Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

04-09-2025 10:25

Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı

Gerçek gazetecilere ithafen…
Eskiden kalem kutsaldı. Kalemini kıranlar olurdu ama kalemini satanlar ayıplanırdı.
Şimdi her şey başaşağı... Şimdi herkes gazeteci, herkes yazar, herkes fenomen, herkes “bilirkişi.”
Ve ne acıdır ki, neyi ne zaman yazdığı değil, kaç beğeni aldığı konuşuluyor artık.
Biz bu mesleği yaparken, lüks ofislerimiz yoktu.
Daktilomuz yoktu…
Rus yapımı, ağır mı ağır bir fotoğraf makinesiyle iki kare resim çekerdik.
Elimizle yazdığımız haberi tablete çektirip zarfa koyar,
Adana’daki bölge müdürlüğümüze ulaştırmak için
soğukta, karda kışta otogarda otobüs beklerdik.
Ama hiç şikayet etmezdik, çünkü işimizi severdik.
Çünkü bu iş, bizim sevdamızdı.
Hiçbir zaman "ne alırız" diye değil, "ne anlatırız" diye baktık bu işe.
Yalakalıkla, tetikçilikle, ihale kovalayarak değil; emeğimizle, ahlakımızla, vicdanımızla geldik bu günlere.
Ama bugün, iki kelimeyi arka arkaya getiremeyen insanlar "gazeteci" diye tanıtılıyor.
Üç story atan, üç kişi etiketleyen, üç kuruşluk reklamla “haberci” oluyor.
Ne acıdır ki, bu tiyatroya makam sahipleri de ortak oluyor.
Gerçek gazetecinin yüzüne bakmayanlar, sosyal medya çığırtkanlarına itibar gösteriyor, sırtlarını sıvazlıyor, oluk oluk paralar aktarıyor.
Bu, sadece bize değil, bu mesleğin şerefine, onuruna, vicdanına yapılan bir hakarettir.
İçimiz sızlıyor.
Çünkü bu meslek uğruna gençliğimizi verdik,
çünkü biz bu işin tozunu yuta yuta geldik,
çünkü biz kalemimizi hiç kimseden korkmadan, kimseye eğmeden tuttuk.
Ama görüyoruz ki; tetikçi olmak meziyet, dürüst olmak ise "saflık" sayılıyor artık.
Tetikçiliğin bir taktiği vardır: Bugün susturursun, yarın daha çok ister...
Vicdanı olmayanın sınırı da olmaz.
Bu da böyle bir düzen işte...
Düşünüyorum bazen:
Bizim gördüğümüzü bunlar görmüyor mu?
Bizim hissettiğimizi bunlar hissetmiyor mu?
Yoksa... gözleri menfaatle, kulakları çıkarla, kalpleri rantla mı kör oldu?
Bu meslek herkesin yapabileceği bir iş değil.
Gazetecilik, sadece haber yazmak değil, omurga sahibi olmak demektir.
Bilmeyenlere duyurulur.
Ama kimse merak etmesin,
Karanlık ne kadar büyürse büyüsün, gerçek gazetecilerin kaleminin ışığı onu yırtacak kadar güçlüdür.
Bizim kalemimiz kırılır, bükülür belki… ama asla satılmaz.  REMZİ HAYTA MALATYA’DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00