
FAİLİ BELLİ CİNAYETLER DURUM TESPİT VE ANALİZ RAPORU:
TÜRKİYE’NİN KARANLIK SUİKASTLERİ, İSTİHBARAT AĞLARI VE DEVLET İÇİ TAŞERONLAR…
Devlet İçindekiÖrgütselYapılanmalar, UluslararasıİstihbaratBağlantılarıveTürkiye’ninCevapsızSoruları…
Bilgi özetiburadadır.
GİRİŞ
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yakın tarihi boyunca çok sayıda siyasi cinayete, suikasta, şüpheli ölüme ve faili meçhul olaya sahne olmuştur.
Bu cinayetlerin bir kısmı yıllar içerisinde çeşitli yönleriyle aydınlatılmış, bazı failler hakkında mahkûmiyet kararları verilmiş, bazı dosyalarda ise soruşturmalar sonuçsuz kalmış veya kamu vicdanını tatmin etmeyen biçimde kapanmıştır.
Ancak bugün artık yalnızca şu soruyusormakyeterlideğildir:“Tetiğikimçekti?”Asılsorulmasıgerekensorularçokdahakapsamlıdır:Hedefkimdi?Nedenhedefseçildi?Hedefhakkındakimbilgitopladı?Devlet içerisindenkimlerbilgisağladı?Cinayetingerçekleşmesinde hangi kamu görevlilerinin ihmali, ihmalkârlığı veyabilinçlikatkısıoldu?Cinayetinardındansoruşturmayıkimyönlendirdi?Hangi delillerkaybolduveyaetkisiz hale getirildi?Kamuoyuna hangi anlatısunuldu?Cinayettensonra hangi siyasi ve stratejik sonuç ortaya çıktı?
Ve belki de en önemli soru: Bu cinayetten kim veya kimler fayda sağladı?
Bu raporun temel yaklaşımı şudur:
Türkiye’deki bazı siyasi cinayetler, yalnızca münferit tetikçilerin veya sıradan suç örgütlerinin eylemleri olarak değerlendirilemez. Bu cinayetlerin bir bölümünde devlet içerisindeki bazı unsurların kullanıldığı, kamu kurumları içerisindeki örgütsel yapılanmalardan yararlanıldığı ve bu yapıların uluslararası istihbarat bağlantılarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Burada özellikle FETÖ yapılanması üzerinde durulması gerekmektedir.
FETÖ’nün devletin kritik kurumlarında yıllar boyunca örgütlendiği ve 15 Temmuz 2016'dan önce de devlet içerisinde geniş bir kadrolaşma gerçekleştirdiği artık tartışma konusu değildir. Dolayısıyla “FETÖ 2016’da ortaya çıktı…” şeklindeki yaklaşım tarihsel gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
15 Temmuz 2016, bu yapılanmanın ortaya çıktığı tarih değil; devlet içerisindeki örgütlü yapısının silahlı bir kalkışmayla açık biçimde ortaya çıktığı tarihtir.
Bu nedenle 1990’lı yıllarda ve 2000’li yılların başında meydana gelen siyasi cinayetler incelenirken, o dönemlerde devlet kurumlarında görev yapan kişilerin daha sonra FETÖ bağlantıları ortaya çıkmışsa, bu bağlantıların geçmişteki olaylarla ilişkisi mutlaka araştırılmalıdır.
Ancak burada yalnızca FETÖ’ye bakmak da yeterli değildir.
Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasi cinayetlerin arka planında CIA, İngiliz İstihbaratı ve İsrail İstihbaratı başta olmak üzere uluslararası istihbarat yapılanmalarının Türkiye’deki faaliyetlerinin de mutlaka araştırılması gerektiğidir.
Çünkü Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle onlarca yıldır uluslararası istihbarat servislerinin yoğun faaliyet alanlarından biri olmuştur.
Bu nedenle siyasi cinayetleri sadece iç politika çerçevesinde değerlendirmek, olayların uluslararası boyutunu gözdenkaçırmakanlamınagelir.
BİRİNCİ BÖLÜM
1. GİRİŞ VE TARİHSEL PERSPEKTİF: İSTİHBARAT SAVAŞLARINDA "DELİL" GERÇEĞİ
Devletinkılcallarınasızmışşebekelerin (FETÖ) veküreselistihbaratservislerinin (CIA, MOSSAD, MI6) organize ettiğisiyasisuikastlerdeklasikadlivakaların "somutdelil" mantığıylaneticeyeulaşılamaz. Bu operasyonlarındoğasıgereğibizzatdelillerin yok edilmesi, belgelerinkarartılmasıvesahtedelilüretimieyleminasliparçasıdır. Dolayısıylaprofesyonelcekurgulanmış "delilsizlik", aslındaarkadakiistihbarataklınınensomutgöstergesidir.
Bu yapınınTürkiye'dekifaaliyetleriniyalnızca 2000'li yıllarahapsetmekbüyükbiryanılgıdır. Bu yapıhalenmasonikyapıvekişilerdahil, işbirlikçitümçevrelerleçalışmaktadır. Maalesef mevcuttarikat, cemmat, siyâset, STK’na da sızarak parallel yapıoluşturmuş, faaliyetlerinegeçmiştendahasinsiolarakdevametmektedir.
- Fethullah Gülen yapılanmasınındevletkurumlarınasızmasüreci 1960'ların sonunakadaruzanmaktadır.
- Bu gündegündemdeolan Enver Altaylı (1944 doğumlu) gibiyabancıistihbaratunsurlarıyladoğrudanirtibatlıfigürlerinvarlığı; 1970'ler, 80'ler ve 90'lar boyunca Türkiye aleyhineyürütülenörtülüoperasyonlarınkesintisizbirhattailerlediğinikanıtlamaktadır.
- Bu süreçteişlenencinayetler "failimeçhul" değil; devletiçineçöreklenmişemniyet, jandarma, yargıveistihbaratkadrolarıeliyleyürütülen "Faili Malum" tasfiyehareketleridir.
2. PSİKOLOJİK HARP VE HEDEF SAPTIRMA DOKTRİNİ
Suikastlerinardındansahneyekonulanmanipülasyonstratejisi hep aynışablonuizlemiştir:
- Uğur Mumcu, Hrant Dink, Necip Hablemitoğlucinayetlerindesuikastinfaturasıanındaİslamî kesimlere, Türk Milliyetçileri’neveyaİran'akesilmiştir.
- Bu hedefsaptırmataktiğiyle hem toplumunsiniruçlarıkaşınarakkutuplaşmaderinleştirilmiş hem de cinayetinasılplanlayıcısıolanABD, İngiltere, İsrailveiçeridekitaşeronları FETÖperdeninarkasındadokunulmazkılınmıştır.
3. FAİLİ MEÇHUL KAVRAMINI YENİDEN DÜŞÜNMEK
“Faili meçhul” kavramı, Türkiye’de çoğu zaman cinayeti gerçekleştiren kişinin bilinmemesi anlamında kullanılmaktadır.
Oysa siyasi cinayetlerde gerçek sorumluluğun ortaya çıkarılması bundan çok daha geniş bir araştırmayı gerektirir.
