%77.83 TÜRKİYE’NİN KIYAMETE KADAR BİRLİĞİNİN TEMELİDİR
   Uzun süreçlerden geçtikten sonra hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” dışta ve içte oluşturulan dezenformasyona rağmen TBMM’si  üyelerinin%77.83(467 Vekil) tarafından kabul edilmesiyle ülkemizin kıyamete kadar birlik ve dirliğini sağlamanın temelleri atılırken, aksini yapmak isteyenlerin ise hevesleri kursaklarında bırakıldı.!
Tarihî Bilincin Aynasında "İç Cephe": Millî Dayanışma ve Yeni Dönemin Eşiğindeki Zafer
 Tüm dezenformasyon çabalarına rağmen Türkiye, uzun yıllardır enerjisini tüketen, kaybettiği 30 binden fazla vatan evladı ile anasız ile babasız eşsiz kalmasının yanında hesaplana bilineni 2.3 ABD doları, çarpanıyla bunun ülkemiz ve milletimizin hayat standardını günümüzdeki en yüksem milli gelire sahip ülkelerinin seviyesine getirmesi mümkün olan 10 misli  milli servetinin kaybına sebep olan terör belasından bütünüyle kurtulmanın temelleri atıldı.
    TBMM Genel Kurulunda büyük bir uzlaşmayla kabul edilen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", sadece hukuki bir düzenleme değil; aynı zamanda devletin ve milletin ortak geleceğini inşa etme iradesinin en somut nişanesidir.!
MİLLETİNİN NABZINI TUTAN VEKİLLERİ TÜRKİYEDE HUZUR VE KARDEŞLİK İÇİN OY KULLANDI
    Oylamada %77,83 gibi ezici bir oranla "Kabul" çıkması, bu topraklarda huzurun ve kardeşliğin hâkim kılınması istikametindeki toplumsal ve siyasi ekseriyetin inşası için vekillerin  vatandaşların nabzını tutmalarınıda açık bir tezahürüdür.
   Ne var ki, her büyük tarihî adımda olduğu gibi, bu süreçte de sığ siyasi hesapların ve dezenformasyondan etkilenenler oldu.
Tarih Okur yazarlığından Yoksun Olmanın Bedeli
Pazartesi kabul edilen yasayı ve "iç cepheyi kuvvetlendirme" zaruretini eleştirenlerin veya sulandırmaya çalışanların en büyük açmazı, tarihî reflekslerden ve devlet aklından bihaber olmalarıdır.
   Oysa Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atılırken de, millî birlik ve beraberlik en büyük kalkan olarak görülmüştü.
BUNLAR 1. MECLİS İLE ATATÜRK DÖNEMİNDE YAPILANLAR
   1.Meclis Ruhu ve Atatürk Dönemi: Millî Mücadele’nin en çetin günlerinde, 1. Meclis çatısı altında farklı sesler yükselse de, vatanın kurtuluşu ve iç cephenin sağlam tutulması söz konusu olduğunda nasıl kenetlen ildiğini hatırlamak gerekir.
 Gazi Mustafa Kemal Atatürk, her adımında iç huzuru sağlamayı, tefrikayı (ayrılığı) bertaraf etmeyi ve milletin ortak paydasında buluşmayı esas almıştır. Şeyh Sait isyanı döneminde çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu gibi sert veya dönemin şartlarına göre zaruri adımlar, devletin bekası ve toplumsal bütünleşme için atılmış tarihi örneklerdir. 
   Bugün "iç cepheyi sağlamlaştırmak" demek, tam da bu tarihî köklerden beslenen bir millî mutabakatı yeniden tesis etmek demektir.
Bu konuda 30 Temmuz günü “KURUCU İRADE VE LİDERİNDEN DAHA FAZLA VATANSEVER MİLLİYETÇİ VE ULUSALCILAR(!)” başlığı altında kaynaklarıyla verilen bilgiden de anlaşılacağı gibi 1. Meclis ve Atatürk döneminde başlayan çalışmalar daha sonrada gereğinde yapılmıştır.
  Bu maksatla   2002'ye Kadar Gelen Süreç: Türkiye, geçmişte de terörle ve iç tehditlerle mücadele ederken hep hukuki, idari ve toplumsal tahkim atlara ihtiyaç duyulduğunda gereği yapıldı.
   2002 yılına kadar geçen Cumhuriyet tarihi boyunca çıkarılan uyum yasaları, olağanüstü hâl düzenlemeleri ve toplumsal entegrasyon hamleleri hep aynı amaca hizmet etmiştir: Devletin otoritesini, milletin kardeşliğini bozmaya çalışanlara karşı iç cepheyi çelik gibi sağlamlaştırmak için yapıldı.
Siyasi Aktörlerin Tavırları ve Dezenformasyon Çarkı
Maalesef bugün bazı parti genel başkanlarının tavırlarına bakıldığında, bu tarihî derinliğin görülmediği görülüyor.
   Mevlâna hazretlerinin dünün dünde kaldığı şimdi yeni şeyler yapılması gerektiği gerçeğiyle ülkemizin kıyamete kadar birliğini sağlamanın temelini atan bu kanundan sonra sürecin devam olanlar konusunda sağ duyudan yana olmaları tarihe saygınında gereğidir.
 Millî Dayanışmanın Vakti
   Oylamada tecelli eden %77,83'lük oran, milletin ve meclisin çok büyük bir kesiminin bu dezenformasyon çarkına boyun eğmediğini, ülkenin huzuruna ve geleceğine sahip çıktığını göstermektedir.
    Siyasi liderlerin yapması gereken, günü kurtaracak ucuz polemikler üretmek değil; bu tarihi en iyi şekilde okuyarak kanunun ruhuna uygun olarak iç cepheyi omuz omuza kuvvetlendirmektir.
   Unutulmasın ki; terörsüz bir Türkiye, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda geçmişin mirasına ve geleceğin nesillerine karşı en büyük borcumuzdur.
    Tarih, bu süreçte taş üstüne taş koyanları da, dezenformasyonla bu kutlu yürüyüşü gölgelemeye çalışanları da şüphesiz ki tarih en ince teferruatıyla  birliği savunanları  överek, aksini yapanları ise yererek yazacağından kimsenin şüphesi olmasını.
   Bundan sonra Pazartesi günü atılan temel üzerine  gereğinde inşa edilecek süreçteki anayasa ve yasa düzenlemelerinde içeri ve dışarıda oluşturulacak dezenformasyonlar yerine devletin bu konudaki açıklamalarının gereğini yaparak örülecek aşılmaz surlara omuz vermeleri dileğiyle.
   Rabbim yar ve yardımcımız olsun.