
İNANANLARIN SEKSENLER NOSTALJİSİ “ÖZ YURDUMUZDA PARYALIK VE ENSEMİZDE PİŞİRİLEN BOZA”
Hafızaya beşerin nisyan ile malul olduğu TRT’deki “Seksenler” dizisinin oyuncusunun vefatıyla bir kez daha ete kemiğe büründü.
Ruhu Şad olsun. Rabbim amelince rahmet eylesin.
5 Eylül günü 51 yaşında vefat eden kıymetli oyuncu Serhat Kılıç, yüzlerce meslektaşının yüce dinimize ve ibadetleri ile değerlerine karşı olmasına bunu demeçleriyle hatta oynadıkları roller ve muhafazakâr siyasetçileri inançlarından dolayı eleştirmelerinin aksine bu polemiklerin içinde bulunmadı.
Aksine arşivler tarandığında; röportajlarında toplumun millî ve manevi değerlerine, inanç hürriyetine karşı daima hürmetkâr bir duruş sergileyen milleti gibi düşünen biriydi.!
Merhum öyleydi fakat dizinin ismin aldığı Seksenli, ardından gelen doksanlı ile iki binli hatta günümüzden 16 yıl önce yapılan 12 Eylül 2010 anayasa referandumu sonucunun belli olmasına kadar %99.5’u Müslüman olan ülkemiz için o dönemler inanç ve fikir yönüyle kelimenin tam anlamıyla inanların öz yurdumuzda Parya olarak görülüp ensesinde boza pişirildiği kap kara yıllardı.
Yazımın ilk satırın dada belirttiğim gibi hafızayı beşerin nisyanı yani unutkanlığıyla sanatçı Sedat Kılıç’ın Hakka yürümesiyle hatırasına hürmeten sosyal medyada yapay zekaya yaptırılan o yılların kıyafetleriyle oluşturulan fotoğraflarda zaman pürü pak gibi gösterilse de gerçekte kazın ayağı hiçte öyle değildi.
İNANDIĞI GİBİ YAŞAMA TALEBİNİ DİNLE MİLLET DÜŞMANLARI GERGİNLİK ÇIKARMAKLA SUÇLADI
Emperyalist emriyle yapıldığı dönemin ABD başkanı Carter’in CIA Türkiye Şefi Paul Henze tarafından bilgilendirilirken “Bizim çocuklar başardı” cümlesiyle kesinleşen cuntanın lideri Kenan Evren ile başlamasından itibaren din ve ibadet hürriyetini savunan genel/ulusal yayın yapan gazete ve TV meslektaşlarımızla yapılanın inancı ihlal olduğun belirterek eleştirdik.
Cuntanın başına lüzumu lisanla yasakların yanlışını belirten mektup yazdım.
Doksanlı yıllarda Aksaray Gazeteciler Cemiyeti başkanı olarak yönetim kurulu üyelerimizle yayınladığımız yargılanıp ceza aldığımız bildiriyle vatandaşlarla görüşerek, aralarında anket yaparak çıkan cevaplara göre yaptığım onlarca haber ve yüzlerce köşe yazımızda konuyu dile getirdik.
Bu haklı mücadelemize Türkiye genelinde karşı çıkanlar inancımızı yaşama hakkımızı savunmamız ortamı gerdiğimiz iddia edilerek bunlardan az geçmemiz istendi.
İnancımızı inancımızı ibadetleri ile kıyafetlerini savunmamızla gerginlik çıkarttığımızı söyleyenlere kinaye/ironi yapan uzun uzadıya yazıları önce 2008 de ardından ise 2010 yılında kaleme aldım.
Bu konuda Aksaray Yenigün gazetemizde10.02.2008 Pazartesi,11.03.2008 Salı ve 2 yıl sonra 10.03.2010 Çarşamba günü ise güncelleyerek; GERGİNLİK ÇIMAMASI İÇİN JAPONYA’NIN RESMİ DİLİ TÜRKÇE, DİNİ İSE İSLAM OLMALI(!)(*) “başlıkla yeniden yayınlanan yazımda;
Bugünden başlayarak gurbetçilerimizin Japonya’ya ültimatom vererek bu ülkenin her şeyinin değiştirilerek bize uymaları, aksi halde bu ülke de çıkacak gerginliklerin sorumlusu olmayacakları konusundaki çalışmalarıyla hakkında sizleri bilgilendireceğim.
Yazıyı sonuna kadar okumadan Masar Osmanlık( günümüz Bakır Köy Akıl hastanesinde yatan hasta olduğumu sakın düşünmeyin.
Yazı hitama erdikten sonra bu konudaki fikrinizi o zaman belirleyin.
Yazının bitiminde gurbetçilerimizin bu çalışmasını kafanızdan iyice geçirerek yorumlayarak, beyin jimnastiği yapın.
Konunun girişindeki buna sebep olan gelişme ve ardından yaptığım açıklama ile yazının uzaması, Cumartesi günü ise ülkemizin yüz karası devlet ve millet için binerce maddi ve manevi olumsuzluğa sebep olan 12 Eylül darbesinin kara yıldönümü olduğundan Hakkın izni ve rızası için bu konuyu yazacağımdan bu günkü yazıma Pazartesi gün kaldığı yerden deva edeceğim.
Mutlu Türkiye’nin istikbalinin geçmişte yapılanları zinde tutmakta olduğu gerçeğiyle okunması ve okutturulması dileğiyle.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Devamı Pazartesi’ye.
(*)Buradaki gaye bir çok adetleri milletimizle birebir uyuşan Japonya milleti ve hükümeti değil hak aramayı gerginlik çıkartmayla suçlayan o zamanki Türkiye’sindeki din ve vatan düşmanlarına karşı bir İroni yani kinayedir. Ali Genç.