Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir!
Sosyal medya artık yalnızca paylaşım mecrası değil; kiminin nefretini kustuğu, kiminin aşağılık kompleksini örttüğü bir mecra hâline geldi. Özellikle son dönemde bazı kendini bilmez “fenomen” bozuntuları, takipçi sayısını artırmak, üç beş tıklanma ve beğeni almak uğruna, bu memlekette kalemini namus bilen gazetecilere, onurla işini yapan yazarlara saldırmaya başladı.
Çünkü onların derdi haber değil, hakikat değil, haysiyet hiç değil…
Onların tek derdi prim.
Takipçi kazanmak için saldırıyorlar. Beğeni uğruna iftira atıyorlar.
Yalanla, kinle, kıskançlıkla besleniyorlar.
Ve bu zehri içtikçe daha da kuduruyorlar.
Ama unuttukları bir şey var:
İtlikten prim yapılmaz!
Yalakalıkla izlenme alınmaz, tetikçilikle saygınlık kazanılmaz!
Bugün kalemini ve karakterini kiraya verenler, yarın sosyal medyanın çöp kutusunda kaybolacak. Çünkü gazetecilik ekran filtresiyle değil, vicdan terazisiyle yapılır. Kimi klavyesinin başında iftira üretir, kimi haberin peşinden koşar. Aradaki fark, karakterle ölçülür.
Sen fenomen olacağım diye iftira ediyorsan, senin derdin insan olmak değil; dikkat çekmek.
Senin meselen namuslu kalemlere saldırmaksa, bil ki senin sorunun gazetecilik değil, kişiliksizliktir.
Bu ülkenin haysiyetli gazetecileri yıllardır ne bedeller ödeyerek yazıyor, biliyor musun?
Senin gibi ekran arkasında saklanıp saldıranların anlamayacağı kadar büyük bir emektir bu.
Kuru klavyeyle değil, alın teriyle yazılır bu yazılar.
Senin ekran karşısında çektiğin hikâyelerden değil, halkın içinden gelen gerçeklerden doğar bu yazılar.
Şimdi utanmadan ekran başına geçip, sahte hesaplarla, dolmuş kinle, hırsla ve ezilmişlikle yazıyorlar.
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bir gerçek değişmez:
Karakter parayla, takipçiyle, izlenmeyle inşa edilmez.
Karakter dediğin, zor zamanda belli olur.
Saldırıya rağmen sükûnetle duruş sergileyen, iftiraya rağmen gerçeği yazmaktan vazgeçmeyen, baskıya rağmen doğruda direnen adamdır asıl gazeteci.
Biz öyle bir mesleğin mensubuyuz ki,
Kalemimiz satılık değil, kiralık hiç değil.
Gazetecilik bizim için bir geçim kapısından öte, bir onur meselesidir.
Sosyal medya çöplüğünden bağıranlar unutmasın:
Ekmek namustur, kalem kutsaldır.
Senin için paylaşım olan şey, bizim için alın teridir.
Senin için etiket olan şey, bizim için yılların mücadelesidir.
Ve biz bu şerefi ne birkaç takipçiye, ne üç kuruş menfaate değişmeyiz.
Klavye delikanlılığıyla karakter kazanılmaz.
Fenomenlik, yüzüne maske takarak kişilik gizlemek değil;
Gerçekle yüzleşecek kadar dürüst olabilmektir.
Kalemini satmış olanlar için söyleyeceğimiz tek şey şudur:
Sizin ekran ışığınız var, bizim vicdan ışığımız.
Ve o ışık sönmez!
Son sözümüz net, cümlemiz ağır:
Bu memlekette itlik yapan da olacak, adam gibi duran da.
Namusu elinde değil dilinde taşıyanlar, her dönemde çıkacak.
Kalemiyle değil iftirasıyla konuşanlar, kendi çukurunda debelenmeye mahkûmdur.
Çünkü bir insanın inancı yoksa, Allah korkusu yoksa, vicdanı yoksa o kişiden her kötülük beklenir.
Senin derdin gazetecilik değil; nefret kusmak.
Senin meselen hakikat değil; takipçi toplamak.Senin yolun haysiyetsizlik, senin aynan karanlık.
Biz adamlığımızı şöhret için değil, ahlak için kuşandık.
Ve şunu unutma:
Biz sustukça korktuğumuzdan değil, tiksindiğimizdendir.
Çünkü biz, itlerin havlamasına cevap vermeyecek kadar asalet biliriz.
Ama unutma, Allah korkusu olmayanın kulağı nasihat da duymaz!
Ve bil ki; senin yalanla kurduğun her cümle, bir gün sahibine geri döner.
Çünkü hayat adildir, çünkü Allah büyüktür.
Kalemini satanlar gün gelir vicdanına kurban olur.
Bizimse kalemimiz de namusumuzdur, kelimemiz de secdemizdir.
Remzi Hayta-Malatya’dan
Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir!
YORUMLAR