Bir cinayetin tetikçisinin bulunması, cinayetin arkasındaki bütün yapının ortaya çıkarıldığı anlamına gelmez.
Örneğin bir siyasi suikastta şu zincirin tamamı araştırılmalıdır:
Hedef belirleme → istihbarat toplama → hedefin izlenmesi → devlet içerisindeki bilgi kaynakları→ operasyon hazırlığı→ tetikçi → cinayet → olay yeri → delil yönetimi → soruşturma → soruşturmanın yönlendirilmesi → medya ve kamuoyu algısı→ siyasi sonuç.
Bu zincirin yalnızca bir halkasının ortaya çıkarılması, cinayetin bütün boyutlarıyla aydınlatıldığı anlamına gelmez.
Bu nedenle Türkiye’de artık “faili meçhul” kavramının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bazı cinayetlerin failleri aslında çeşitli ölçülerde bilinmektedir.
Ancak faillerin arkasındaki organizasyon, azmettiriciler, devlet içerisindeki bağlantılar, uluslararası ilişkiler ve cinayetten sonra yürütülen örtbas veya algı operasyonları bütünüyle ortaya çıkarılmamıştır.
Bu nedenle dahadoğrukavramşudur:“Faillerivebağlantılarıbütünboyutlarıylaortayaçıkarılmamışsiyasicinayetler.”Türkiye’ninönündekigörev, iştebu dosyaları bütünboyutlarıylayenidendeğerlendirmektir.
İKİNCİ BÖLÜM
DEVLET İÇİNDEKİ ÖRGÜTLENMELER…
Bir devletin en büyük zaaflarından biri, kendi kurumlarının içerisinde başka bir hiyerarşiye bağlı yapıların oluşmasıdır.
Devletin emniyetinde, yargısında, ordusunda, istihbaratında veya diğer kritik kurumlarında görev yapan kişiler, devletin hukukundan ve amirlerinden ziyade başka bir örgütsel yapının talimatları doğrultusunda hareket etmeye başlarsa ortaya yalnızca bir personel problemi çıkmaz.
Devlet güvenliğiproblemiortayaçıkar.FETÖ yapılanmasınınyıllariçerisindedevletin çeşitli kurumlarında oluşturduğu kadrolaşma bunun enaçıkörneklerindenbiridir.Bu nedenlegeçmişsiyasicinayetler incelenirken şusorularmutlakasorulmalıdır:O tarihteolaylailgili hangi kamugörevlilerigörevyapıyordu?Bu kişilerindahasonrakiörgütselbağlantılarıortayaçıktımı?Cinayetöncesindeeldeedilenistihbaratbilgilerikimlerinelindengeçti?Bu bilgilerilgilimakamlaraulaştırıldımı?Ulaştırılmadıysaneden?Cinayetinardındangörevyapansoruşturmacılarkimlerdi?Bu kişilerdahasonraherhangi bir örgütselyapılanmaylailişkilendirildi mi?Soruşturmanınyönünüdeğiştirenkararlarıkimaldı?Hangi delilleraraştırılmadı?Hangi delillerkayboldu?Kimler busoruşturmalardanfaydasağladı?Bu sorularınsorulmasıdevletdüşmanlığıdeğildir.Tam tersine, devletikorumaktır.Çünküdevletiniçerisinesızmışbir örgütü ortaya çıkarmak, devlete zarar vermek değil; devletinbağımsızlığınıkorumaktır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: FETÖ’NÜN TARİHSEL KONUMU VE ULUSLARARASI İSTİHBARAT BOYUTU
Bazı çevrelerde hâlâ “2000’li yıllarda FETÖ vardı da 1990’larda var mıydı?” şeklindebiryaklaşımbulunmaktadır.Bu yaklaşım son dereceyanlıştır.Fethullah Gülen yapılanmasınınkökleri çok dahaeskitarihleredayanmaktadır.Dolayısıyla 1990’lı yıllardakiolaylarıincelerken, “o tarihte FETÖ yoktu” demek tarihsel gerçekliği reddetmek olur.
Benim kanaatim, FETÖ yapılanmasının Türkiye’deki devlet kurumlarına sızma ve kadrolaşma faaliyetlerinin uluslararası istihbarat bağlantılarından bağımsızelealınamayacağıyönündedir.Özellikle CIA ileilişkilerbakımından Enver Altaylı dosyası son derece dikkat çekicidir.
Enver Altaylı hakkında siyasi ve askeri casusluk ile FETÖ üyeliği suçlarından mahkûmiyet kararı verilmiş; dava dosyasında CIA görevlileriyle ilişkileri ve istihbarat faaliyetlerine ilişkinmateryallerelealınmıştır.Bu tablo, Türkiye’dekibazıdevletiçi yapılanmalar ile uluslararası istihbarat ilişkilerinin ayrıcaincelenmesigerektiğinigöstermektedir.BenimdeğerlendirmemegöreCIA’nınTürkiye’deki en önemli aparatlarından biri FETÖ yapılanmasıolmuştur.Bu ilişkiyalnızcageçmişeait bir tartışma olarak görülmemelidir.
Türkiye’nin siyasi cinayetleri incelenirken FETÖ–CIA ilişkisi, devlet içerisindeki kadrolaşma ve uluslararası istihbaratbağlantılarıbirliktedeğerlendirilmelidir.Aynışekildeİngilizistihbaratıveİsrail istihbaratının Türkiye’deki faaliyetleri de göz ardı edilmemelidir.
Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasi cinayetlerde uluslararası istihbarat bağlantılarının araştırılması, bu ülkelerin herhangi birinin otomatik olarak her cinayetin faili ilanedilmesianlamınagelmez.Buradakimeseleşudur:
Türkiye’ye karşı yürütülen istihbarat savaşlarında hangi yerliaktörlerkullanılmıştır?Devlet içerisindeki hangi unsurlarbufaaliyetlerearacılıketmiştir?Hangi siyasicinayetlerdebuyapılarınrolübulunmaktadır?Bu sorularıncevabıverilmelidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: DOSYA BAZLI VAKA VE FAİL ANALİZLERİ
MerhumCumhurbaşkanı Turgut Özal, Gaffar Okkan, Hulusi Sayın, Abdi İpekçi, cem Ersever, kazımÇillioğlu, bahtiyar Aydın gibibirçokinsanımızfailimeçhulcinayetlerlekatledildiler. Aşağıda son dönemcinayetlerinbazılarınıayrıcayazmagereğiduydum.
MUHSİN YAZICIOĞLU CİNAYETİ
Muhsin Yazıcıoğlu’nun 25 Mart 2009 tarihinde hayatını kaybetmesi, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük siyasi vevicdaniyaralardanbiridir.Yıllardırkamuoyununzihnindeçoksayıda soru bulunmaktadır.
Ancak 2026 yılında bu dosyada son derece önemli gelişmeler yaşanmıştır.
Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda soruşturmanın FETÖ organizasyonu ihtimali üzerinden derinleştirildiği, dosyada FETÖ yapılanmasına işaret eden ciddi deliller bulunduğu ve çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapıldığı açıklanmıştır.
Bu gelişme son derece önemlidir.
