CUMHURBAŞKANIMIZA ARZ…

“GEMİ SU ALIYOR, KAPTAN!”

DİLSİZ ŞEYTANLARIN KUŞATMASI VE HAKİKATİN ÇIĞLIĞI…

İHANETİ ÖRTMEK SADÀKÂT DEĞİLDİR, İHANETE ORTAK OLMAKTIR!

BİR GEMİ SU ALIRKEN KAPTANA GERÇEĞİ SÖYLEMEK KÖTÜLÜK MÜDÜR, YOKSA VATAN BORCU MU?

 

Özet açıklamalar buradadır.

https://youtu.be/O5T7ju-KTn4

 

HIRSIZ TANIDIKSA KÖPEK HAVLAMAZ.

 

Bir gemide seyahat edenlerin kaderi ortaktır; batarsa lüks kamaradakiler de, ambarın en karanlık köşesindekiler de aynı girdaba gömülür. Bugün vicdan, akıl ve vatan sevgisi taşıyan herkesin haykırması gereken tek bir hakikat var: “Gemi su alıyor, Kaptan!..”

Bu çığlık ne bir bozgunculuk ne de bir zaaf gösterisidir; bilakis 85 milyonun namusunu, istikbalini ve vatan toprağını canından aziz bilenlerin sadakat haykırışıdır. Fakat ne hazindir ki, gemi su alırken kendi cephemizden sandığımız, suret-i haktan görünen bir güruh delikleri kapatmak yerine feryat edenlerin ağzını tıkamaya çalışıyor.

Bizim inancımızın ve medeniyetimizin temeli açıktır: "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."Zulmü, hırsızlığı, ihaneti ve çürümeyi görüp de üç kuruşluk menfaati, makamı veya konforu bozulmasın diye susanlar; sadece seyirci değil, işlenen cürmün doğrudan ortağıdır. Bu necip millet, tarihi boyunca düşmandan çok bu sahte kahramanlardan, bu dalkavuk ve yalaka taifesinden çekmiştir.

Bugün bürokraside, medyada ve siyasetin kılcal damarlarında köşe başlarını tutan, toplasanız yüz-ikiyüz kişiyi geçmeyecek bir müptezel kadro var. Bu kadro, kendi cürümlerini örtbas etmek için sinsi bir tezgâh kurmuş durumda. En büyük sığınakları ise fısıldadıkları o zehirli yalan: "Reis sorun duymak istemiyor."

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafına örülen bu psikolojik duvar; hırsızlığı gizlemenin, adaletsizliği perdelemenin, liyakatsizliği meşrulaştırmanın en alçak kılıfıdır. "Reis sorun istemiyor." diyerek sorunları hasıraltı edenler, aslında milletin derdini Kaptan’a ulaştırmayan, devleti milletinden koparan birer kuşatma aparatıdır. Bu aziz milletin çaresizliğini görmezden gelip Kaptan’ı hakikatten izole etmeye çalışmak, bu devlete kurulmuş en büyük kumpastır.

 

Peki, kimdir hain?

Vatan haini; sadece sınırın ötesinden kurşun sıkan mıdır?

Hayır. Vatan haini; bu milletin alın terini, beytülmalini çalıp servetini yurt dışına kaçıran, ilk fırtınada sığınacağı limanı Batı başkentlerinde arayan, yani gemiden ve vatandan çoktan vazgeçmiş olan adamdır. Devletine sadakatini kaybetmiş, milletin töresine, ahlakına, inancına ve haysiyetine yabancılaşmış herkes bu ihanetin bir parçasıdır.

Şimdi biz bu çürümeye parmak bastığımızda, bu delikleri gösterdiğimizde o aynı güruh derhal sahte bir zırha bürünüyor: "Biz sonuna kadar Reisçiyiz."

 

Biz Cumhurbaşkanımızın kötülüğünü mü istiyoruz, alçaklıklara karşı tedbir alınmalı derken, tam aksine, bu milletin büyük bir teveccühle seçtiği liderine en samimi hakikati arz eden kardeşleriyiz. Devleti yöneten akla şunu hatırlatmak boynumuzun borcudur.

Medyadaki bazı gafiller, sadece muhalefetin ayıplarını, hırsızlıklarını ve arsızlıklarını ekrana taşıyarak iktidar tarafının sorumluluğunu örtebileceklerini zannediyorlar. Oysa devlet ciddiyeti propaganda ile yürümez. Adalet Bakanlığı da, İçişleri Bakanlığı da, devletin tüm denetleme ve kolluk mekanizmaları da yürütmenin, yani Cumhurbaşkanlığı makamının emrindedir.

