TÜRK FUTBOLU BU YÖNETİM ANLAYIŞIYLA NEREYE KOŞUYOR?

Türk futbolu, saha içindeki heyecanıyla değil, ne yazık ki yine saha dışındaki krizler, hakem hataları ve yönetim zafiyetleriyle sezona merhaba dedi. Milli Takım düzeyinde yaşadığımız Dünya Kupası hayal kırıklığı ve dev organizasyonda tek bir Türk hakeminin bile düdük çalamaması, futbolumuzun uluslararası alanda geldiği noktayı net bir şekilde özetliyordu. Ancak bu tablodan ders çıkarmak yerine, yeni sezonda da aynı kısır döngünün içine düşmekten kurtulamadık.

2026-2027 futbol sezonunun henüz ilk haftalarında yaşananlar, Türk futbolunun geleceği adına ciddi kaygılar uyandırıyor. Sezon açılır açılmaz kulüp yöneticilerinin zehir zemberek açıklamaları gündeme oturdu. Futbol federasyonunun bu söylemlere karşı takındığı tavır ise adeta bir komediye dönüştü: Önce verilen cezalar, ardından jet hızıyla kaldırılan yaptırımlar... Disiplin mekanizmasının bu derece ciddiyetten uzak işletilmesi, adalete olan güveni daha ilk haftadan zedeledi.

Hakem performansları ve VAR uygulamaları ise yine başrolde:

Fenerbahçe aleyhine verilen tartışmalı kararlarla başlayan süreç,

Beşiktaş maçında yaşanan açık hakem hatalarıyla devam etti.

Başakşehir - Galatasaray karşılaşmasında ise skandallar zincirine yenileri eklendi: Haksız çalınan penaltı düdüğü, VAR incelemesiyle ancak 5 dakika sonra iptal edilebilen gol kararı ve Barış Alper Yılmaz’ın rakip oyuncuyu formasından net bir şekilde çekmesine rağmen verilmeyen faul ile sarı kart...

Bir maçta 5 dakika süren VAR kararları, oyunun doğasına ve temposuna aykırı olduğu gibi izleyicinin futbol keyfini de baltalamaktadır. Düdük çalan hakemlerin standart tutturamaması, kulüplere ve renklere göre farklı kararlar üretilmesi, Türkiye Futbol Federasyonu’nun tüm kulüplere eşit mesafede duramadığı algısını güçlendirmektedir.

Sporun birleştirici gücüne, adil rekabete ve saha içi mücadeleye en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, TFF ve MHK'nin acilen radikal adımlar atması gerekmektedir. Güvenin kaybolduğu yerde ne şampiyonluğun bir değeri kalır ne de oynanan futbolun. Türk futbolunu yönetenlerin adalet terazisini dengede tutması, kişilere ve kulüplere göre değil, kurallara göre hareket etmesi tüm futbolseverlerin en doğal hakkıdır.