Çünkü yıllardır kamuoyunda tartışılan bir husus artık devletin adli soruşturmasının da konusu haline gelmiştir.
Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti konusunda Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik açık bir sitemim bulunmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanım;
Türkiye’nin her kesiminden insanın yüreğini yakan Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden gerçekten devletin en üst makamlarının haberi olmadı mı?
Devletin içerisindeki bazı unsurlar böyle bir organizasyonu gerçekleştirecek kadar güç kazanmışsa, bu yapılanmanın devletin en üst makamlarından nasıl saklanabildiği sorusu da mutlaka cevaplanmalıdır.
Eğer devletin içerisinde böyle bir yapı vardı ve devletin en üst makamlarına bilgi ulaştırılmadıysa, bu başlı başına birdevletgüvenliğiproblemidir.Eğerbilgiulaştırıldıysavegereğiyapılmadıysa, bu da ayrıca araştırılması gereken bir sorumluluk alanıdır.
Benimkanaatimşudur:Muhsin Yazıcıoğlu cinayetibütün boyutlarıyla aydınlatılmadan Türkiye’ninsiyasivicdanırahatlamayacaktır.Bu cinayet, Türkiye’desağcısıyla, solcusuyla, milliyetçisiyle, İslamcısıyla toplumun çokgenişkesimleriniyaralamıştır.Bu nedenleartıkhiçbirsiyasihesapbudosyanınönünegeçmemelidir.
- Yazıcıoğlu, emniyetvebürokrasiiçindekigayrinizami FETÖ/Gladio ağınıdeşifreettiğisıradahedefekonulmuştur. TBMM Darbe GirişiminiAraştırmaKomisyonukayıtlarına da yansıyanbutespit, olayın organize birsuikastolduğunuteyitetmektedir.
- Düşenhelikopterdekihayati GPS cihazlarınıvemekanikparçalarıtornavidaylasökerkengörüntülenen Aydın Özsıcak ve Davut Uçum'un, 15 TemmuzdarbegirişimindeMarmaris'teCumhurbaşkanınayöneliksuikasttimindeyeralmasıtesadüfdeğildir.
- 2011 yılında FETÖ etkisialtındakiheyetlerinhazırladığıvekandakikarbondioksitoranınınölümdensonradoğalarttığınıiddiaedenadlitıpmütalaalarıçürütülmüştür. Helikopterenkazındasaatlercehayattakalangazeteci İsmail Güneş’inkanındakiyüzde 27’lik karbondioksitoranınınkazaanındayüzde 50 bandındaolduğu, kabiniçinedışarıdanzehirligazverilereksabotajyapıldığıihtimalikuvvetlenmiştir.
- Yazıcıoğlu dosyasındasoruşturmayısaptıranvedelilkarartan 51 farklıkamugörevlisinin FETÖ iltisakısomutolaraktespitedilmiştir.
HRANT DİNK CİNAYETİ
Hrant Dink cinayeti 19 Ocak 2007 tarihindegerçekleşmiştir.Bu cinayet de Türkiye’ninyakıntarihininen önemli siyasi cinayetlerinden biridir.
Cinayetin öncesinde Trabzon’daki istihbarat birimleri, İstanbul Emniyeti, jandarma ve diğer güvenlik birimleri tarafından elde edilen bilgiler ile cinayetin ardından yürütülen soruşturma birlikte değerlendirilmelidir.
Hrant Dink davasında bazı kamu görevlilerinin FETÖ/PDY bağlantıları ve cinayete giden süreçteki sorumlulukları mahkeme kararlarına konu olmuştur.
Bu nedenle şu soru sorulmalıdır:
Hrant Dink cinayeti yalnızca tetikçinin eylemi olarak mı değerlendirilmelidir, yoksa cinayete giden süreçte devlet içerisindeki bazı unsurların rolü de araştırılmalı mıdır?
Benim kanaatim, ikinci yolun izlenmesi gerektiğidir.
Özellikle Trabzon’daki istihbarat birimlerinden İstanbul’daki emniyet birimlerine kadar bütünzinciryenidenincelenmelidir.Ayrıcacinayettensonraoluşturulantoplumsal atmosfer de psikolojik harp açısından değerlendirilmelidir.
“Hepimiz Hrant’ız” ve “Hepimiz Ermeniyiz” sloganlarıyla ortaya çıkan kitlesel hareketliliğin Türkiye’deki milliyetçi ve İslami hassasiyeti yüksek kesimler üzerinde meydana getirdiği siyasi ve psikolojiksonuçlarayrıcaincelenmelidir.Buradamesele Hrant Dink’inkimliğinden veya fikirlerinden bağımsızdır.
Mesele şudur:Bir siyasicinayetinardındantoplumun belirli bir kesiminin zan altında bırakılması, cinayeti gerçekleştiren yapının hedeflediği sonuçlardanbiriolabilir mi?Bu sorumutlakaaraştırılmalıdır.
- Cinayet; Trabzon Emniyetİstihbaratından İstanbul Emniyeti'neveJandarmaİstihbaratbünyesindekiFETÖ'cühücrelerekadaruzananzincirlemebirtertipileişlenmiştir. Suikasthazırlığıbilindiğihaldecinayetebilerek "yolverilmiştir".
- Cinayetinhemenardındanbaşlatılan "HepimizHrant'ız, HepimizErmeniyiz" kampanyalarıile Türk milliyetçilerivemuhafazakarkesimtoptanzanaltındabırakılmış, failiplanlayanFETÖ'cü polis şefleriisekamuoyunda "cinayetiaydınlatmayaçalışankahramanlar" kisvesinebüründürülmüştür.
- Tetikçiyecinayetöncesivesonrasıbayrakönündefotoğrafçektirenistihbaratunsurlarının, devletivemilliyetçihassasiyetizanaltındabırakmaküzerekurgulanmışbiroperasyonunparçasıolduğuyargıkararlarıyla da sabit hale gelmiştir.
DOÇ. DR. NECIP HABLEMITOĞLU CİNAYETİ
Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde Ankara’da öldürülmüştür.
Hablemitoğlu’nun FETÖ yapılanması hakkında yürüttüğü araştırmalar ve ortaya koyduğu bilgiler, cinayetin arka planının anlaşılması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Bu dosyada da artık çok önemli bir hukuki gelişme bulunmaktadır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede Fetullah Gülen, Mustafa Özcan, Aydın Köstem ve Enver Altaylı cinayeti tasarlayarak öldürmeye azmettirmekle suçlanmış; Levent Göktaş, Ahmet Tarkan Mumcuoğlu ve Fikret Emek ise cinayeti gerçekleştirmekle suçlanmıştır.
Bu nedenle Hablemitoğlu cinayeti, FETÖ’nün geçmişteki siyasi cinayetlerle bağlantısının araştırılması bakımından son derece önemli bir dosyadır.
Ancak dosyanın bir başka boyutu daha vardır.
Ergenekon soruşturmaları döneminde Hablemitoğlu dosyasının başka dosyalarla birleştirilmesi ve soruşturmanın farklı bir eksene taşınması ayrıca incelenmelidir.
