EĞİTİMDE KİM DENETÇİYİ DENETLİYOR?

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer

04-08-2026 10:38

EĞİTİMDE KİM DENETÇİYİ DENETLİYOR?

“Bir eğitim sisteminin kalitesi, yalnızca öğretmeninin değil; onu denetleyen sistemin de kalitesi kadardır.”

Bir toplumun yükselişi de çöküşü de sınıflarda başlar.

Çünkü bugün sıralarda oturan çocuklar, yarının doktoru, hâkimi, mühendisi, bilim insanı ve devlet yöneticisi olacaktır.

Dolayısıyla eğitim sistemi yalnızca bugünü değil, geleceği de inşa eder.

İşte tam da bu nedenle eğitimde artık konuşmamız gereken konu sadece maaşlar, ders saatleri ya da müfredat değildir.

Asıl konuşmamız gereken konu; kalite, liyakat, sürekli gelişim ve hesap verebilirliktir.

Hiç kuşkusuz ülkemizde öğrencileri için gecesini gündüzüne katan, sürekli okuyan, araştıran, kendisini geliştiren ve mesleğini büyük bir fedakârlıkla sürdüren binlerce öğretmen bulunmaktadır. Onların hakkını teslim etmek hepimizin görevidir.

Ancak hiçbir kamu sistemi, yalnızca iyi niyet üzerine kurulamaz.

İyi işleyen devletler; güçlü denetim, objektif performans değerlendirmesi ve hesap verebilirlik ilkeleri üzerine kurulur.

Ünlü Fransız sosyolog Émile Durkheim şöyle der:

“Eğitim, toplumun kendisini yeniden üretme biçimidir.”

Eğer eğitim sistemi kendisini yenileyemezse, toplum da kendisini yenileyemez.

Bugün akademisyenlerden ne bekleniyor?

Bilimsel yayın…

Uluslararası makale…

Kongre…

Araştırma…

Sürekli mesleki gelişim…

Beş yıl önce öğrendiği bilgilerle akademisyenlik yapılmasına bilim dünyası izin vermez.

Peki aynı anlayış neden öğretmenlik mesleğinde de çok daha güçlü biçimde uygulanmasın?

Öğretmenlik de bilgi üreten değil belki; bilgi aktaran ve karakter inşa eden bir meslektir.

Bilgi her gün değişirken öğretmenin yerinde sayma lüksü olabilir mi?

Yapay zekâ eğitimde devrim yaparken…

Çocuk psikolojisine ilişkin yeni araştırmalar yayımlanırken…

Öğrenme modelleri değişirken…

Öğretmenin sadece yıllar önce aldığı diplomayla mesleğini sürdürmesi yeterli görülebilir mi?

Bence görülemez.

Çünkü öğretmenlik diploma ile başlayan; fakat öğrenmeyle devam eden bir meslektir.

Bugün Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hizmet içi eğitimler ve çevrim içi seminerler düzenlenmektedir.

Bu çalışmaların amacı son derece değerlidir.

Ancak asıl mesele şu soruda gizlidir:

Bu eğitimler gerçekten öğretmeni geliştiriyor mu?

Yoksa yalnızca sistem üzerinde tamamlanması gereken bir formaliteye mi dönüşüyor?

Sahada dile getirilen eleştiriler, bazı çevrim içi eğitimlerde katılımın zaman zaman yalnızca sistemde geçirilen süreyle sınırlı kaldığı yönündedir. Eğer bu algı doğruysa, eğitimin niteliğini ölçen daha etkili yöntemlere ihtiyaç vardır.

Çünkü gelişim;

Video açık bırakmak değildir.

Süre doldurmak değildir.

Bir butona tıklamak değildir.

Gelişim;

Merak etmektir.

Araştırmaktır.

Okumaktır.

Öğrenmektir.

Ve öğrendiğini sınıfta uygulayabilmektir.

Ancak belki de bundan daha önemli bir konu vardır.

Denetim.

Bugün eğitim camiasında en çok konuşulan konulardan biri, disiplin ve idari soruşturmaların yeterince caydırıcı olup olmadığıdır.

Bir eğitim sisteminin güvenilirliği yalnızca kurallarıyla değil, o kuralların nasıl uygulandığıyla ölçülür.

Kolluk kuvvetlerinde yürütülen disiplin süreçlerine baktığımızda, soruşturmaların belirli usuller çerçevesinde titizlikle yürütüldüğünü görürüz. Elbette her kamu kurumunun görev ve disiplin yapısı farklıdır. Ancak ortak ilke aynıdır: kamu görevi hesap verebilir olmalıdır.

