GİDEN İSTANBUL'UN ARDINDAN

 

Bakakalırım giden vapurun ardından,

Sanki bir ömür uzaklaşır benden.

Kaldırımlar yorulmuş, sokaklar suskun,

Bir tek ben kalmışım eski hâlinden.

 

Bir martı sesi düşer içime,

Rüzgâr taşır eski bir şarkıyı

Ve ben yine kendime sorarım:

Sevdim de mi kaldım, yoksa alıştım mı?

 

Dünya hâlâ güzel ama yarım,

Bir yanım geçmişte, bir yanım bu anın neresinde belli mi.

Gitme İstanbul, bırakma beni yalnız,

Sana kırgın değilim —

Sadece seni özledim.

 

Bir ömür oldu seni böyle seveli,

Sahilde bir çay, akşamüstü bir nefes gibi.

Sen değiştin, ben sustum,

Ama sevdam hiç eskimedi.

 

Bir sokak lambası yanar içimde,

Çocukluğum geçer gölgeme değip.

Ve yine kendime sorarım:

Kaybettik mi seni? Yoksa biz mi kaybolduk?

 

Belki sen büyüdün, belki ben yoruldum.

Belki biz aynı kaldık,

Ama zaman bizi  tamamen unuttu.

 

Ama bil…

Bu şehirde ne kadar kaybolsam da,

Her sokak

Beni yine sana getiriyor.

 

Dünya hâlâ güzel ama başka,

Seninle başladı, seninle kalacak bu yara.

Gitme İstanbul, beni unutma,

Ben hâlâ buradayım —

Sen hâlâ kalbimdesin.

 

“Sen başka şehre döndün, İstanbul…

Ama ben hâlâ aynı yerden bakıyorum.

Zaman içinde kaybolmadan.”