Zekeriya Öz döneminde yürütülen soruşturma ve yargı süreçlerinin bu dosyanın gerçek faillerine ulaşmayı engelleyip engellemediği de araştırılmalıdır.
Bir cinayeti araştıran yapı daha sonra devlet içerisinde örgütlü bir yapılanmanın parçası olarak ortaya çıkmışsa, o soruşturmanın kendisi de araştırılmalıdır.
Bu nedenle Hablemitoğlu dosyası yalnızca bir cinayet dosyası değildir.
Aynı zamanda Türkiye’nin karşı-istihbarat tarihinin enönemlidosyalarındanbiridir.
- Örgütündevlettekikadrolaşmasınıbelgeleyen"Köstebek"kitabınınbasımınıengellemekiçin FETÖ tepeyöneticilerinden Mustafa Özcan'ın 250 bin dolarteklifettiğitanıkbeyanlarıyladavatutanaklarınageçmiştir.
- Döneminörgütiçihiyerarşisinde "Emniyetİmamı" olarakbilinen Kemalettin Özdemir (KÖZ) veEmniyet/IstihbaratKadroları, cinayetinhazırlıkveörtbassürecindebaşatroloynamıştır.
- Soruşturmadosyasıkastenakameteuğratılmış, firarisavcı Zekeriya Öz tarafından Ergenekon torbasınaatılarakdelillerikarartılmışvedosyanıniçiboşaltılmıştır. Halen de cinayetlehiçalakasıolmayan asker şahıslara media manipülasyonlarıileyıkılmayaçalışılmaktadır.
UĞUR MUMCU CİNAYETİ VE İRAN PERDESİ
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’da öldürülmüştür.Cinayetinardından İran bağlantısıkamuoyunda geniş biçimde gündeme getirilmiştir.
Umut Davası kapsamında Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu yapılanmasına ilişkin mahkûmiyet kararları verilmiş ve İran bağlantısınailişkindeğerlendirmeleryapılmıştır.Bu hukukigerçekelbettedikkatealınmalıdır.
Ancak şusoru da sorulmalıdır:Bir cinayetingörünenfaillerihakkında hüküm verilmesi, cinayetin bütün stratejik arka planının ortaya çıkarıldığıanlamınagelir mi?Benimkanaatimcegelmez.
Uğur Mumcu’nun araştırdığı konular, PKK’nın uluslararası bağlantıları, terör örgütlerinin dış destekleri ve Türkiye üzerindeki istihbarat faaliyetleri dikkate alınarak cinayet yeniden daha genişbirperspektifledeğerlendirilmelidir.İran bağlantısıaraştırılırken ABD, İngiltereve İsrail başta olmak üzere bölgedeki diğer istihbarat servislerininfaaliyetleri de araştırılmalıdır.Çünküistihbaratsavaşlarındabiraktörün varlığı, diğer aktörlerin olmadığı anlamına gelmez.
Bir siyasi cinayet farklı istihbarat aktörlerinin farklı amaçlarının kesiştiği biroperasyon da olabilir.Türkiye’ninbuihtimalleriaraştırmaktançekinmemesigerekir.
- Cinayetkamuoyuna "İran destekliradikaldinciörgütler" teziyleyutturulmayaçalışılmıştır.
- Mumcu, katledilmedenhemenönce 7 Ocak 1993'te kalemealdığı "Mossad ve Barzani" yazısındaveüzerindeçalıştığı "Kürt Dosyası" çalışmasında; PKK terörörgütüileİsrail, ABD veİngilizistihbaratservislerininkaranlıkilişkilerinideşifreediyordu.
- Aracına yerleştirilenprofesyonel C-4 düzeneğininniteliğivehavalimanıkayıtlarınınkarartılmasıgibihamleler, yabancıbirservisiniçeridekiişbirlikçileriylegerçekleştirdiğicerrahibiroperasyonuişaretetmektedir.
ORG. EŞREF BİTLİS PAŞA SUİKASTİ
EŞREF BİTLİS:TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL STRATEJİSİNİN ÖNÜNDEKİ GENERAL
Orgeneral Eşref Bitlis’in 17 Şubat 1993 tarihinde hayatını kaybetmesi, Türkiye’nin yakın tarihininkanayanyaralarındanbiridir.Eşref Bitlis’inGüneydoğupolitikası, Kuzey Irak yaklaşımı, Türkmenler ve Kürtlerle ilişkileri ve bölgesel güvenlik anlayışı bugündahiöneminikorumaktadır.Bitlis, Türkiye’ninçevrecoğrafyadakendi milli çıkarları doğrultusunda etkin olması gerektiğini savunan bir Türk generalidir.
Bugün Türkiye’nin Kuzey Irak, Türkmenler ve Kürtlerle ilgili yürüttüğü politikalar dikkate alındığında, Bitlis’in yıllar önce ortaya koyduğu yaklaşımın stratejik öneminin daha iyi anlaşıldığıkanaatindeyim.Uçağınındüşmesiyleilgilisoruşturmayürütülmüş; sabotaj konusunda somut bir delile ulaşılamadığıgerekçesiyledosyasonuçlandırılmıştır.Ancakhukukiolarakbirsoruşturmanınkapanmış olması, kamu vicdanındaki bütün soruların ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Özellikle Türkiye’nin bölgesel politikalarında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemde hayatını kaybeden bir generalin ölümü, Türkiye’nin stratejik hafızası içerisindemutlakayenidendeğerlendirilmelidir.
- Bugün Türkiye Cumhuriyeti'ninuyguladığısınırötesigüvenlikkonseptini (Kuzey Irak'ta Türkiye eksenli Türkmen ve Kürt unsurlarıkoordineederekbölgeyiterördenarındırmastratejisi) 30 yılöncebaşlatanvizyonerbirkomutandır. Çekiç Güç'ünbölgedekiemperyalistfaaliyetlerinedoğrudankarşıçıktığıiçinhedefalınmıştır.
- Uçağındüşüşüresmimakamlarcahızla "motor buzlanması" denilerekkapatılmakistenmiştir. Ancak İTÜ uzmanlarınınhazırladığıraporlaraçıkçasabotajaişaretetmiştir.
- Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nünuçuşgüvenliğininbulunmadığınıbelirten 037 numaralıresmiraporununuçuştan 2,5 saatönceiletilmesinerağmensümenaltıedildiği; kazanınardındankomutakademesininyüzde 40 olanidarikusurununbaskılarlayüzde 5'e indirildiğibizzatheyetüyelerinceifşaedilmiştir.
ASELSAN MÜHENDISLERI VE ISPARTA UÇAK KAZASI:TÜRKİYE’NİN STRATEJİK TEKNOLOJİLERİ
ASELSAN’da görev yapan bazı mühendislerin şüpheli ölümleriyıllardırkamuoyunungündemindedir.Hüseyin Başbilen, Evrim Demir, Hasan Balıkçı ve diğer ASELSAN mühendislerinin ölümleri konusunda çeşitli iddialar ortaya atılmış; bazı dosyalarda ölüm şekli hakkında farklı değerlendirmeler yapılmıştır.
