenarına konulmuş büyükçe bir ayna vardı. İçlerinden biri durdu, kendine baktı. Uzun uzun… Belki kendi geleceğini görmeye çalıştı. Belki de büyüdüğünde oraya geri döneceğini hissetti. Bilmiyorum. Ama aynanın önünde duran o çocuk, benim geçmişimden gelen bir akisti sanki...
   Güneş, batıya kosturup batınca ışıklar yandı. Tenteler altına geçtik. Masalar kuruldu. Birimiz dua etti, birimiz kek kesti. 
   Yıllar sonra biri o hatırayı hayalleyince sadece fani simalara hasret çeken.insanları görecek. Eğer suurunda ise ya, " küllü men 'aleyha fan" diye "zikredecek" ya da " Ölümü öldürebilir misin?" diye bir gönül sayhası salıverecek semaya; kalp ve insaf semasına...

DİĞER YAZILARI EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ 01-01-1970 03:00 Suçu Yanlış Yerde Aramak               Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 Zil Çaldı, Biz Kaldık 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL                Yollar Irmağa Çıkar              (Birecik’ten Öyküler) 01-01-1970 03:00 Regaib Kandili: Rahmetin Kapısında Bir Gece 01-01-1970 03:00 Kelimelerin İktisadı, Mananın               Derinliği: Kısacık Yazılar                 MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 OKUYUCUM VE KADİM DOSTUMUN SON NEŞRİYATIMI TENKİDİDİR ( Değerlendirme). M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 RESUL-Ü EKREM (ASM) VE                      DEVLET REİSLİĞİ 01-01-1970 03:00 Hz. İsa(as) ve Şahs-ı  Manevi 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DEDEM KADO 01-01-1970 03:00 AZ OLSUN MANTIĞI... 01-01-1970 03:00 DÜŞMAN BAZEN DAHA YAKIN TUTULMALI 01-01-1970 03:00 İCMALİ BİR İZAH: İSLAM ŞERİATI... 01-01-1970 03:00 Tartışmanın Görünmez Tazyiki 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Suikast ve Sabotaj 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ! 01-01-1970 03:00 KIRMIZI İPEK ya da YEMİN- Hikâye 01-01-1970 03:00 Maarif Hayatıma Dair / M. Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 VAHDANİYETE DELİL SADECE KALP Mİ?  01-01-1970 03:00 Uhuvvet Hissinin Risale-i Nur’u Anlamadaki Faydası 01-01-1970 03:00 Haşiyeli İzahların Zarureti ve Bediüzzaman’ın Müsadesi                -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur’un Makamı Kur’an ve Hadisten          Sonra Gelen Bir Hakikat Mirasıdır 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’a Göre Tefsir ve Çağımızda Nasıl Olmalıdır 01-01-1970 03:00 Risale-i Nur,Ancak Külliyat Bütünlüğü ve           İslami İlimlerin Işığında Anlaşılabilir                  — Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti:              Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Üstad Bediüzzaman'da Salavatın Önemi ve Maddi- Manevi Bereketi 01-01-1970 03:00 Acayip Yerdeki AN 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Temalar, Mesajlar ve Beklentiler 01-01-1970 03:00 ÜMİDE SARILMAK 01-01-1970 03:00 TEZAT HAYATLAR 01-01-1970 03:00 TEZAT TEBESSÜMDEDİR BİZE Mehmet Nuri BİNGÖL -Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Hedefsiz Gemiye Rüzgârlar Yardım Edemez 01-01-1970 03:00 Başka Bir Batmayan Güneş -Mehmet Nuri BİNGÖL- 01-01-1970 03:00 . Mevlid Kandilinin İslami Hükmü 01-01-1970 03:00 İSKENDER DİYE BİRİ 01-01-1970 03:00 Eski Hâl Muhal, Ya Yeni Hâl Ya İzmihlâl.. Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 MEHMET NURİ BİNGÖL KÂİNATIN FERYADI NEBİLERDE MAKES BULMUŞTUR. 01-01-1970 03:00 Ayasofya Aynasında -Hikâye MEHMET NURİ BİNGÖL 01-01-1970 03:00 HİKÂYE MEHMED NURİ BİNGÖL Ç-AN- AK-KALE'DE GÜNEŞ 01-01-1970 03:00 İttifak Muhebbetten Gelir -Hikâye Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 19 Ağustos 2025 – Salı, Sirkeci Birecikli Kebap Evi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BİNGÖL'ÜN ET SANATI'NDA Mehmet Nuri BİNGÖL 01-01-1970 03:00 İSTANBUL YOLUNDA UNUTKANLIK SENDROMU 01-01-1970 03:00 SIR MUHABBETİ ( Hikâye) Mehmed Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SİYAH SANCAK - Mehmet Nuri BİNGÖL- Uzun Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 DUA 01-01-1970 03:00 ÜLFET DENEN İLLET 01-01-1970 03:00 KALBİMİZ FELLİK FELLİK 01-01-1970 03:00 Fırat’ın Aynasında ( AN'da) 01-01-1970 03:00 TECRÜBEDEN VAZİFE ÇIKARMAK! 01-01-1970 03:00 Forma Mecburiyetinin Yanındayım 01-01-1970 03:00 Nizip-Şanlıurfa Yolunda Bir İbret Dersi 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa Yolunda Bekleyiş 01-01-1970 03:00 Narh Nedir ve Gündeme Neden Geliyor? Mehmet Nuri Bingö 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 Çöp mü, Sabotaj mı, Yoksa? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 BİR OKUR KANAATI: AZADA YÜRÜYÜŞ (Gönül Sayhası - 2) 01-01-1970 03:00 İslam’da İşçi Hakları: Alın Teri Kutsaldır 01-01-1970 03:00 O Kıyı, Bu Kıyı. - Hikâye 1995 Kışı 01-01-1970 03:00 BİR İNTERNET GAZETECİSİ: BÜLENT ERTEKİN 01-01-1970 03:00 İSLAM EKONOMİSİ: UMUMİ ADALETİN DENGELİ DÜZENİ 01-01-1970 03:00 Bu Dünyada Bir Cennet -hikaye- 01-01-1970 03:00 TEFEKKÜRÎ TEBLİĞ – ZAMANIN CİHADI 01-01-1970 03:00 YOLDAN KAL, YOLDAŞTAN... -Hikâye- 01-01-1970 03:00 FETÖ’YÜ KİM(ler) KURDU? 01-01-1970 03:00 GURBETİN DİLİ YOK, GÖZÜ YAŞLI 01-01-1970 03:00 Çınar’daki Öz Değişim 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Tasvir Gazetesi Vardı... 01-01-1970 03:00 Risalet Nurlarıyla 01-01-1970 03:00 "Anam, Babam Sana Feda Olsun, Ya Resûlallah!" 01-01-1970 03:00 Zeytinlikteki Mavi Ev 01-01-1970 03:00 Bir Roman Tasavvurundan... Tekrar İstanbul Ama.. 01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 01-01-1970 03:00 Meşru Hürriyet Gıdayla, Malla Değiştirilmez 01-01-1970 03:00 İRAN'A HÜCUMLARDA ONA NEDEN DUACI OLMALIYIZ? Mehmet Nuri Bingöl 01-01-1970 03:00 SÜRÜDE KALAN İNSAN 01-01-1970 03:00 Bahardan Sonrası Mı? 01-01-1970 03:00 ASLINDA NE OLUYOR? 01-01-1970 03:00 Tarık Buğra Diye Biri 01-01-1970 03:00 MEHDİ’NİN FAZİLETTEKİ SIRALAMASI 01-01-1970 03:00 "ADALET-İ İZAFİYE" ve "MASLAHAT-I UMUMİ" BİRER ŞER'İ USULDÜR. 01-01-1970 03:00 NEDEN KAPALI BİR İHBARLAR. 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 Çok Acıdım Be! Huyum da değil, yazma kaidem de 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 ĶABİR HAYATI HAKTIR. 01-01-1970 03:00 HAKİKATA BİR PENCERE 01-01-1970 03:00 CEMAAT DEĞİL CEMAATTAN YANA OLMAK 01-01-1970 03:00 MÜZEDEN AYASOFYA-YI KEBİR'E... Ayasofya… 01-01-1970 03:00 MASUM NASREDDİN HOCA- BAHTSIZ M. AKİF 01-01-1970 03:00 ADINI NE KOYARSAN... 01-01-1970 03:00 TEVHİD MEŞALESİ- 1 01-01-1970 03:00 WAGNER- ÇEÇEN İTTİFAKI MI? 01-01-1970 03:00 "DİNİ VAKIF" GENCİ NEYE HAZIRLAR? 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK BURHAN MUCİZELER-1 01-01-1970 03:00