KİMSE BİLMİYOR AMA
Kimse bilmiyor ama
bazı akşamlar geçmişe gidiyorum.
Bir şarkı çalıyor uzaktan,
sanki yıllardır aynı cümleyi bekliyormuşum gibi
içimde bir kapı açılıyor.
O kapının ardında
kimse telefonlara bakmıyor,
kimse acele etmiyor,
kimse yalnız değil.
Ama kimse bilmiyor,
bazen unutulmak değil,
sürekli hatırlanmak istiyorum.
Bir yüzün, bir sesin, bir rastlantının
“Sen hâlâ buradasın.” diye fısıldamasını.
Sonra…
bambaşka bir duygu geliyor içimden:
görünmek değil,
gizli kalmak istiyorum.
Kalabalığın içinden sessizce geçmek,
insanları izlemek,
bakışlarının içindeki hikâyeleri
onlardan önce anlamak istiyorum.
Belki de
hayat tam bu ikisinin arasındadır:
Bir yarım geri dönmek ister,
diğeri devam eder;
biri kaybolmak ister,
diğeri bulunmak.
O yüzden
günümüzü yaşıyorum,
ama kalbim bazen başka bir zamana takılıyor.
Bugün gülümsediğim şeyler
bazen bir fotoğrafın sessizliğinde saklı,
bazen eski bir şarkının bitmeyen nakaratında.
Ve kabul ediyorum:
Her şey değişti.
Ama bir şey hâlâ yerli yerinde duruyor—
İçimde o “eski ben”
bazen el sallıyor bana.
Ben de gülümsüyorum ona,
hiç konuşmadan.
Çünkü bazı şeyler
söylenmez.
Sadece hissedilir.
Bazen unutulmak değil, hatırlanmak istiyorum
Ama saklanmak da huzur veriyor bazen
Kimse bilmiyor ama…
Kimse fark etmiyor ama…
Ben hâlâ hissediyorum.
"Kimse bilmiyor… ama.”