Burada yapılması gereken, bütün ölümleri peşinen cinayetkabuletmekdeğildir.AncakTürkiye’ninstratejiksavunmateknolojileri üzerinde çalışan mühendislerinin şüpheli ölümleri konusunda devletin çok daha kapsamlı bir karşı-istihbarat araştırmasıyürütmesigerektiğiaçıktır.Çünküsavunmasanayiimühendisleriyalnızca birer kamu çalışanı değildir.
Onların üzerinde çalıştığı teknoloji, Türkiye’nin savunmabağımsızlığıyladoğrudanilişkilidir.Bu nedenleşukonularbirlikte incelenmelidir:
Teknolojicasusluğu,yabancıistihbaratfaaliyetleri,personelgüvenliği,kurumiçisızmalar,projegüvenliği,dijitalgüvenlik,yabancıtemaslar,mühendislerinmaruzkaldığıtehditler.
Türkiye’nin stratejik teknoloji üretim kapasitesine yönelik herhangi bir istihbarat tehdidi, doğrudan milli güvenliktehdididir.Bu nedenle ASELSAN mühendislerininölümleri yalnızca adli dosyalar olarak değil, Türkiye’nin stratejik teknoloji güvenliği dosyalarıolarakelealınmalıdır.
- Milli savunmasanayisininyazılım, radar vekriptoprojelerindeçalışan 14-15'ten fazlastratejikmühendisinşüpheli "intihar" veyakazalarlayaşamınıyitirmesi, Türkiye'ninteknolojikbağımsızlığınıbaltalamayıhedefleyensistematiksuikastlerdir.
- 2007 yılındakiIspartauçakkazası; Türkiye'ninnükleerenerjibağımsızlığındadevrimyaratacaktoryumprojesiniyürüten Prof. Dr. Engin Arıkveçalışmaekibiniortadankaldıran, arkasındaderinşüphelerbarındırankritikbirsabotajhalkasıdır.
KAŞIF KOZINOĞLU ŞÜPHELI ÖLÜMÜ: YENİDEN AÇILAN DOSYA
Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesi uzun yıllarboyuncakamuoyundatartışılmıştır.2012 yılındaverilentakipsizlikkararının 2026 yılında kaldırılması ve soruşturmanın yeniden başlatılması son dereceönemlibirgelişmedir.Adalet Bakanlığıtarafındanyapılanaçıklamalarda olay sırasında görev yapan cezaevi, jandarma ve sağlık personelinin yeniden incelendiği; bazı kişilerin gözaltına alındığı ve bir şüphelinin FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu belirtilmiştir.
Bu gelişme, yıllardır sorduğumuz soruların ne kadarönemliolduğunugöstermektedir.Cezaevininyönetimi ne yaptı?Jandarma ne yaptı?Sağlıkpersoneli ne yaptı?Kozinoğlunedenzamanındahastaneyesevkedilmedi?Cezaevininsağlıksisteminasılçalışıyordu?Olay günügörevyapanpersonelinörgütselbağlantıları var mıydı?Kamera kayıtları ne gösteriyordu?Tıbbikayıtlar ne söylüyordu?Bütünbusorularcevaplanmalıdır.Özelliklecezaevindegörevyapanpersonelin yalnızca bireysel davranışları değil, varsa örgütsel bağlantıları da araştırılmalıdır.
Kozinoğlu dosyasında gündeme gelen Enver Altaylı boyutu da ayrıcaincelenmelidir.Enver Altaylı’nınistihbaratgeçmişi, FETÖ bağlantısı ve uluslararası ilişkileri, Türkiye’nin istihbarat tarihi bakımından başlı başına incelenmesigerekenbirkonudur.Bu dosyayenidenaçılmışkensoruşturma yalnızca ölümüntıbbisebebineindirgenmemelidir.Kozinoğlu’nunölümü öncesi, ölüm anı ve ölüm sonrasındakibütünsüreçaraştırılmalıdır.
- MİT mensubuKaşif Kozanoğlu, cezaevindeşüphelibirbiçimdehayatınıkaybetmiştir. Kozinoğlu'nudoğrudanhedeftahtasınakoyanaktörlerinbaşında CIA ilebağıbilinen Enver Altaylıgelmektedir.
- Cezaeviyerleşkesinde tam teşekküllübirhastanebulunmasınarağmenKozinoğlu'nunzamanındamüdahalegörmemesi; dönemincezaeviyönetimi, cezaevibaşhekimi, şüpheliinfazkorumamemurlarıvesevktensorumlujandarmagörevlilerihakkındakapsamlıbirsoruşturmayürütülmediğinigöstermektedir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: DEVLET YÖNETİMİNE VE SİYASİ İRADEYE YÖNELİK TESPİTLER
Bilgi Akışının Güvenliği: Cumhurbaşkanlığımakamınaulaşanistihbaratkanallarınıntekelleşmesibüyükbirzafiyettir. "Türkiye'denelerolmuş da bize bildirilmemiş…" savunmasıdevletciddiyetiylebağdaşmaz. Devletinzirvesibilgikaynaklarınıçeşitlendirmeli, kriptounsurlarınfiltrelerinikırmalıdır.
- GizleyenlerinHukuki Sorumluluğu: Devletinbekâsınıdoğrudansarsanbucinayetlerinarkaplanınısiyasiiradedensaklayan, dosyalarıöteleyenbürokratikmekanizmavatanaihanetsınırındadır.
- Muhafazakar-MilliyetçiCamianın Özeştirisi: Cumhur İttifakıtabanınıoluşturanmuhafazakârvemilliyetçiçevreler, Ergenekon sürecindenbuyanafailimeçhulcinayetlereideolojikbirmesafeyleyaklaşmayanılgısındanderhalsıyrılmalıdır. Türk devletininvemilletininbekası, hiçbirsiyasiklikveyacamianındönemselçıkarlarınafedaedilemez.
- FailiMeçhulSuçlarıAraştırma Daire Başkanlığı'nınKuruluşuveBağımsızlığı: Yeni bakantarafındanatılan “FailiMeçhulSuçlarıAraştırma Daire Başkanlığı”nınkurulmasıadımı son derecedoğru, yerindevetarihibirinisiyatiftir. Ancakbukritikkurumunhedeflenenneticeyeulaşabilmesiiçin; siyasetin, farklıbaskıgruplarınınvegüçodaklarınınetkisindekalmadan, tamamenbağımsızvegerçektenözgürceçalışabilmesişarttır.
1. CİNAYET VE ÖRTBAS: SORUŞTURMANIN KENDİSİ DE SORUŞTURULMALIDIR…
Siyasi cinayetlerdeenönemlimeselelerden biri de cinayettensonrayürütülensoruşturmadır.Eğerbircinayetdevletiçerisindekiörgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirilmişse, aynı yapı cinayetten sonra soruşturmayı da yönlendirmeyeçalışabilir.Bu durumdaikincibiroperasyonortayaçıkar:Cinayetinkendisivecinayetinüzerinin örtülmesi.
Bu nedenle geçmişte soruşturmayı yürüten emniyet görevlileri, jandarma görevlileri, savcılar, hâkimler, bilirkişiler, sağlık görevlileri ve cezaevi personeli gerektiğinde yeniden incelenmelidir.
