Fısıltı HABERLERİ
Fısıltı HABERLERİ
KÖŞE YAZISI

CUMHURİYET FAZİLETTİR! MİLLÎ BİRLİK, KATILIMCILIK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE İDEALİ… FAZİLET, İSTİŞARE VE AKIL: FITRATIN VE TÖRENİN ZİRVESİ OLARAK CUMHURİYET…

Paylaş:

CUMHURİYET FAZİLETTİR!

MİLLÎ BİRLİK, KATILIMCILIK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE İDEALİ…

FAZİLET, İSTİŞARE VE AKIL: FITRATIN VE TÖRENİN ZİRVESİ OLARAK CUMHURİYET…

 

DEĞERLENDİRME ÖZETİ BURADADIR.

https://youtu.be/yLiVMwUTfW0

 

Cumhuriyet fazilettir!

İnsanlık tekâmül ediyor; insanın aklı, idraki ve toplumsal sorumluluk bilinci gelişiyor. Bu, insan fıtratının ve medeniyet yürüyüşünün bir gereğidir.

Bugün cumhuriyete sözde dindarlık ve muhafazakârlık adına karşı çıkmak nasıl açıklanabilir? Oysa cumhuriyetin özünde katılımcılık, istişare, sorumluluk ve ortak irade vardır. Bu yönüyle cumhuriyet, İslam’ın istişare anlayışıyla ve Türk milletinin kadim töresiyle önemli ölçüde örtüşür.

İslam, istişareyi esas alır. Türk töresinde ise kurultay geleneği vardır. Türk devlet geleneğinde yöneticinin meşruiyeti yalnızca soyundan değil; töreden, devleti yönetme kabiliyetinden ve toplumun kabulünden de beslenmiştir. Zamanla yönetimlerin hanedanlık sistemlerine dönüşmesi, bu tarihî gerçeği ortadan kaldırmaz.

Devlet anlayışımızın temelinde ne vardır? Ecdadımızın şu sözü, meseleyi bütün açıklığıyla ortaya koyar:

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!”

Devletin gücü yalnızca ordusuyla, ekonomisiyle veya sınırlarının genişliğiyle ölçülmez. Vatandaşının huzuru, adalete güveni, refahı ve yönetime katılabilmesi de devletin gücünün temel unsurlarıdır. Katılımcılık, yalnızca oy kullanmaktan ibaret değildir; sorumluluk almak, ülkenin geleceğine katkı sunmak ve gerektiğinde elini taşın altına koymaktır.

“Ya devlet başa ya kuzgun leşe!” sözü, devletin millet hayatındaki vazgeçilmez yerini anlatır. “Devlet ebet müddet” anlayışı ise devletin sürekliliğini ve bekasını ifade eder. Ancak devletin bekası, milletinden kopuk bir yönetimle değil; adalet, millî birlik, toplumsal dayanışma ve güçlü bir vatandaşlık bilinciyle sağlanabilir.

Bu açıdan bakıldığında saltanatı veya Osmanlıcılığı savunmak, tek başına dindarlığın ya da muhafazakârlığın ölçüsü olamaz. Osmanlı tarihimizdir, medeniyet birikimimizdir; elbette sahip çıkacağız. Ancak tarihe sahip çıkmak, geçmişteki bütün yönetim biçimlerini bugüne taşımayı zorunlu kılmaz. Tarihimizi sevmek başka, tarihin şartlarına mahkûm olmak başkadır.

Gelelim hilafet meselesine…

Bugün zaman zaman, hilafet makamı mevcut olsaydı İslam Dünyası’nın bütün sorunlarının çözüleceği ileri sürülüyor. Oysa tarih bize bunun böyle olmadığını gösteriyor. Osmanlı Devleti yıkılırken halife makamı vardı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı'nın cihat çağrısına bütün Müslüman topluluklar aynı şekilde karşılık vermedi. Şerif Hüseyin liderliğindeki Hicaz isyanı da bu tarihî tablonun önemli bir parçasıdır. İngiltere'nin bölgedeki siyasi ve askerî faaliyetleri, Arap isyanını kendi çıkarları doğrultusunda desteklemesi ve Osmanlı topraklarının paylaşılması, üzerinde dikkatle düşünmemiz gereken gerçeklerdir.

