Fısıltı HABERLERİ
Fısıltı HABERLERİ
KÖŞE YAZISI

VATANDAŞIN BORCU MU, SİSTEMİN YÜKÜ MÜ? YAŞLILARIMIZ DİJİTAL SİSTEMİN NERESİNDE?

Paylaş:

 

VATANDAŞIN BORCU MU, SİSTEMİN YÜKÜ MÜ?

YAŞLILARIMIZ DİJİTAL SİSTEMİN NERESİNDE? 

Son dönemde borç, icra ve tahsilat süreçleri yalnızca ekonomik bir mesele olmaktan çıkmış; doğrudan insan hayatını, psikolojisini ve toplumsal güveni etkileyen bir baskı alanına dönüşmüştür. Artık mesele sadece “kim ne kadar borçlu” değil, “bu sistem insanı nasıl ayakta tutuyor ya da nasıl çökertiyor?” sorusudur.
Bir vatandaşın borcunun tahsili elbette hukuk devletinin gereğidir. 

Ancak bu süreç yürütülürken ölçülülük, şeffaflık ve insan onuru ilkeleri göz ardı edildiğinde ortaya çıkan tablo adalet değil, yıpranmadır.
Bugün birçok kişi icra dosyalarına dair bilgilendirmelerin zamanında yapılmadığını, tebligat süreçlerinin sağlıklı işlemediğini ve bilgi almak istediklerinde dahi ek maliyetler ve belirsizliklerle karşılaştıklarını ifade etmektedir. Bu durum, zaten ekonomik baskı altında olan bireylerin yükünü daha da ağırlaştırmaktadır.

Asıl önemli kırılma ise psikolojik etkidir. Borçlu vatandaş yalnızca finansal bir yük altında değil; aynı zamanda sürekli bir tehdit algısı, belirsizlik, utanma ve değersizlik hissiyle yaşamaktadır. Bu da bireyin sosyal hayatını, iş gücünü ve aile düzenini doğrudan etkilemektedir.

PEKİ  YA YAŞLILARIMIZ?
Bugünün en kritik sorularından biri de şudur:
Belli bir yaşın üzerindeki vatandaşlarımız dijital sistemlerin içine hapsedilip yok sayılarak aslında yeni bir mağduriyet alanına mı itilmektedir?

Telefon, internet, e-devlet, dijital tebligat… Tüm bu sistemler modernleşme adına kurulurken, bu ülkenin geçmişini inşa eden yaşlı vatandaşların büyük bir kısmı bu hızın dışında kalmaktadır. Bu bir tercih değil, çoğu zaman bir mecburiyet ve dışlanmışlıktır.

Ve şu soru kaçınılmazdır:
Bugünün düzenini kuran, vergi veren, emek veren, ceza sistemini büyüten bu insanlar, bugün neden sistemin en zayıf halkası haline gelmiştir?
Önce saygı, sonra güvenlik, sonra da şefkatli devlet hissini vatandaşın derinden hissedebilmesi… İşte tüm yetkililerin asli sorumluluğu budur. 

Çünkü devlet sadece kural koyan değil, aynı zamanda koruyan ve kapsayan bir yapıdır.

Oysa bugün ihtiyaç duyulan şey cezalandırıcı bir yaklaşım değil; yeniden yapılandırıcı, şeffaf ve insan merkezli bir sistemdir. Aksi halde borç sadece rakam olarak kalmaz; toplumun güven duygusunu da aşındırır.Borç tahsil sistemi giderek insanı değil rakamı merkeze alan bir yapıya dönüşmektedir.

Bu dönüşüm içinde özellikle yaşlı vatandaşlar dijital sistemlerin dışında bırakılarak görünmez hale gelmektedir.

Bu bir modernleşme mi, yoksa yeni bir dışlanma biçimi midir?

Devletin gücü, en zayıfını koruyabildiği ölçüdedir.
Unutulmamalıdır ki, adalet duygusu zedelenen bir toplumda ekonomik düzen ayakta kalsa bile toplumsal denge uzun süre korunamaz.

Gerçek güç, tahsilatın hızında değil; insanın devlete güveninde saklıdır.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Fısıltı HABERLERİ yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Nagihan AKARGEÇER (KUANTUM VE ŞİFA UZMANI) — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.