Burada amaç herkesi zanaltındabırakmakdeğildir.Ama geçmiştedevletiçerisinde FETÖ yapılanmasının bulunduğu artık bilindiğine göre, özellikle kritik siyasi cinayetlerde görev yapan personelin örgütsel bağlantıları ve aldığıkararlarınniteliğiaraştırılmalıdır.Bir dosyanınnedenyıllarcaçözülemediği de cinayetin kendisi kadar önemli bir sorudur.
2. CİNAYETLERİN ARDINDAN YÜRÜTÜLEN PSİKOLOJİK HARP VE ALGI OPERASYONLARI
Siyasi cinayetler yalnızca insanöldürmeeylemlerideğildir.Aynızamandatoplumundüşüncesistemini ve siyasi davranışlarını etkilemek için kullanılabilecek psikolojik harp araçlarıdır.
Bir kişiöldürülür.Ardındanbirkesimsuçlanır.Başkabirülkesuçlanır.Toplumbelirlibirsiyasihedefeyönlendirilir.Devlet içerisindebaşkabiryapılanmagüçkazanabilir.Siyasi dengelerdeğişebilir.Bu nedenlecinayetsonrasındaortayaçıkan siyasi ve toplumsalsonuçlar da araştırılmalıdır.Bir cinayetinardından hangi kesiminsuçlandığı kadar, gerçek faillerin neden görünmez kaldığı da araştırılmalıdır.
Hrant Dink cinayetinde Türk milliyetçisi ve İslami hassasiyeti yüksek kesimlerin zan altında bırakılması, Uğur Mumcu cinayetinde İran bağlantısının öne çıkarılması veya başka olaylarda farklı siyasi grupların suçlanmasıbuaçıdandeğerlendirilmelidir.Buradatemelsoruşudur:Cinayetinardındanoluşturulananlatı, gerçek failin kimliğini gizlemeye veya toplumu başka bir hedefe yönlendirmeye hizmet etmiş olabilir mi?
Bu soru siyasi cinayet araştırmalarının ayrılmaz birparçasıhalinegetirilmelidir.“KİM ÖLDÜRDÜ?” KADAR ÖNEMLİ SORU: “KİM FAYDALANDI?”
Bir siyasi cinayeti anlamak için fail kadar sonuçlarına da bakmakgerekir.Cinayettensonra:Kim güçkazandı?Kim zayıfladı?Hangi siyasihareketzanaltındakaldı?Hangi devletkurumuitibarsızlaştırıldı?Hangi ülkeninbölgeselpolitikasıgüçkazandı?Hangi örgütünönüaçıldı?Hangi siyasikararlarınalınmasıkolaylaştı?sorularıcevaplanmalıdır.
Bu, istihbarat analizinintemelyöntemlerindenbiridir.Çünkübazencinayetingerçekamacı, öldürülen kişinin ortadan kaldırılmasından daha geniştir.
Amaç, onun temsil ettiği düşünceyi susturmak olabilir.
Amaç, belirli bir siyasi hareketi suçlu göstermek olabilir.
Amaç, toplumun belirli bir kesimini devletin karşısına geçirmek olabilir.
Amaç, devletin belirli kurumlarını tasfiye etmek olabilir.
Amaç, Türkiye’nin dış politikasını değiştirmek olabilir.
Bu nedenle siyasi cinayetler yalnızca adli değil, stratejik ve psikolojik harp perspektifiyle de incelenmelidir.
3. FAİLİ MEÇHUL SUÇLARI ARAŞTIRMA DAİRE BAŞKANLIĞI: TARİHİ BİR FIRSAT
Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulması, Türkiye açısından önemli veolumlubirgelişmedir.Yeni Bakanlığınbualandakurumsal bir kapasite oluşturması, geçmişte çözülemeyen dosyaların yeniden ele alınması bakımından tarihi bir fırsattır.
2026 yılında bu birim tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında çok sayıda dosyanın yeniden incelendiği, bazı faili meçhul cinayetlerin aydınlatıldığı ve özellikle Muhsin Yazıcıoğlu ile Kaşif Kozinoğlu dosyalarında yeni soruşturmaadımlarınınatıldığıgörülmektedir.Ancakburadaçokönemlibirşartbulunmaktadır:BU KURUM SİYASETİN VE HER TÜRLÜ GÜÇ ODAĞININ BASKISINDAN UZAK ÇALIŞMALIDIR.
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının başarısı yalnızca kaç dosya açtığı veya kaç kişinin gözaltınaalındığıileölçülmemelidir.Asılbaşarı:Fail kimolursaolsungerçeğinortayaçıkarılmasıdır.Devlet içerisindegörevyapmışsaaraştırılmalıdır.Yabancıistihbaratbağlantısıvarsaaraştırılmalıdır.Gerçek, failinsiyasikimliğinegöredeğişmez.
Bu nedenle hiçbir siyasi parti, hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir bürokratik klik, hiçbir medya grubu, hiçbir sermaye çevresi veya hiçbir istihbarat bağlantılı yapı bu kurumüzerindebaskıkurmamalıdır.Bu kurumungörevisiyasisonuçüretmekdeğildir.Görevihakikatiortayaçıkarmaktır.
DOKUNULMAZ ALAN BIRAKILMAMALIDIR…
Faili meçhul cinayetlerin araştırılmasında hiçbir devlet kurumu peşinensoruşturmadışındatutulmamalıdır.Emniyet,Jandarma,MİT,Türk SilahlıKuvvetleri,yargı,cezaeviyönetimleri,sağlıkkurumlarıvediğerbütünkamukurumlarıgerektiğinde kendi içerisindekipersonelbakımındanaraştırılabilmelidir.Bu, devletdüşmanlığıdeğildir.Bu, devletikorumaktır.
Çünkü devletin içerisinde görev yapan bir kişi suç işlediğinde, o kişinin makamı onusoruşturulamaz hale getirmemelidir.Özellikle FETÖ yapılanmasınındevletiçerisindeki kadrolaşmasının ortaya çıkmasından sonra, geçmişte kritik görevlerde bulunan kişilerin örgütsel bağlantıları gerektiğinde yeniden incelenmelidir.
DAİRE BAŞKANLIĞI SİYASİ TASFİYE ARACI HALİNE GETİRİLMEMELİDİR.
Türkiye geçmişte bazı soruşturma ve yargı mekanizmalarının siyasi mücadelelerde araçsallaştırılmasınınağırsonuçlarınıyaşamıştır.Aynıhatayenidenyapılmamalıdır.
FailiMeçhulSuçlarıAraştırma Daire Başkanlığı;iktidarakarşıkullanılacakbiraraç olmadığı gibi iktidarı koruyacak biraraç da olmamalıdır.Herhangibircemaatinveyaörgütünhesabınıgörmekiçinkullanılmamalıdır.Bir dosyanınsiyasisonucunagörehareket edilmemelidir.
Tek ölçü:Hukukvehakikatolmalıdır.Devletinitibarıgerçeğisaklamaklakorunmaz.Devletinitibarı, gerçeğiortaya çıkarabilecek kadar güçlü olmakla korunur.
