MANEVİ VATAN “AİLEM GÜVENDE”

Kıymetli dostlar;

Bir milletin vatanı yalnızca dağlardan, taşlardan, sınırlardan ve topraklardan ibaret değildir. Vatanın bir de görünmeyen tarafı vardır. O da manevi vatandır.

Manevi vatan; ailemizdir, inancımızdır, ahlakımızdır, kültürümüzdür, çocuklarımızdır, gençlerimizdir ve gelecek nesillerimize bırakacağımız değerler bütünüdür.

Biz yazarlar“Manevi Vatan” meselesini sıradan bir sosyal politika konusu olarak görmüyoruz. Bunu, milletimizin geleceği ve nesillerimizin kurtuluşu açısından bir var oluş mücadelesi olarak değerlendiriyoruz.

Çünkü toplumun temel taşı ailedir. Aileye zarar veren LGBT, fuhuş, alkol, kumar ve bunların özendirilmesi ile top yekûn mücadele edilmelidir.

Aile ne kadar güçlü olursa toplum da o kadar güçlü olur. Aile çökerse toplumun temelleri sarsılır.Bugün asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur.

AİLE YAPISINI HEDEF ALIYOR

Gündüz kuşağı televizyon programlarına baktığımızda toplum olarak ciddi bir rahatsızlık duyuyoruz.

Aile mahremiyeti ekranlara taşınıyor, anne-baba figürü zaman zaman itibarsızlaştırılıyor, aile içindeki sorunlar reyting malzemesine dönüştürülüyor. Yaşanmış veya kurgulanmış ahlaki açıdan sakıncalı olayların milyonlarca insanın önünde sergilenmesi, özellikle çocukların ve gençlerin gelişimi açısından mutlaka sorgulanmalıdır.

Her reyting, toplum için faydalı değildir.

Bir program milyonlarca kişi tarafından izleniyor diye toplumun değerlerine hizmet ediyor anlamına gelmez.

Aileyi zayıflatan, mahremiyeti ortadan kaldıran ve ahlaki yozlaşmayı sıradanlaştıran yayınlar konusunda daha güçlü bir denetim mekanizmasına ihtiyaç vardır.

ÇOCUKLARIMIZ DİJİTAL KUŞATMA ALTINDA

Bugün çocuklarımızın odasına yalnızca televizyon girmiyor.Telefon, tablet, sosyal medya, dijital platformlar ve bilgisayar oyunları da evlerimizin içinde.

Bazı içeriklerde şiddet, cinsellik, madde kullanımı ve toplumsal değerlerle çatışan davranışların özendirildiğine ilişkin ciddi endişeler bulunmaktadır.

Çocuklarımızın dünyasında merhamet, edep, saygı, sevgi ve vicdan büyümelidir.

Şiddetin, zorbalığın ve ahlaki sınırların ortadan kalkmasının normalleştirildiği bir kültürün çocuklarımız üzerinde nasıl sonuçlar doğuracağını şimdiden düşünmek zorundayız.

Devletin görevi sadece sınırları korumak değildir.

Devlet, nesillerin ruhunu ve geleceğini de korumalıdır.

“AİLEM GÜVENDE” ÖNEMLİ BİR ADIMDIR

Bu açıdan kolluğun gerçekleştirdiği“Ailem Güvende” operasyonlarını önemli ve yerinde buluyorum.

LGBT derneklerinin Avrupa’dan ve Siyonistlerce fonlandığı ve desteklendiği operasyonlar yapılınca ortaya çıktı. LGBT dernekleri ivedi kapatılmalı, cinsiyet değişikliği ameliyatları yasaklanmalıdır. LGBT bar, kulüp ve eğlence yerleri kapatılmalı bunlara göz açtırılmamalıdır.

Çocuklarımızın istismar edilmesine, suç ve fuhuş ağlarına, bağımlılıklara ve insan onurunu hedef alan yapılara karşı devletin hukuk çerçevesinde kararlı mücadele vermesi gerekir.

Bu operasyonlarda görev yapan vatan evlatlarına, kolluk kuvvetlerimize ve ilgili bakanlıklarımıza teşekkür ve tebrik ediyorum. Bilhassa sayın Mustafa Çiftçi bakanımızı ve sayın Akın Gürlek bakanımıza teşekkür ediyorum.

Ancak mücadele yalnızca operasyonlarla sınırlı kalmamalıdır.

