SELAM 2.
Dünkü yazımızda Allah'ın, Selam isminden, İslam'da selamlaşmanın önemi ve şeklinden bahsetmiştik. Bugün, aynı konu etrafında eksik kalanları tamamlayalım.
İslâm, silm kökünden gelir. İslama giren, onda kalan kişi de elbette müslüman olur.
Kur'an ı Kerim'e göre Hazreti İbrahim ve ona inananlar müslümandı. Zira, birçok ayette onların müslüman olarak isimlendirildiğini görmekteyiz.
Hazreti İbrahim, duasında, kendisini ve oğlu Hazreti İsmaili - ki selam olsun onlara!- Allah'a teslim olmuş iki müslüman olarak tanıtıyordu. O, ayrıca son nefesini verirken, çocuklarına, mutlaka müslüman olarak ölmeleri gerektiğini bildirmişti. Müslüman olarak ölmek ise genel çerçevede Allah'a ve iman esaslarına teslim olarak ölmekti.
En'am Suresi 163. ayette Hazreti Muhammed'e, ilk müslüman olması emredilmiştir. O da buna uyduğunu, teslim olduğunu ifade etmiştir. Yukarıdaki ayetlerle bu ayet arasında bir çelişki yoktur. Çünkü hem Hazreti İbrahim hem de Hazreti Muhammed s.a.s., kendi dönemlerinin ilk müslümanlarıdır.
İlk yazımızda, Rasulullah'ın selamının değiştirilmemesi gerektiğine temas etmiştik.Tarihte bunun tek istisnası vardır o da, dadısı Ümmü Eymen'e sadece "Selam!" deme izni vermesidir. Ümmü Eymen, dili peltek bir kadındı; keskin se harfini söyleyemiyordu. Kendisini çok yorduğu için de Hazreti Muhammed ona, sadece "Selam!" diyebilme ruhsatını tanımıştı. Çünkü O, alemlere rahmet bir Peygamber idi.
Yüce Peygamberimizin hadisinde, "Müslüman; elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir" şeklinde tanıtılmakta iken bizler, İslamın can alıcı şiarından biri olan selamda, karşımızdakine "Benden sana zarar gelmez, selamet içindesin, güven bana, emin ol!" demek istiyoruz. Yazık ki, birçok unsur gibi selamı ve içeriğini de yozlaştıran insanoğlu, bu kaybı bir an önce kazanca dönüştürmek durumundadır.
Selam ile kalınız!
Gülhan Yılmaz
Kasım 2024