
Işılay Kızılgöz’le “Yaşamak İçin Sebeplerim Var” Köşesi
Kadınlar Ne İster?
Bu haftaki köşemde sizlere bir şiirimle değil, aynı zamanda bir kadının iç sesiyle seslenmek istedim.
Anadır kadın, dosttur, aşktır, sevdadır, özlemdir.
Tutunacak daldır, sırtını yasladığın dağdır.
Elini tutan güçtür, yeri geldi mi evlattır, yeri geldi mi sırdaş.
Cennet bile anaların ayakları altındadır derler ya, işte kadın budur.
Ama bir de başka bir yanı vardır kadının…
Aşkın kıvılcımıyla yanan, tutkunun ateşiyle parlayan, cazibesiyle büyüleyen o yanı…
Bir bakışıyla zamanı durdurur, bir gülüşüyle kalpleri yakar.
Güçlü görünür, ama içinde deli gibi sevilmek isteyen bir kalp taşır.
Kadın bazen susar, ama o sessizliğin içinde bir fırtına kopar;
duyabilene, hissedebilene ne çok şey anlatır.
Kadın sadece sevilmek değil, hissedilmek ister.
Bir bakışta çözülmek, bir dokunuşla yanmak ister.
Sadece duyulmak değil, derinlerde anlaşılmak ister.
Bedeninden önce ruhuna dokunan bir adam ister.
Kadın güçlüdür ama sevdiğinde, o gücün bile diz çöktüğü kadar zarif bir teslimiyet saklar içinde.
Sevgiyle yanar, tutkuyla parlar, özlemle küllerinden yeniden doğar.
Ve işte o iç ses konuşur.
Ben bir kadınım.
Güçlüyüm, dimdik dururum ama içimde fırtınalar eser.
Bir dokunuşla yanarım, bir bakışla çözülürüm.
Sevilmeyi değil, ‘anlaşılmayı’ isterim.
Gözlerimin içine baktığında kalbimi okumalı, sesim titrerken susmamı anlamalısın.
Ben, ne çok şey isterim aslında. sadece ‘bana gerçekten dokunan’ birini.”
Kadınlar, yanlarında yürüyen bir yoldaş ister,
Ama arada bir, gözlerinin içine bakıp dizlerinin bağı çözülecek kadar tutkulu bir bakış da ister.
Birlikte gülmek ister, ama aynı zamanda içini titreten bir sevda ister.
Kendini özel hissetmek, bir erkeğin kalbinde değil, damarlarında dolaşmak ister.
Bir kadının gözlerinde huzur gören erkek, aslında dünyanın en ateşli cennetini bulmuştur.
Kadınlar güçlüdür, ama her güçlü kadının içinde sevgiyle titreyen bir çocuk vardır.
Bazen bir omza yaslanmak, bazen sessizce sevilmek ister.
Ne çok şey ister aslında demeyin.
Kadın sadece “hak ettiği sevgiyi” ister.
Ne eksik, ne fazla.
Ama o sevgi , biraz cesur, biraz tutkulu, biraz da yakıcı olmalı.
Ve işte kadınların kalbinden, ruhundan, ateşinden gelen o iç ses, bir şiirle dile gelir.
Kadınlar Ne İster
Bir bakışla çözülmek ister,
Bir sözle sevilmek ister,
Ne taht, ne taç, ne saray,
Bir yürekle büyümek ister.
Sessizliğinde fırtına var,
Gözyaşında umut arar,
Kırılınca susar kadın,
Ama hep sevmeyi seçer.
Bir omuz, bir güven, bir sıcak el,
İşte o kadar ister aslında,
Ne çok şey değil,
Sadece “gerçek” bir sevda ister.
Kadın ne ister biliyor musun?
Güven ister, sadakat ister.
Aşkı tutkulu yaşamak, sevgiyi yüreğinde hissetmek ister.
Yanında olmanı, sözünde durmanı, gözlerinin içine baktığında orada “kendini” görmeyi ister.
Kadına ne verirsen, onu alırsın.
Kadın üçe ayrılır iyi, kötü ve deli.
Hayatına iyisini alırsan, huzurun olur;
kötüsünü alırsan, dersin olur;
delisini alırsan, ömrün boyunca unutamayacağın bir hikâyen olur.
Delice seven bir kadın kolay bulunmaz.
Onun sevgisi güçlü, gözü kara, başı dik, sesi güçlüdür.
Seni alır, kalbinin tam ortasına koyar, başka kimseyi sığdırmaz oraya.
Seni seninle sever, seni sahiplenir.
Ama bil ki o kadın, kalbini kırarsan affetmez.
Bir daha da asla aynı olmaz.
Deli kadınlar, dünyayı yakacak kadar severler.
Ne sana acırlar ne kendilerine.
Bir kez şansın olur onlarda, onu iyi kullanmalısın.
Çünkü bir daha o kapı açılmaz.
Kalp kırmamalı, incitmemeli, yıkıp geçmemeli insan.
Unutma; sevgi, değer gördükçe çoğalır, anlam kazandıkça ölümsüzleşir.
Işılay Kızılgöz