Eğitim sistemi de bu ilkenin dışında düşünülemez.

Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki denetim süreçlerinin de bağımsızlık, tarafsızlık, şeffaflık ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli güçlendirilmesi, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin yararınadır.

Çünkü güçlü denetim, öğretmeni cezalandırmak için değil; iyi öğretmeni korumak, hataları zamanında düzeltmek ve eğitim kalitesini yükseltmek için vardır.

Ünlü sosyolog Max Weber şu tespiti yapar:

“Devletin gücü, kuralların kişilere göre değil, ilkelere göre uygulanmasından gelir.”

Eğitimde de ihtiyaç duyduğumuz tam olarak budur.

İsimlere göre değişmeyen…

Göreve göre değişmeyen…

İlişkilere göre değişmeyen…

Herkes için aynı şekilde işleyen objektif bir sistem…

Bir başka önemli konu ise okul yöneticiliğidir.

İyi bir öğretmen olmak, tek başına iyi bir okul yöneticisi olmak anlamına gelmez.

Okul yönetimi; liderlik, insan kaynakları yönetimi, kriz yönetimi, stratejik planlama ve organizasyon bilgisi gerektiren profesyonel bir alandır.

Bu nedenle okul müdürlüğü ve müdür yardımcılığı görevlerine yapılacak görevlendirmelerde yalnızca kıdem değil; yöneticilik yeterliliği, liderlik becerisi ve liyakat esas alınmalıdır.

Çünkü güçlü eğitim sistemi;

Sadece iyi öğretmenle değil…

İyi yöneticiyle…

Sürekli gelişim kültürüyle…

Ve güçlü denetim anlayışıyla kurulabilir.

Artık eğitim sistemini sadece “kaç ders işlendi” sorusuyla değerlendirme dönemi geride kalmalıdır.

Asıl sormamız gereken soru şudur:

Öğretmen kendini ne kadar geliştirdi?

Yönetici okulu ne kadar ileri taşıdı?

Denetim sistemi eğitimin kalitesine ne kadar katkı sağladı?

Bu üç soruya güçlü cevaplar veremeyen hiçbir eğitim sistemi, geleceğin güçlü toplumlarını yetiştiremez.

Çünkü eğitimde gerçek reform; bina yapmakla değil, öğrenmeye devam eden öğretmenler, liyakatle seçilen yöneticiler ve kimsenin ayrıcalıklı olmadığı güçlü bir denetim sistemi kurmakla mümkündür.

Ve unutulmamalıdır ki;

Bir milletin geleceğini yalnızca öğretmen yetiştirmez. O öğretmeni geliştiren, yönlendiren ve gerektiğinde objektif biçimde denetleyen sistem de yetiştirir.