DEVLET HAFIZASI OLUŞTURULMALIDIR…
FailiMeçhulSuçlarıAraştırma Daire Başkanlığı yalnızca mevcut dosyaları inceleyen birbirimolarakkalmamalıdır.Türkiye’ninsiyasicinayetlerikonusundauzun vadeli bir devlet hafızası oluşturmalıdır.
Bunun için eski soruşturma dosyaları, mahkeme kararları, savcılık belgeleri, emniyet ve jandarma kayıtları, istihbarat kayıtları, görev ve personel bilgileri, adli tıp raporları, olay yeri incelemeleri, dijital deliller, iletişim kayıtları, mümkün olan kamera kayıtları ve dönemin basın arşivleri bir bütün halinde değerlendirilmelidir.
Dosyalar yalnızca ayrı ayrı değil, birbirleriyle karşılaştırmalıolarak da incelenmelidir.Çünküfarklıcinayetlerdeaynıpersonel, aynı kurum, aynı örgüt, aynı telefon numarası, aynı aracı kişi, aynı istihbarat bağlantısı veya aynı uluslararası temas ortaya çıkabilir.
Bu bağlantılar ancak dosyalar birlikte incelenirse görülebilir.
DAİRE BAŞKANLIĞI İÇİN ÇAĞRI
Sayın Adalet Bakanım;FailiMeçhulSuçlarıAraştırma Daire Başkanlığını kurmanızönemlibiradımdır.Fakatbukurumunasılbaşarısı, hangi dosyaları açtığı kadar, hangi dosyalara dokunmaktan çekinmediğiyle ölçülecektir.
Bu nedenlesizdenbeklentimizaçıktır:Bu kurumusiyasetinüzerindetutunuz.
Hiçbir siyasi grubun, hiçbir cemaatin, hiçbir tarikatın, hiçbir bürokratik yapının, hiçbir medya grubunun, hiçbir sermaye çevresinin, hiçbir istihbarat bağlantılı yapılanmanın bu kurumun çalışmalarınıyönlendirmesineizinvermeyiniz.Kurumunönünegelendosyanınsiyasi sonucuna değil, hukuki vemaddigerçeğinebakınız.ÇünküTürkiye’ninihtiyacı yeni bir siyasi hesaplaşma değil, hakikatinortayaçıkarılmasıdır.Bu kurumgerçektenözgürçalışırsa, Türkiye’nin yakın tarihinin en karanlık dosyalarının aydınlatılması konusunda tarihîbirgörevüstlenebilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM: CUMHURBAŞKANINA VE DEVLET RİCALİNE AÇIK ÇAĞRI
Sayın Cumhurbaşkanım;BugünTürkiye’ninönündegeçmişinkaranlık dosyalarını aydınlatmak için tarihibirfırsatbulunmaktadır.Ancakbunungerçekleşebilmesiiçindevletinbilgi kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım;“Devlettenelerolmuş, bize duyurulmamış…” şeklindekibiryaklaşım, devlet yönetimi açısından üzerinde çok ciddi biçimde düşünülmesigerekenbirdurumdur.Çünküdevletiniçerisindeolupbitenler devletin en üst makamına ulaşmıyorsa, sorun yalnızcaaşağıdakimemurlardadeğildir.Devletinbilgitoplamave bilgi aktarma sisteminde de ciddi bir sorun vardır.
Muhsin Yazıcıoğlu gibi Türkiye’nin tamamını ilgilendiren bir cinayet konusunda devletin en üst makamlarına neden zamanında ve doğrubilgiulaşmadığıaçıklanmalıdır.Eğerbazıbilgilersaklandıysa, saklayanlarortayaçıkarılmalıdır.Eğeryanlışbilgiverildiyse, verenlerhesapvermelidir.Eğersoruşturmalarbilinçliolaraksaptırıldıysa, saptıranlar bulunmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanım;Bilgi kaynaklarınızıçeşitlendirinizveartırınız. Size doğrudanulaşacaközelkalemdışındasahadanbilgiaktaracakkurullarolmalı. Devlet başkanınaulaşanbilgi tek bir bürokratikzincirinsüzgecindengeçmemelidir.Çünküdevletiçerisindekibiryapı, devlet başkanından bilgi saklayabilecek kadar güç kazanmışsa, bu artık doğrudan milli güvenlik sorunudur.
ALTINCI BÖLÜM: KENDİ CAMİAMIZA AÇIK ELEŞTİRİ
Bu rapor yalnızca başkalarınıeleştirmekiçinyazılmamıştır.Kendi camiamıza da açıkçasöylememizgerekenlervardır.Muhafazakârcamia, İslami hassasiyetiyüksekkesimler, milliyetçiler ve Cumhur İttifakı’nı destekleyen insanlar olarak bizler, zaman zaman devlet adına yapılan her şeyi sorgulamadan savunmanındevletçilikolduğunuzannettik.Bu yanlıştır.
Devleti sahiplenmek, devletin içerisindeki yanlışı örtmek değildir.
Devleti sahiplenmek; devlet içerisindeki ihaneti ortaya çıkarmaktır.
Devleti sahiplenmek; devlet kurumlarının içerisine sızmış örgütleri temizlemektir.
Devleti sahiplenmek; devlet adına yapılan zulmü gizlemek değil, adaleti tesis etmektir.
Devleti sahiplenmek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukunu ve Türk milletinin hakkını savunmaktır.
Bizim herhangi bir siyasi camiamızdan daha büyük olan Türk Devleti ve Türk Milleti'dir.
Bu ayrımı artık yapmak zorundayız.
Hiçbir siyasi parti, hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir hareket devletin ve milletin üzerinde değildir.
YEDİNCİ BÖLÜM: 94 RUHUNDAN 2053 VE 2071 HEDEFLERİNE…
Türkiye’nin önündebüyükhedeflerbulunmaktadır.2053 ve 2071 hedefleriyalnızcatakvimdekitarihlerdeğildir.BunlaraynızamandaTürkiye’ningüçlü, bağımsız, milli ve adil bir devlethalinegelmesihedefleridir.Bu hedeflereyürürkenTürkiye’ningeçmişindeki karanlık dosyaları da temizlemesigerekir.Hâlâyalnızcageçmişinsiyasisloganlarıylasiyasetyapmakyeterlideğildir.Türkiye’nin yeni birdevletaklınaihtiyacıvardır.Bu devletaklı; milli, güçlü, adil, liyakatli, bağımsız ve karşı-istihbarat kabiliyeti yüksek bir devlet anlayışına dayanmalıdır.
Köhnemiş zihniyetlerlegeleceğinTürkiye’sikurulamaz.Türkiye, geçmişindekihatalarıgörmektenkorkmamalıdır.Çünkühatasınıgörebilendevletgüçlüdür.İhanetiortayaçıkarabilendevletgüçlüdür.Kendi içerisindekiçürümeyitemizleyebilendevlet güçlüdür.
