
TÜRKİYE’Yİ MADDİ VE MANEVİ OLARAK BİR ASIR GERİYE GÖTÜREN DARBE: “12 EYLÜL”
Yapılan şey kesinlikle ve su götürmez şekilde milletin inancıyla mücadeleyle istikbalinin yok edilmesi için yapılan nankörlüktür.
Çünkü yaptıkları akıllarına estiğinde ”İstemezük” diye kazan kaldıran Yeniçeriler, Osmanlı'nın sonunu getiren 31 Mart Vakası ile emperyalistlerin emriyle kendi vatanlarına kastederek Türkiye’nin önünü kesen 27 Mayıs kanlı darbesi gibi.
Bu darbeden sonra yapılan 3 genel seçim olan 12 Ekim 1969 Genel Seçimlerinden 5 ay sonra milletten yeni destek olduğu hükümete karşı 9 Mart komünist darbesini önleyenlerin bu cuntacıları mahkemeye çıkartmaları gerekirken kendilerinin 3 gün sonra 12 Mart 1971’de gerçekleştirilen darbesi gibi ülkenin istikbalini zora sokan milletle devletin binlerce sıkıntısına sebep olan bir darbedir.
Başlıkta da belirttiğim gibi bu darbe Türkiye’nin her yönüyle bir asır geri kalmasına sebep olan bir millet ve vatan ile din düşmanlığı hareketidir.
Bu askeri darbe, Türkiye’nin hem demokratik yapısına, hem de sos yo ekonomik kalkınmasına ağır darbeler indirerek ülkemizi akla gelen her yönüyle bir asır geriye götüren kurumsal bir yıkım sürecinin başlangıcıdır.
General Kenan Evren liderliğindeki Milli Güvenlik Konseyi'nin yönetime el koymasıyla başlayan bu karanlık dönem, geride telafisi imkânsız insani dramlar (manevi zararlar) ve ülkenin kalkınma ivmesini yok eden yapısal ve mali enkazlar (maddi zararlar) bıraktı.
Aşağıda, resmi arşivler, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Raporu ve mahkeme kayıtlarıyla tescillenmiş veriler ışığında 12 Eylül darbesinin Türkiye'ye verdiği maddi ve manevi zararları kanıtlarıyla ortaya koyan analizleri gelin birlikte okuyalım.
1-Manevi ve İnsani Zararlar: Toplumsal Hafızada Açılan Derin Yaralar.
12 Eylül rejimi, toplumun üzerinden bir silindir gibi geçerek bir neslin entelektüel, siyasi ve kültürel birikimini yok etmiş.
Bu dönemin manevi tahribatı resmi istatistiklere şu korkunç kanıtlarla yansıdı;
Kitlesel Gözaltılar ve Fişlemeler: 650 bin kişi gözaltına alındı.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
Devlet arşivlerine geçen kayıtlara göre 1 milyon 683 bin kişi potansiyel tehdit olarak fişlendi.
İdamlar ve Şüpheli Ölümler: Sıkıyönetim mahkemelerince verilen kararlarla 50 kişi idam edildi (yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren bu dönemin en ağır manevi sembolüdür).
Ayrıca 171 kişinin işkence sonucu, 14 kişinin ise cezaevlerindeki açlık grevlerinde hayatını kaybettiği adli tıp ve cezaevi kayıtlarıyla kanıtlandı.
Entelektüel birikimi oluşturan yazar, sanatçı ve akademisyenlerin dâhil olduğu 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi siyasi mülteci olarak can güvenliği endişesiyle yurt dışına kaçmaya mecbur oldu.
1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunuyla 3 bin 854 öğretmen ve 120 öğretim üyesinin (üniversite hocası) işine son verildi.
39 ton gazete ve dergi imha edildi, yüzlerce sol ve sağ eğilimli klasik eser, siyasi yayın sayılarak yakılarak yok edildi.
Ülkemize hesaplanamayacak kadar maddi ve manevi zararlar veren son fiili darbe olan 12 Eylül 1980’in analizine ve bu analizlerle ortaya konan sebep olunan maddi ve manevi zararları yazmaya Hakkın izni ve Yüce rıza için fırsat buldukça yazacağım.
Ülkemizde kıyamete kadar bu ve benzeri kalkışmaların bırakın gerçekleşmesini ima bile edilmemesi, hatta akıllardan bile geçirilmemesi için gereken anayasal ve yasal düzenlemelerin zaman geçirilmeden yapılması ve yaptırılmasıyla ülkemizin en kısa zamanda demokrasi ve kalkınmışlık seviyesi yüksek olan ülkelerin seviyesine çıkartılması için herkesin meşru çerçevede cürümü kadar yer yakarak gerekenin yapılması dileğiyle.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.