14 Şubat’ın Gölgesinde Sevginin Gerçek Yüzü
Her yıl 14 Şubat geldiğinde vitrinler kırmızıya boyanır, kalpler çoğalır, cümleler süslenir. Oysa sevgi, takvim yapraklarına sığdırılacak kadar küçük bir duygu değildir. 14 Şubat Sevgililer Günü, kökeni yüzyıllar öncesine dayanan, resmî anlamda özellikle 20. yüzyılda yaygınlaşarak kabul gören bir anma ve kutlama günüdür.
Ama asıl soru şu: Sevgi gerçekten kutlanıyor mu, yoksa sadece gösteriliyor mu?
Bugün birçok insan sevdiğini hatırlıyor; peki ya diğer 364 gün?
Sevgi, bir güne sıkıştırıldığında değil, bir ömre yayıldığında değerlidir.
Sevginin kıymetini bilenler vardır.
Sessizce omuz olan, zor günde el bırakmayan, kalp kırmamaya özen gösterenler. Onlar için sevgi, pahalı hediyeler değil, sadakat, emek ve merhamettir.
Ama bir de hayatı zindan edenler var.
Kısacık şu ömrümüzü huzurlu yaşamak varken huzur bozmak
Sevgiyi sahiplenmek sanan, sevgiyi boğan, sevgiyi incitenler.
Sevdiğini söyleyip ruhunu yoranlar.
Unutmayalım,
Sevgi huzur verir, daraltıyorsa adı sevgi değildir.
Bugün yapılması gereken aslında çok basit ama bir o kadar zor
Sevdiğine gerçekten vakit ayır.
Onu değiştirmeye değil, anlamaya çalış.
Gururunu değil, kalbini konuştur.
Ve en önemlisi, Sevdiğini sadece bugün değil, her gün hissettir.
Çünkü sevgi,
bir mesajın ucunda,
bir buketin içinde,
ya da bir günün takviminde yaşamaz.
Sevgi,
gece “yoruldun mu?” diye sormakta,
sessizliği birlikte taşıyabilmekte,
ve en karanlık anda bile “ben buradayım” diyebilmektedir.
Bugün sevgilisi olanlar şanslı olduklarını bilmeli.
Hayatına dokunan bir kalbi olan, aslında en büyük hediyeye sahiptir.
Ama o kalbi kıranlar da şunu unutmasın:
Bir kalp bir kez soğudu mu,
en sıcak 14 Şubat bile onu ısıtamaz.
Sevginin değerini bilenlere selam olsun.
Sevdiğini incitenlere ise küçük bir hatırlatma,
Sevgi emek ister.
Sevgi cesaret ister.
Ve en çok da, kıymet bileni sever.
Kalbiniz sevgiyle, vicdanınız merhametle yolunuz huzur ve mutlulukla dolu olsun.
Sevmesini bilen değer veren tüm insanların sevgililer günü kutlu olsun.
Işılay kızılgöz