"Şeytanın İşi Gücü Vesvese"

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

22-01-2025 15:35

"Şeytanın İşi Gücü Vesvese"

Bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Sırtını bir ağaca dayamış, buzağısı kazığa bağlı ineğini sağan genç bir kadını izlemeye başlamış. Keyfi yerinde olan şeytan, biraz eğlenmek istemiş ve buzağının ipini hafifçe gevşetmiş. Karnı aç olan buzağı daha fazla dayanamayıp annesine koşmuş, ama süt kovasını devirmiş. Olanları gören kadın öfkelenmiş, eline geçirdiği odunla zavallı yavruya vurmuş. Yavrusuna yapılan bu saldırıya dayanamayan inek bir tekmede kadını yere sermiş. Bu korkunç olaya şahit olan kadının kayınpederi, ineği tüfekle vurmuş. Silah sesini duyan genç koca, eşini cansız yatarken görünce babasını vurmuş. Olan biteni anlayan genç adam, vicdan azabına dayanamayıp canına kıymış. Şeytan tüm bunları izlerken kendi kendine söylenmiş:
"Bu felaketi de bana yüklerler ama ben ne yaptım ki? Sadece ipin ucunu gevşettim!"

İşte hayat da böyle… Bir anlık öfke, kontrolsüz bir hareket zincirleme felaketlere yol açabiliyor. Hep suçu bir başkasında arıyor, kaderimize veya şeytana bahane buluyoruz. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz,
"Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır." (Bakara, 168)
buyurarak bizleri uyarıyor. Şeytanın bizler üzerinde yaptırım gücü yoktur; o sadece vesvese verir, gönlümüze şüphe tohumları eker. Asıl mesele, bizim bu tuzaklara düşüp düşmememizdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
"Gerçek mücahit, nefsine karşı cihat edendir." (Tirmizi, Fezailü'l-Cihad, 2)
Eğer nefsimizi terbiye etmez, aklımızı devreye sokmazsak, ipin ucunu gevşeten şeytanın ardı sıra gideriz. Bir kıvılcım bazen bir ormanı kül eder, bir söz bir yuva dağıtır, bir anlık öfke ömür boyu pişmanlığa sebep olabilir. Şeytan, insanın içindeki zayıflıkları kullanır; hırsımızı, öfkemizi, kıskançlığımızı tetikler. Ama nihayetinde o sadece bir fısıltıdır, asıl karar bize aittir.
Kimi zaman farkında olmadan biz de şeytanın vesvesesiyle hareket ediyoruz. Başımıza gelen sıkıntılarda sabır göstermek yerine hemen suçu bir başkasına atıyoruz. “Kader böyleymiş” diyerek hatalarımızı örtbas ediyoruz. Oysa ki Rabbimiz, bize akıl ve irade vermiştir. Yapmamız gereken, olaylara sağduyu ile yaklaşmak, öfkeye kapılmadan sabır göstermek, her olayın arkasında bir hikmet aramak. Çünkü şeytanın en büyük tuzağı, insanı hataya sürükledikten sonra pişmanlık içinde bırakmaktır.

Anlatılan bu ibretlik kıssa bize şunu gösteriyor: Hayatta ipin ucunu gevşeten çok olur ama biz ipin peşinden gidip gitmemeye kendimiz karar veririz. Bu yüzden yaşadığımız olaylarda nefsimizi sorgulamalı, doğruyu yanlışı iyi ayırt etmeliyiz. Şeytanın hilesine karşı en güçlü silahımız akıl ve irademizdir. Rabbim bizleri aklını kullanmayanlardan değil, daima doğruluk yolunda yürüyenlerden eylesin.

Ne güzel söylemiş büyüklerimiz:
"Şeytan bir kapıyı açar, sen içeri girersen kabahat onun mu senin mi?"

Dilerim ki, Rabbim bizleri şeytanın vesveselerinden korur, aklını kullanıp doğru yolu bulan kulları arasına dâhil eder.
Selam ve dua ile…REMZİ HAYTA -MALATYA'DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00