Her Gecenin Bir Sabahı Vardır
Hangimiz, “Bitmez.” dediğimiz geceleri şu an hatırlamayacak hâle geldik diye sorsam, bence çoğumuz ya unuttuk ya da artık o duyguları hissetmiyoruz bile. Peki, neden o zaman acısını iliklerimize kadar hissettik? Belki de asıl soru şu: Şimdi neden aynı şekilde hissetmiyoruz?
Çok yaşamışızdır böyle anları… Hiç bitmeyecek gibi gelen günler, insanlardan bıkıp kendi dünyamıza çekildiğimiz zamanlar… Ah, o anlar! Bence o anlar çok güzeldir. Çünkü insanın kendini, hakikatini anladığı; Allah’tan başka kimsenin göremediği o anlar insan için çok değerlidir. Ama biz mutlu olduğumuzda o anları unutuyoruz.
“Bitmeyecek, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” dediğimiz zamanları kendimden örnek vererek anlatayım.
Lisenin ilk zamanlarında matematiğe çok fazla ilgi duyuyordum, yani kısaca çok merak ediyordum. Ve merak olduğu için de çok soru soruyordum diye o branştan şikâyet eden birisi olmuştu. Sonrasında matematiğe ilgim azalmıştı. Yani “Bitmeyecek, artık eskisi gibi olmayacak matematiğe ve diğer derslere olan sevgim" demiştim. Ama merak olduğu sürece insanın çabalamasını hiçbir şey etkilemez sadece kısa süreli ara verir .Öyle değil mi?
Ve bunun gibi daha nice olaylar oldu hayatımızda, kim bilir?
“Bitmeyecek.” dediğimiz zamanların ardına saklanan dertleri, kalıcı bir gerçek olarak değil, geçici bir misafir gibi görmeliyiz. Kimse kalıcı olmadığı gibi hiçbir dert de kalıcı değildir. Güneş doğmaktan bıkmıyor. Biz de küçücük bir dertle karşılaşınca oflayıp puflamayı kendimize yakıştırmamalıyız bence.
Biz ne yaşamış olabiliriz ki?
Tabii ki amacım kimsenin dertlerinizi küçümsemek değil ama Peygamberimiz gibi taşlandık mı, eziyet mi gördük? Ne yaşadık da bu kadar isyan ediyoruz? Peygamberimizin sabrını düşündüğümüzde, kendi sabrımızı da yeniden sorgulayabiliriz.
İnsanların çoğu zaman bunu kabullenememesinin sebebi ise sabredememek. Günümüzde de görüyoruz: Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış. Her şeyin hemen olmasını, tek bir yanlış yapmadan başarmayı istiyoruz. Ama hayat böyle değil. Siz nasıl her müziğe aynı ritimle uyum sağlayamıyorsanız, her imtihanı da aynı ritimde sürdüremezsiniz. İneceksiniz, çıkacaksınız. Bazen “Ben ne yapıyorum?” sorusu, bazen de bir insanın sözü sizi yeniden hayata bağlayacaktır.
Toparlayacak olursam:
Dünyada hiçbir şey kalıcı değildir. “Sınav notum düşük.”, “O bana bunu yapamaz.”, “Ben bunu hak etmiyorum.” cümlelerini kurmak yerine, yaşadığınız bu duyguları ve sınırları dozunda kullanarak hırsa dönüştürebilirsiniz. İşte o zaman her ritme ayak uydurmayı öğrenirsiniz...