NETİCE VE TARİHİ ÇAĞRI: GEÇMİŞİN KARANLIĞI AYDINLATILMADAN GELECEĞİN TÜRKİYE’Sİ KURULAMAZ
Türkiye’nin siyasi cinayetlerleyüzleşmesiartıkertelenemez.Muhsin Yazıcıoğlu, Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, ASELSAN mühendisleri ve Kaşif Kozinoğlu dosyaları başta olmak üzere, Türkiye’nin yakın tarihindeki bütün siyasi cinayetler ve şüpheli ölümleryenidenelealınmalıdır.Bu dosyalaryalnızcaadliaçıdan değil; istihbarat, karşı-istihbarat, devlet içi örgütlenme, uluslararası bağlantılar ve psikolojik harp açısından da incelenmelidir.
Benimkanaatimşudur:Türkiye’debazısiyasicinayetlerinarkasındayalnızca yerli tetikçiler bulunmamaktadır. Bu cinayetlerin bir bölümünde devlet içerisindeki işbirlikçi unsurların kullanıldığı, bu yapıların uluslararası istihbarat bağlantılarıyla birlikte hareket ettiği ve FETÖ yapılanmasının bu sistem içerisinde önemli bir aparat olarak kullanıldığı gerçeği bütün boyutlarıyla araştırılmalıdır.
Bu araştırma herhangi bir siyasi kesimi suçlamak için değil, Türk Devleti’nin ve Türk Milleti’nin hakkınıkorumakiçinyapılmalıdır.FailiMeçhulSuçlarıAraştırma Daire Başkanlığının kurulması bu bakımdan tarihi bir fırsattır.
Ancak bu kurum; siyasetten bağımsız, bürokratik baskılardan bağımsız, cemaat ve tarikat baskılarından bağımsız, medya baskısından bağımsız, sermaye baskısından bağımsız ve her türlü örgütsel ve istihbaratbaskısındanbağımsızçalışmalıdır.Kurumunönündehiçbir “dokunulmazalan” bulunmamalıdır.
Fail kimolursaolsunaraştırılmalıdır.Azmettiricikimolursaolsunaraştırılmalıdır.Devlet içerisindekiişbirlikçikimolursaolsunaraştırılmalıdır.Uluslararasıbağlantıkimdeortayaçıkarsaçıksınaraştırılmalıdır.Çünkühakikatsiyasikimliğegöredeğişmez.
Türkiye’ninihtiyacıintikamdeğildir.Türkiye’ninihtiyacısiyasirövanşdeğildir.Türkiye’ninihtiyacı yeni birideolojikhesaplaşmadeğildir.Türkiye’ninihtiyacıadalettir.Türkiye’ninihtiyacıhakikattir.
Türkiye’ninihtiyacıdevletaklıdır.Ve devletaklınıngereği, geçmişte devletin içerisine sızmış yapılanmaları bütün boyutlarıyla ortaya çıkarmaktır.
Bu cinayetler yalnızcageçmişindosyalarıdeğildir.BunlarTürkiye’nindevlethafızasınınparçalarıdır.Bunlarşehitlerinvehayatınıkaybedenlerinailelerinekarşısorumluluğumuzdur.Bunlar Türk milletininhakikatibilmehakkıdır.Bunlardevletinkendigeleceğinikorumameselesidir.Ve aynızamandabizimahiretsorumluluğumuzdur.Çünküadaletinolmadığıyerdezulümvardır.Bir sistem, güçleayaktakalabilir. Korkuyla ayakta kalabilir. Baskıyla bir süre yürüyebilir. Fakat zulüm üzerine kurulan birdüzenkalıcıolamaz.Bu nedenledevletinbüyüklüğü, kendi yanlışlarını gizlemesinde değil; kendi içerisindeki yanlışı ortaya çıkarabilecek cesarete sahip olmasındadır.
Sayın Cumhurbaşkanım;Eğerdevletiniçerisindeolupbitenlersizdensaklandıysa, bunlarısaklayanlarıbulunuz.Eğerdevletiniçerisindekiörgütlüyapılar siyasi cinayetlerde rol aldıysa, onlarıortayaçıkarınız.EğeryabancıistihbaratservisleriTürkiye’de yerli taşeronlar kullandıysa, builişkileriaçıklayınız.Eğersoruşturmalarbilinçliolaraksaptırıldıysa, bunuyapanlardanhesapsorunuz.Ve eğerbugünFailiMeçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı bu tarihi görevi üstleniyorsa, bu kuruma sonuna kadarçalışmaözgürlüğüveriniz.ÇünküTürkiye’ninihtiyacı, belirlibir siyasi görüşünhaklıçıkarılmasıdeğildir.Türkiye’ninihtiyacıhakikatinortayaçıkarılmasıdır.
Bizim camiamızdan dahabüyükolandevletimizdir.Devletimizden de dahabüyükolan Türk milletiningeleceğidir.Artıkbuayrımıyapmakzorundayız.Devletisavunmak, devletiçerisindekiihanetisavunmakdeğildir.Devletisavunmak, devletiihanettentemizlemektir.
Türkiye geçmişinin karanlık dosyalarını aydınlatmadan geleceğinbüyükTürkiye’sinikuramaz.2053 ve 2071 hedeflerineyürüyen Türkiye, öncekendigeçmişiyleyüzleşmelidir.Failimeçhulcinayetleraydınlatılmalıdır.Faillerortayaçıkarılmalıdır.Azmettiricilerbulunmalıdır.Devlet içerisindekiişbirlikçilertespitedilmelidir.Uluslararasıbağlantılararaştırılmalıdır.Delillerikarartanlarhesapvermelidir.
Soruşturmalarısaptıranlarortayaçıkarılmalıdır.Ve Türkiye’ninyakıntarihindekikaranlık sayfalar, artıkmilletinönündeaçılmalıdır.Çünkühakikatertelense de yok olmaz.Adalet gecikebilir; fakatmilletin vicdanından silinmez.
Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi tarihindeki hiçbir karanlık dosyayı sonsuzakadarkapalıtutamaz.Türk Milletibunubilmek, devletinden bunu istemek ve adaletin tecellisini görmek hakkına sahiptir.
Hakikatortayaçıkmalıdır.Adalet tecellietmelidir.Devlet, kendiiçerisindekiihaneti de temizlemelidir.Çünkügeçmişin karanlığı aydınlatılmadan Türkiye’ningeleceğiaydınlıkolamaz.
Türkiye CumhuriyetiDevleti; 2053 ve 2071 gibibüyükvizyonlarageçmişinköhneleşmişrefleksleriyle, failimeçhullerinkamburuylaveya "1994 ruhu" edebiyatıylayürüyemez.
Failimeçhulbırakılmış her cinayet, Türkiye Cumhuriyeti'ninegemenlikhakkınavurulmuşbirdarbedir. Bu dosyalarıncesaretleaçılması; CIA, MOSSAD, MI6 veonlarıniçeridekitaşeronuFETÖ'nüntümayaklarıylayüzleşilmesidevletinertelenemezgörevidir.
Hz. Peygamber'in (S.A.V.) ikazettiğiüzere: "Sistemküfürleayaktakalabilir ama zulümleaslapayidarolamaz."Bu cinayetlerinhesabınınMahkeme-iKübra'yakalmadanbudünyada, Türk Yargısıönündesorulması hem devletaklının hem de ilahiadaletinkesinemridir.
E. Yb. Halil MERT
Strateji ve Psikolojik Harp Uzmanı