Demek ki bir makamın varlığı, tek başına birlik ve başarı sağlamaya yetmiyor. Hilafet makamı da sihirli bir değnek değildi. Tarihî hilafet kurumu, İslam tarihinde dinî meşruiyet iddiasıyla birlikte siyasi iktidar işlevi de taşıyordu. Bu nedenle onu bütün siyasi, ekonomik ve askerî sorunları kendiliğinden çözecek bir mekanizma olarak görmek gerçekçi değildir.

Nitekim Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından İngiltere ve Fransa başta olmak üzere dönemin büyük güçleri, Orta Doğu'nun siyasi coğrafyasını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdiler. Bugün bölgemizde yaşanan pek çok sorunun arka planında bu tarihî müdahalelerin izleri vardır.

Öyleyse bugün yapmamız gereken, geçmişin tartışmalarına saplanıp kalmak değil; geçmişten ders çıkararak geleceğin stratejisini oluşturmaktır. Dün İngiltere ve Fransa vardı; bugün ABD başta olmak üzere küresel güçler, bölgesel aktörler ve değişen güç dengeleri var. Türkiye, bu gerçekleri dikkate alarak kendi millî projelerini, çözüm yollarını ve stratejik hareket tarzlarını geliştirmek zorundadır.

Artık akletme, düşünme ve geleceği inşa etme zamanı gelmedi mi?

Enerjimizi tarihin içi boş tartışmalarıyla, birbirimize karşı acımasız tarafgirliklerle tüketmeyelim. Çünkü bu tartışmalar yalnızca bugünkü enerjimizi değil, geleceğimizi de çalıyor. Geçmişin bütün mirasını reddetmek ne kadar yanlışsa geçmişin şartlarına mahkûm olmak da o kadar yanlıştır.

“Geçmişle hesaplaşmadan gelecek kurulamaz.” sözü de mutlak bir doğru değildir. Geçmişi anlamak, hatalardan ders çıkarmak ve gerektiğinde yüzleşmek elbette önemlidir. Ancak bunun yolu, tarihi bugünün siyasi kavgalarına malzeme yapmak değildir. Kendi toplumumuzun tecrübelerinden olduğu kadar başka milletlerin ve devletlerin başarılarından, hatalarından da yararlanmalıyız.

Şöyle bir söz vardır: “Akıllı insan başkalarının tecrübelerinden de öğrenir; akılsız insan ise her şeyi kendi başına tecrübe etmeye kalkar.”

Türkiye'nin ihtiyacı; millî birlik, sosyal adalet, adil düzen, bilim, teknoloji, üretim, güçlü savunma ve nitelikli insan kaynağıdır. Gençlerimize daha iyi bir gelecek sunmak, vatandaşımızın huzurunu ve refahını artırmak, devletimizi her alanda güçlendirmek zorundayız.

Cumhuriyet, bu hedeflere ulaşmak için milletin ortak iradesini, sorumluluğunu ve katılımını esas alan bir yönetim anlayışıdır. Onu yaşatmak; adaleti, liyakati, fırsat eşitliğini ve millî dayanışmayı güçlendirmektir.

Ne mutlu Cumhuriyet'e!

Ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne!

Ne mutlu millî birlik içinde güçlü ve büyük Türkiye'yi kurma mücadelesi verenlere!

İstiklal Harbi'mizi vererek kadim devlet geleneğimizi yeniden ayağa kaldıran, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve devletimizi bugünlere taşıyan başta Gazi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere bütün kurucularımıza, şehitlerimize ve gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Vatanımız ve milletimiz uğruna can veren bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, yaşayan gazilerimize Allah'tan sağlık ve uzun ömürler diliyoruz.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!


E. Yb. Halil MERT

StratejivePsikolojik Harp Uzmanı

 

 

 

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Fısıltı HABERLERİ yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Halil MERT Emekli Yarbay ( YAZAR ) — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.