Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı

Gerçek gazetecilere ithafen…
Eskiden kalem kutsaldı. Kalemini kıranlar olurdu ama kalemini satanlar ayıplanırdı.
Şimdi her şey başaşağı... Şimdi herkes gazeteci, herkes yazar, herkes fenomen, herkes “bilirkişi.”
Ve ne acıdır ki, neyi ne zaman yazdığı değil, kaç beğeni aldığı konuşuluyor artık.
Biz bu mesleği yaparken, lüks ofislerimiz yoktu.
Daktilomuz yoktu…
Rus yapımı, ağır mı ağır bir fotoğraf makinesiyle iki kare resim çekerdik.
Elimizle yazdığımız haberi tablete çektirip zarfa koyar,
Adana’daki bölge müdürlüğümüze ulaştırmak için
soğukta, karda kışta otogarda otobüs beklerdik.
Ama hiç şikayet etmezdik, çünkü işimizi severdik.
Çünkü bu iş, bizim sevdamızdı.
Hiçbir zaman "ne alırız" diye değil, "ne anlatırız" diye baktık bu işe.
Yalakalıkla, tetikçilikle, ihale kovalayarak değil; emeğimizle, ahlakımızla, vicdanımızla geldik bu günlere.
Ama bugün, iki kelimeyi arka arkaya getiremeyen insanlar "gazeteci" diye tanıtılıyor.
Üç story atan, üç kişi etiketleyen, üç kuruşluk reklamla “haberci” oluyor.
Ne acıdır ki, bu tiyatroya makam sahipleri de ortak oluyor.
Gerçek gazetecinin yüzüne bakmayanlar, sosyal medya çığırtkanlarına itibar gösteriyor, sırtlarını sıvazlıyor, oluk oluk paralar aktarıyor.
Bu, sadece bize değil, bu mesleğin şerefine, onuruna, vicdanına yapılan bir hakarettir.
İçimiz sızlıyor.
Çünkü bu meslek uğruna gençliğimizi verdik,
çünkü biz bu işin tozunu yuta yuta geldik,
çünkü biz kalemimizi hiç kimseden korkmadan, kimseye eğmeden tuttuk.
Ama görüyoruz ki; tetikçi olmak meziyet, dürüst olmak ise "saflık" sayılıyor artık.
Tetikçiliğin bir taktiği vardır: Bugün susturursun, yarın daha çok ister...
Vicdanı olmayanın sınırı da olmaz.
Bu da böyle bir düzen işte...
Düşünüyorum bazen:
Bizim gördüğümüzü bunlar görmüyor mu?
Bizim hissettiğimizi bunlar hissetmiyor mu?
Yoksa... gözleri menfaatle, kulakları çıkarla, kalpleri rantla mı kör oldu?
Bu meslek herkesin yapabileceği bir iş değil.
Gazetecilik, sadece haber yazmak değil, omurga sahibi olmak demektir.
Bilmeyenlere duyurulur.
Ama kimse merak etmesin,
Karanlık ne kadar büyürse büyüsün, gerçek gazetecilerin kaleminin ışığı onu yırtacak kadar güçlüdür.
Bizim kalemimiz kırılır, bükülür belki… ama asla satılmaz.  REMZİ HAYTA MALATYA’DAN