Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir!

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

28-06-2025 15:45

Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir!
Sosyal medya artık yalnızca paylaşım mecrası değil; kiminin nefretini kustuğu, kiminin aşağılık kompleksini örttüğü bir mecra hâline geldi. Özellikle son dönemde bazı kendini bilmez “fenomen” bozuntuları, takipçi sayısını artırmak, üç beş tıklanma ve beğeni almak uğruna, bu memlekette kalemini namus bilen gazetecilere, onurla işini yapan yazarlara saldırmaya başladı.
Çünkü onların derdi haber değil, hakikat değil, haysiyet hiç değil…
Onların tek derdi prim.
Takipçi kazanmak için saldırıyorlar. Beğeni uğruna iftira atıyorlar.
Yalanla, kinle, kıskançlıkla besleniyorlar.
Ve bu zehri içtikçe daha da kuduruyorlar.
Ama unuttukları bir şey var:
İtlikten prim yapılmaz!
Yalakalıkla izlenme alınmaz, tetikçilikle saygınlık kazanılmaz!
Bugün kalemini ve karakterini kiraya verenler, yarın sosyal medyanın çöp kutusunda kaybolacak. Çünkü gazetecilik ekran filtresiyle değil, vicdan terazisiyle yapılır. Kimi klavyesinin başında iftira üretir, kimi haberin peşinden koşar. Aradaki fark, karakterle ölçülür.
Sen fenomen olacağım diye iftira ediyorsan, senin derdin insan olmak değil; dikkat çekmek.
Senin meselen namuslu kalemlere saldırmaksa, bil ki senin sorunun gazetecilik değil, kişiliksizliktir.
Bu ülkenin haysiyetli gazetecileri yıllardır ne bedeller ödeyerek yazıyor, biliyor musun?
Senin gibi ekran arkasında saklanıp saldıranların anlamayacağı kadar büyük bir emektir bu.
Kuru klavyeyle değil, alın teriyle yazılır bu yazılar.
Senin ekran karşısında çektiğin hikâyelerden değil, halkın içinden gelen gerçeklerden doğar bu yazılar.
Şimdi utanmadan ekran başına geçip, sahte hesaplarla, dolmuş kinle, hırsla ve ezilmişlikle yazıyorlar.
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bir gerçek değişmez:
Karakter parayla, takipçiyle, izlenmeyle inşa edilmez.
Karakter dediğin, zor zamanda belli olur.
Saldırıya rağmen sükûnetle duruş sergileyen, iftiraya rağmen gerçeği yazmaktan vazgeçmeyen, baskıya rağmen doğruda direnen adamdır asıl gazeteci.
Biz öyle bir mesleğin mensubuyuz ki,
Kalemimiz satılık değil, kiralık hiç değil.
Gazetecilik bizim için bir geçim kapısından öte, bir onur meselesidir.
Sosyal medya çöplüğünden bağıranlar unutmasın:
Ekmek namustur, kalem kutsaldır.
Senin için paylaşım olan şey, bizim için alın teridir.
Senin için etiket olan şey, bizim için yılların mücadelesidir.
Ve biz bu şerefi ne birkaç takipçiye, ne üç kuruş menfaate değişmeyiz.
Klavye delikanlılığıyla karakter kazanılmaz.
Fenomenlik, yüzüne maske takarak kişilik gizlemek değil;
Gerçekle yüzleşecek kadar dürüst olabilmektir.
Kalemini satmış olanlar için söyleyeceğimiz tek şey şudur:
Sizin ekran ışığınız var, bizim vicdan ışığımız.
Ve o ışık sönmez!
Son sözümüz net, cümlemiz ağır:
Bu memlekette itlik yapan da olacak, adam gibi duran da.
Namusu elinde değil dilinde taşıyanlar, her dönemde çıkacak.
Kalemiyle değil iftirasıyla konuşanlar, kendi çukurunda debelenmeye mahkûmdur.
Çünkü bir insanın inancı yoksa, Allah korkusu yoksa, vicdanı yoksa o kişiden her kötülük beklenir.
Senin derdin gazetecilik değil; nefret kusmak.
Senin meselen hakikat değil; takipçi toplamak.Senin yolun haysiyetsizlik, senin aynan karanlık.
Biz adamlığımızı şöhret için değil, ahlak için kuşandık.
Ve şunu unutma:
Biz sustukça korktuğumuzdan değil, tiksindiğimizdendir.
Çünkü biz, itlerin havlamasına cevap vermeyecek kadar asalet biliriz.
Ama unutma, Allah korkusu olmayanın kulağı nasihat da duymaz!
Ve bil ki; senin yalanla kurduğun her cümle, bir gün sahibine geri döner.
Çünkü hayat adildir, çünkü Allah büyüktür.
Kalemini satanlar gün gelir vicdanına kurban olur.
Bizimse kalemimiz de namusumuzdur, kelimemiz de secdemizdir.
Remzi Hayta-Malatya’dan

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00