Hayal ve Gerçek: Uykunun Gizemli Kapısı

AYDIN BABACAN ( YAZAR )

12-05-2026 11:31

Hayal ve Gerçek: Uykunun Gizemli Kapısı

​Günün telaşesi yerini gecenin sessizliğine bıraktığında, aslında varlığımızın en gizemli yolculuğu başlar. Modern nöroloji uzmanları; uykuya dalmadan önce sakin bir sohbetin veya birkaç sayfa kitap okumanın zihni dinginleştirdiğini söyler. Bu tavsiye, yüzyıllar öncesinden gelen kadim bir dinî geleneğin yankısı gibidir. Âlimler de abdestle, duayla ve tefekkürle uykuya hazırlanmayı; uykuyu sıradan bir dinlenme değil, bir arınma süreci olarak görmeyi öğütlemişlerdir. Peygamberimizden (s.a.v.) bu konuda pek çok hadis rivayet edilmesi, konunun ehemmiyetini ortaya koyan önemli bir noktadır.

​Kur’an-ı Kerim, uykuyu gündüzün yorgunluğunu üzerimizden atacağımız bir "revizyon" ve dinlenme vakti olarak tanımlar. Gece olduğunda bedenimiz adeta "stand-by" (bekleme) moduna geçer; solunum yavaşlar, kalp ritmi düşer, kaslar gevşer. Ancak bedenimiz bu düşük tempoda dinlenirken, beyin ve gönül hiç olmadığı kadar büyük bir mesaiye başlar.

​Nörolojik açıdan uyku,
 zihnin temizlik ve arşivleme vaktidir. Gün boyu biriken anılar, duygular ve bilgiler bir tasniften geçer. İlginç olan şudur ki; bu "arşiv memuru", dosyaları sondan başa doğru düzenler. O yüzden uyku öncesi ruhu hazırlamak; kitap okumak ve dua etmek, bu yolculuğun ruhumuzda bırakacağı izleri güzelleştirir. Günün son anları, uykunun ilk kapısıdır. Duygular bu dosyaları şekillendirir ve ortaya o uçsuz bucaksız, sisli perde çıkar: Rüyalar.

​Rüyalar âlemi; mantık kurallarının iflas ettiği, zaman ve mekânın büküldüğü bir sahadır. Orada gözlerimiz yoktur ama görürüz; kulaklarımız yoktur ama işitiriz. Hiçbir fiziksel duyu organımız devrede olmadığı hâlde, o "sanal gerçekliğin" içinde bazen en derin mutlulukları tadar, bazen de ruhumuzu sıkan kâbuslarla terleriz.
​Uyanana kadar rüyada olduğumuzu anlamayışımız, gerçeklik algımızın ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Ancak gözlerimizi açtığımızda zihin mantık doğrusuna geri döner, beş duyumuz test edilir ve "gerçek dünya" başlar. Peki, uyanıkken yaşadığımız bu fiziksel dünya ile rüyadaki o yoğun hissiyat arasındaki fark nedir?

​Bu konu, Hz. Ali’nin (r.a.) o sarsıcı sözü ile zihnimizde yankılanır: "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar."
​İlahi Kelam’da uykunun "yarı ölüm" olarak nitelendirilmesi, ruhun bu süreçte bedenden bir miktar özgürleştiğini hatırlatır. Kiminin canının o hâldeyken kabzedilmesi, kiminin ise yeniden dünya sürgününe geri gönderilmesi; uykunun aslında ne kadar ince bir köprü olduğunun kanıtıdır. Bu gizemli âlem, bize gerçeklik tanımımızın sadece beş duyudan ibaret olmadığını fısıldar.

​Hayal ve gerçek arasındaki bu ince çizgi, aslında bizi daha kalıcı ve büyük bir hakikate hazırlayan bir antrenman sürecidir. Belki de rüyalar, ruhun asıl vatanını unutmaması için ona verilen kısa vizelerdir.
​Cevabını aradığımız pek çok soru gibi, "gerçeklik" algımız da bugün yeni bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Belki de asıl mesele uyurken gördüğümüz rüyalar değil, uyanıkken hangi uykunun içinde olduğumuzdur. Çünkü hayat, uyanınca anlam kazanan bir rüya; ölüm ise ebedî bir hakikatin sabahıdır.

​Selam ve duayla.
​Aydın Babacan

DİĞER YAZILARI Topraktan Çıkan Sanat 01-01-1970 03:00 Fabrika Ayarlarına Dönmek 01-01-1970 03:00 Sahip miyiz, Şahit mi? 01-01-1970 03:00 Edep Ya Hu!  01-01-1970 03:00 Hayatın İzi Bir Damla Su 01-01-1970 03:00 ​Ay’ın Karanlık Yüzü 01-01-1970 03:00 Portakal Kokusunda Tren Yolculuğu 01-01-1970 03:00 KAOS MU, DÜZEN Mİ? İNSANIN YERİ 01-01-1970 03:00 ​Akıbetimiz Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 Ramazan Bir Ömür Demek 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Minarelerinde Ramazan 01-01-1970 03:00 Tekrarlanan Yedili: Kalbin Her Gün Yenilenen Sözleşmesi 01-01-1970 03:00 Nefsi Yufka Eyleyen Ay, Ramazan  01-01-1970 03:00 ​EKMEK VE İNSANIN HİKAYESİ 01-01-1970 03:00 Müminin İki Kanadı: İman ve Salih Amel 01-01-1970 03:00 Gönle Düşen İlk Emir.  01-01-1970 03:00 Sadakatin Hikâyesinde Kanat Çırpan Muhafızlar  01-01-1970 03:00 Namazla Ulaşalım Huzura.  01-01-1970 03:00 Memleketten Uzaklarda. 01-01-1970 03:00 Söz Uçar Yazı Kalır Mı? 01-01-1970 03:00 Zamanın Şahitliği 01-01-1970 03:00 ​21 Aralık: En Uzun Gece. 01-01-1970 03:00 Zıtlıklar, Hayatın Ritmi ve Denge 01-01-1970 03:00 Vahdetten Kesrete Renklerin Bize Söylediği Sır. 01-01-1970 03:00 Vicdan Terazisiyle Tartmak. 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 “Benzemez kimse sana.” 01-01-1970 03:00 Kurtuluşu Arayanlar ve Mirasyediler. 01-01-1970 03:00 Kopmayan Bağ 01-01-1970 03:00