Aile politikası, eğitim politikası, medya politikası ve kültür politikası birlikte yürütülmelidir.

6284 YENİDEN ELE ALINMALIDIR

Aile konusunda konuşurken 6284 sayılı Kanun meselesini de görmezden gelemeyiz.Kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesi konusunda hiçbir tereddüt olamaz. Kadını, çocuğu ve aile bireylerini şiddetten korumak devletin temel görevlerinden biridir.

“Kadının beyanı esastır” tezi çürümüştür ve babalık figürünü cani, katil gibi olumsuz sıfatlar ile anımsatmaktadır.

Ancak bir kanunun uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunlar varsa bunların da cesaretle tartışılması gerekir.

6284, İstanbul Sözleşmesi sonrasında oluşan hukuk ve uygulama tartışmalarından bağımsız değerlendirilemez.

Aileyi koruyan, şiddet mağdurunu güvence altına alan; fakat aynı zamanda masumiyet karinesini, adil yargılanma ilkesini ve aile bütünlüğünü gözeten yeni ve dengeli bir yaklaşım ortaya konulmalıdır.

Süresiz nafaka adil değildir, bir boşanma davası uzun yıllar sürmemeli taraflardan biri boşanmak istiyorsa bir dilekçe ile en kısa sürede boşana bilmelidir.

ÇOCUKLAR SÖZ KONUSUYSA DAHA FAZLA DİKKAT

Cinsiyet değişikliğine ilişkin tıbbi uygulamalar da özellikle çocuklar ve ergenler bakımından toplumun hassasiyetleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli ve yasaklanmalıdır.

Geri dönüşü olmayan tıbbi müdahalelerde çocuğun üstün yararı, bilimsel değerlendirme ve sıkı hukuki denetim temel kriterler olmalıdır, çocuklar özendirilip ikna ediliyor ve sonrası yıkım.

Suça sürüklenen çocuklar, akran zorbalıkları ve cinsiyetsizleştirme çalışmaları engellenmeli ve bunları özendiren reklamlarını yapan bunları organize eden kimler varsa cezalandırılmalıdır.

Çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren konularda aceleci ve son derece dikkatli hareket etmek zorundayız.

AHLAKİ EROZYON BİR BEKA MESELESİDİR

Bugün ülkemizin ekonomik, siyasi ve güvenlik meseleleri ne kadar önemliyse, ahlaki erozyon da en az onlar kadar önemli bir meseledir.

Çünkü ekonomik kriz aşılabilir.

Siyasi krizler sona erebilir.

Güvenlik tehditleri bertaraf edilebilir.

Fakat bir milletin ahlaki ve kültürel kodları çökerse, bunun yeniden inşası nesiller sürebilir.

İşte bu nedenle biz “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyorum.

Bizim meselemiz; aileyi korumak, çocuklarımızı istismardan korumak, gençlerimizi bağımlılıklardan ve zararlı içeriklerden uzak tutmak, ahlaki değerlerimizi yaşatmak ve gelecek nesillere güçlü bir Türkiye bırakmaktır.

MANEVİ VATANIMIZI KORUMAK ZORUNDAYIZ

Bir asker sınırda nöbet tutarken vatanı korur.

Bir anne çocuğuna ahlak, merhamet ve vicdan öğrettiğinde de aslında vatanı korur.

Bir baba ailesine sahip çıktığında vatanı güçlendirir.

Bir öğretmen çocuklarımıza ilim ve değer kazandırdığında vatanı geleceğe taşır.

Manevi Vatan, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bugün sınırlarımızı koruduğumuz kadar evlerimizi, ailelerimizi ve çocuklarımızın geleceğini de korumak zorundayız.

Unutmayalım:Aileyi yıkarsanız toplumu yıkarsınız.Toplumu yıkarsanız devleti zayıflatırsınız.

Bu nedenle aile meselesi basit bir sosyal mesele değildir.

Aile, devletin geleceğidir.

Ahlak, milletin sigortasıdır.

Çocuklarımız, Türkiye'nin yarınıdır.

Mustafa Çiftçi ve Akın Gürlek Bakanlarımıza tekrar teşekkür ederim. Aynı performansı bir vatandaş, bir yazar olarak Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanımızdan da bekliyoruz. Allah’a ısmarladık…

 

Aydın Benli

Siyaset Bilimci-Yazar