Ekran mı, Yan Yana mı?

Bir zaman düşün,
Ekranların olmadığı,
Seslerin kablolardan değil,
Kalpten kalbe ulaştığı…

Geçmişte yoktu görüntülü konuşmalar,
Ama kapılar vardı, çalınan.
Mesajlar yoktu,
Ama akşam üstü ansızın gelen misafirler vardı.

Şimdi bir dokunuşla herkese ulaşıyoruz,
Ama bazen kimseye dokunamıyoruz…

Soruyorum şimdi:
Hayatı teknolojiyle mi yaşamak,
Yoksa göz göze bakarak mı?

Bir gecenin kısa bir anında,
Aynı sofrada buluşmak,
Çayın buharında konuşmak,
Gülüşlerin birbirine karışması…

Bir ekranın verdiği görüntü mü,
Yoksa yan yana yaşanan o küçük an mı?

Belki de hayat,
Gecenin kısa bir süresinde
Birlikte oturabilmekti…

Bir avluda,
Bir tek katlı evin önünde,
Çimlere uzanıp gökyüzünü seyretmek…

Çocukların koştuğu,
Bir annenin pencereden seslendiği,
Bir babanın sessizce gülümsediği
O küçük dünya…

Belki büyük şehirlerin ışıkları değil,
Bir lambanın sarı ışığında
Toplanan bir aileydi hayat…

Görseller değil,
Hatıralardı bizi bir arada tutan.

Ve belki de en güzel an,
Telefonların sustuğu,
Zamanın yavaşladığı,
Kalplerin hızlandığı andı…

Teknoloji büyüyor,
Dünya hızlanıyor,
Ama aile dediğimiz şey
Hâlâ aynı yerde duruyor…

Bir çimenin üstünde,
Bir akşam serinliğinde,
Bir sofranın etrafında…

Ve belki de hayatın destanı şudur:
Her şey değişir,
Her şey yenilenir,
Ama yan yana duran bir aile
Hiç eskimez…