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

DİĞER YAZILARI CHP’DE PERDE ARKASI: BU DEĞİŞİMİN MİMARI KİM? 01-01-1970 03:00 Devlet Eleştirilir… Peki Toplum Kendini Ne Zaman Eleştirecek? 01-01-1970 03:00 Tükenen Toplum: Ekonomik Krizden Daha Büyük Bir Çöküş Var 01-01-1970 03:00 Öğrenci Var, Öğrenme Nerede? Deneyimden Kopuk Eğitimin Beyinsel ve Toplumsal Yanılsaması 01-01-1970 03:00 İnsanın Geride Bıraktığı İz: Sahip Olmak mı, Dokunmak mı? 01-01-1970 03:00 Sessizlikten Ekrana: Kuşaklar Değişti, Travma El Değiştirdi… 01-01-1970 03:00 Bir Sayı Neden Bu Kadar Gürültü Yapar? 01-01-1970 03:00 Okullarda Görülen Vakalar Tesadüf mü, Sistem Sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Bu Sessizlik Hepimizin Sorumluluğu 01-01-1970 03:00 Deneme Sınavlarıyla Yönetilen Eğitim: Çocuğu Unutan Sistem 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Görünmez Yaralar: Dijital Şiddetin Yeni Yüzyıldaki Sessiz Krizi 01-01-1970 03:00 İlişkiler Neden Hep Aynı Yerde Tıkanıyor? Cevap Çocuklukta Gizli 01-01-1970 03:00 Zihnin Karanlık Döngüsü: Ruminasyon Çağı ve Sessiz Tükenişimiz 01-01-1970 03:00 Çağın Krizi: Odaklanamayan Zihinler ve Anlamdan Uzaklaşan Okumalar 01-01-1970 03:00 Özel Röportaj | “Uykusuzluk Çağı: Türkiye Neden Dünyanın En Uykusuz Ülkesi Oldu?” 01-01-1970 03:00 Esir Dünyalar: Bağımlılığın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 İşte Geldik, Gidiyoruz: Hayatın Kısa Konuğu Olmak 01-01-1970 03:00 Toplum Olarak Sabırsız Olduk: Her Şey Hemen Olsun 01-01-1970 03:00 Kendinden Gidip Kendine Varan Yolculuk… 01-01-1970 03:00 Hayat Bazen Acı Çekmektir 01-01-1970 03:00 TOPLUM MU SUÇLU, DÜNYAM MI DEĞİŞTİ? 01-01-1970 03:00 “Burası Adıyaman: Bir Aşkın Susarak Konuştuğu Şehir” 01-01-1970 03:00 Boykotun Bedeli: Tepki mi, Tahribat mı? Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer 01-01-1970 03:00 KAMUOYUNA ÖNEMLİ DUYURU Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER St. Clements Üniversitesi Dekan Yardımcısı 01-01-1970 03:00 Erkek Aklının Gizli Dosyası: Aldatma Eğilimi Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Cam Tavanın Gölgesinde Öğrenilmiş Çaresizlik: Türkiye Toplumunda Görünmez Engeller 01-01-1970 03:00 Babasına Yazılmış Ama Aslında Hepimize Hitap Eden Bir Mektup 01-01-1970 03:00 Nevrotik Çıkmazlar: İçgüdü, Toplum ve Bireyin Dengesiz Dengesi 01-01-1970 03:00 Varlığın Ağırlığı: Bulantı ve Sartre’ın Varoluşsal Krizi 01-01-1970 03:00 Kadının Susturulmuş Çığlığı: Freud’un Histeri Vakaları ve Bugünün Gerçeği 01-01-1970 03:00 Duygular mı Çekiyor, Yoksa Kelimeler mi Büyülüyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Dönüşümün Psikolojisi: İnsan ve Toplum Arasındaki Derin Bağ 01-01-1970 03:00 Labirentten Çıkış: Hayallerin Gücüyle Yükselmek 01-01-1970 03:00 Toplum Baskısı ve Dijital Yalnızlık: Türkiye’yi Bekleyen Büyük Tehdit 01-01-1970 03:00 Erken Çocukluk Döneminin Silinmez İzleri: 0-3 Yaş Arası Öğrenmenin Gücü 01-01-1970 03:00 Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları: Dijital Çağda Kimlik Bunalımı 01-01-1970 03:00 Kanun ve Kaos: Komiserin Gölgesi, Eşkıyanın Yo 01-01-1970 03:00 Başımız Belada mı, Yoksa Belaya Göz mü Yumuyoruz? 01-01-1970 03:00 Başım Belada: Günümüzün Eşkıyaları ve Yasal Mermiler 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Çocuk ve Yalnızlık: Sessiz Çığlıklarımız 01-01-1970 03:00 Koltuk Korkusu: Güce Teslimiyetin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kendimizle Bağ Kurmadan Başkalarına Ulaşabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Kadın Susarsa, Toplum Kaybeder: Şiddet ve Tacizin Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 Uyuşturucu ve Alkol Bağımlılığı: Gelecek Nesillerimizin Sessiz Çöküşü 01-01-1970 03:00 Türk Milleti ve Maneviyatı: Tarihsel Perspektiften Bir Değerlendirme 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Psikoterapik Yaklaşım Olarak Hücum Terapisi 01-01-1970 03:00 ÇOĞUL KİŞİLİKLER 01-01-1970 03:00 KAYGI OLAĞAN BİR HEYECANDIR 01-01-1970 03:00 Günlük yaşamımızda hayali diyaloglar.. 01-01-1970 03:00 A TİPİ KİŞİLİK 01-01-1970 03:00 ODAKLANMA SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR 01-01-1970 03:00 CİNSEL NARSİZM 01-01-1970 03:00 HİPERAKTİVİTE OKUL BAŞARISINI ETKİLERMİ 01-01-1970 03:00 CİNSEL KITLIK 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLUKTAKİ SARSINTILARI İLİŞKİLERİMİZDE CANLANDIRMAK 01-01-1970 03:00 NEVROTİK ÇIKMAZLAR… 01-01-1970 03:00 Yaşamımızda hepimizin çeşitli rolleri var. 01-01-1970 03:00 ARABA SAHİPLİĞİ ÖZGÜRLÜK İLE İLİŞKİLENDİRME 01-01-1970 03:00