EVE DÖNEN ŞARKILAR
 
Bugünün insanı hızlı yaşıyor.

Sabah gözünü açar açmaz
bir yerlere yetişmeye çalışıyor.
Saatler koşuyor,
günler birbirini kovalıyor,
takvimler hızla eksiliyor.

Ama garip bir şey var…

Bu kadar hızın içinde
insan bazen kendisini geride bırakıyor.

Bir zamanlar hayatın sesi daha farklıydı.

Akşam ezanı duyulur,
mahalle yavaş yavaş sessizleşirdi.

Pencerelerden radyo sesleri yükselirdi.
Bir şarkı başladığında
kimse onu yarıda bırakmazdı.

Çünkü insanlar müziği dinlemiyordu sadece.
Onunla yaşıyordu.

Bugün ise binlerce şarkının arasından geçiyoruz.
Ama bazen tek bir tanesi bile
kalbimize uğrayamıyor.

Sonra bir gün…

Yıllardır duymadığımız bir melodi çıkıyor karşımıza.

İşte o an zaman duruyor.

Ne telefon kalıyor elde,
ne telaş,
ne de yetişilmesi gereken işler…

Bir anda eski bir sokağın köşesinde buluyoruz kendimizi.
Belki çocukluğumuzun geçtiği mahallede.
Belki gençliğimizin ilk heyecanlarında.
Belki de çoktan kaybettiğimiz insanların yanında…


O an anlıyoruz ki
özlediğimiz şey yıllar değilmiş.

Özlediğimiz şey,
o yılların içindeki bizmişiz.

Daha az şeye sahip olup
daha çok mutlu olabildiğimiz günler.

Bir şarkının bütün akşamı doldurduğu zamanlar.

Bir dost sohbetinin
saatlerden daha değerli olduğu geceler.

Hayat değişiyor.

İnsan değişiyor.

Dünya değişiyor.

Ama bazı şarkılar değişmiyor.

Çünkü onlar nota değil.
Onlar hatıra.
Onlar zaman.
Onlar insanın kendi hikâyesi…


Ve ne kadar uzağa gidersek gidelim,
bir gün mutlaka,
eski bir şarkının peşine takılıp
kendimize geri dönüyoruz.