Çaresize Yetişir Rahman (Gerçek Hikaye)

Çocuk bakıcısı o gün gelmemişti. Bu küçük aile İstanbul'da gurbette yaşıyordu.

Gencecik anne, ikiz yavruları uyurken, apartmanın arka bahçesindeki beton zeminde halıları yıkayıp hemen dairesine çıkmak zorundaydı. 

Aksi gibi pek yorgun pek uykusuzdu. Eşi, iki işte birden çalıştığı için ondan yardım isteyemez daha doğrusu ona kıyamazdı. Üçüncü kıymetlisine sevgisi buna izin vermiyordu. Zaten resmi bir kurumda çalışan genç adam, istediği saatte çıkıp gelemezdi yuvalarına.

Off! En kötüsü de ağır mı ağır ıslak halıları taşırken, yerin dibindeki en korkunç dehlizlere benzeyen o zindan, o labirent bodrumdan geçmesi gerekiyordu. Bahçeye giderken bile ödü kopmuştu. 

Güç, cesaret, dirayet lazımdı biliyordu. Arka taraftaki küçük balkonlarını izledi aşağıdan yukarı doğru 'hemen geleceğim' dercesine ve yavrularını korurcasına.

Bir güzel ağlayıverdi orada, tutamıyordu ki kendini. Habire fırçalıyordu ağlarken.  Gözyaşları soğuk sulara karışıp gidiyordu. Şen şakrak apartmandaki komşulardan hiç biri o gün niye ortalarda yoktu Allah aşkına?

Ağlayınca rahatlamış olsa gerek aklına dua etmek geldi:

"Allahım!" dedi, bütün hücreleriyle ve inanarak: "Bana güç ver! Korkumu gider! Zamanımı genişlet. Onu yaratan Sensin. Yavrularıma yetişmeliyim. Sen, halimi görüyorsun"

O halıları nasıl  yıkadığını ardından nasıl yüklenip taşıdığını, o zindan bodrumdan nasıl geçtiğini zerre hatırlamıyor olsa da çok kısa sürede evindeydi, hayret!

Kızı ve oğlu, mis kokulu sıcak yuvalarında tatlı tatlı uyuyordu. Ev, buram buram bebek kokuyordu. Yine ağlıyordu işte ama bu defa mutluluktan ve şükrederek peşpeşe.

Gülhan Yılmaz