Devletin görevi sadece suçu televizyon ekranlarında ifşa etmek değil; suçu, faili kim olursa olsun önlemektir. İster iktidar saflarından gelsin ister muhalefetten; önlenemeyen, hesabı sorulamayan, cezasız bırakılan her suçun vebali doğrudan iktidarın omuzlarındadır. "Onlar da yapıyor" bahanesi, devlet yöneten bir iradenin sığınağı olamaz.

Biz bu gerçekleri, geminin Kaptanı olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a dosdoğru söylüyoruz. Çünkü biz dalkavuk değiliz. Çünkü biz sırtını devlete yaslayıp cebini dolduran, ucuz kahramanlıklar ve boş beyinle yer tutmaya çalışan menfaatperestlerden değiliz.

Biz Allah’tan korkarız, kuldan utanırız.

Bu devlete sadakatimiz pazarlıksız, bu millete sevgimiz karşılıksızdır. Gemiyi delenleri ve onların suç ortaklarını afişe etmeye; Kaptan’a hakikati haykırmaya inatla devam edeceğiz. Çünkü bu gemi batarsa, hepimiz batacağız...

 

SON SÖZ: GEMİYİ DELENLERİ DE, DELİKLERİ ÖRTENLERİ DE GÖRÜN!

Aziz Türk Milleti!

Bir gemi su alıyorsa yapılacak iş, kaptana methiyeler düzmek değildir. Önce deliği bulmak, deliği kapatmak, gemiyi kurtarmak ve sorumluları ortaya çıkarmaktır.

Gemi su alırken “Her şey yolunda!” diye bağıranlar, gerçeği değiştiremezler.

Geminin kaptanına yanlış bilgi verenler, onu sorunlardan habersiz bırakanlar ve kendi menfaatlerini devletin menfaatlerinin önüne koyanlar, yaptıklarının ahlaki ve hukuki sonuçlarıyla yüzleşmelidir.

Fakat biz de öfkemizin adaletin önüne geçmesine izin vermemeliyiz. Delil olmadan kimseye hain dememeli, iddiaları kesinleşmiş hükümler gibi sunmamalı, hukukun yerine kişisel kanaatimizi koymamalıyız.

Çünkü bizim mücadelemiz, birilerinin yerine başka birilerini koyma mücadelesi değildir. Bizim mücadelemiz, yanlışın kim tarafından yapıldığına bakılmaksızın ortaya çıkarılması ve düzeltilmesi mücadelesidir.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Biz size kötülük etmiyoruz. Biz, bu ülkenin sorunlarını görmenizi, gerçekleri bilmenizi ve gerekli tedbirleri almanızı istiyoruz. Sizi desteklediğini söyleyen herkesin her zaman devletin ve milletin çıkarlarına uygun davranacağını varsayamayız. Bu nedenle denetim, hesap verebilirlik ve liyakat mekanizmaları güçlü olmak zorundadır.

Size gerçekleri söyleyenleri düşman, sorunları saklayanları dost kabul eden bir anlayış, hiçbir devlet için güvenli bir yol değildir.

Biz yalana karşıyız. Menfaat uğruna gerçeğin saklanmasına karşıyız. Kamu malının istismarına karşıyız. Suç işleyenin korunmasına karşıyız.

Çünkü Allah'tan korkuyor, kuldan utanıyor, vatanımızı ve milletimizi seviyoruz.

Bizim derdimiz bir koltuk değil, bir devlettir.

Bizim derdimiz Cumhurbaşkanımızın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarıdır.

Bizim derdimiz günü kurtarmak değil, geleceği güvence altına almaktır.

Gemi su alıyor, kaptan!

Bunu söyleyenleri susturmak yerine, gelin hep birlikte geminin nereden su aldığını bulalım.

Gemiyi delen kimse, hukuk önünde hesap versin.

Deliği bilerek örten kimse, sorumluluğuyla yüzleşsin.

Gerçeği söyleyen kimse, sırf rahatsız edici gerçekleri dile getirdiği için düşman ilan edilmesin.

Unutmayalım: Vatan sevgisi, yanlışları örtmek değil; vatanı yanlışlardan kurtarmak için cesaretle, adaletle ve vicdanla mücadele etmektir.

Allah devletimize zeval vermesin. Milletimizin birliğini, dirliğini ve kardeşliğini daim eylesin.

Ne mutlu, devletinin ve milletinin emanetine sadakatle sahip çıkana!

 

E. Yb. Halil MERT

StratejivePsikolojik Harp Uzmanı