Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

13-11-2024 11:43

Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu

6 Şubat depreminden sonra Malatya, dayanışmaya ve dost meclislerine her zamankinden fazla ihtiyaç duyarken, bir bardak çayın bedeli, sıcak sohbetleri yarıda bırakan yeni bir yük haline geldi.

 

alatya’nın köklü kültüründe, çayın hep ayrı bir yeri vardır. Bu şehirde çay, yalnızca bir içecek değil, kalpten kalbe bir köprü, dertlerin paylaşıldığı, dostlukların pekiştiği bir ritüeldir. Çay ocaklarında, sokak başlarında, lokantalarda bir bardak çayın etrafında dertleşmek, her yaştan insan için bir gelenektir. Ancak 6 Şubat’taki büyük deprem, hayatımızda derin izler bırakırken, tam da dertleşmeye, birbirimize yaslanmaya ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde bir bardak çayın bedeli dost meclislerine adeta hançer gibi saplandı.

Depremin ardından, Malatya’da yalnızca evler değil, dost sofraları da yıkıldı. Kimi aile yakınını kaybetti, kimisi ise evini… Hepimiz hayata tutunmak için çay ocaklarında, mahalle köşelerinde bir bardak çay etrafında toplanmayı, bir dost elini omzunda hissetmeyi ister olduk. Ama ne acıdır ki, oturacak bir yer bulduğumuzda ilk sorduğumuz soru artık “Çay ne kadar?” oldu. Çayın fiyatı, acılarımıza ortak olmaktan çok, yeni bir dert olarak karşımıza çıktı. Bu şehirde bir bardak çay, artık eski dostlukları bile düşündürür hale geldi.

Eskiden bir dost meclisinde çay doldurulurdu bardaklara; “Derdiniz neyse anlatın” denirdi. Kimse çayın   fiyatını sormazdı. Fakat şimdi, çay fiyatlarının hızla artması, insanları çekimser bırakıyor. Çaya ödenen bedel, artık eski dost meclislerinde duyulan muhabbetin önüne geçti. Bazı insanlar, çay parasını düşünerek dertleşmeye çekiniyor, yalnız kalıyor. Oysa ki, bu şehirde “Bir çayımızı içmeden gitme” demek, insanlara açılan bir kapının en samimi davetiyesiydi.

Malatya’nın esnafı, belki de bu zor günlerde dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu unutmuş gibi. Deprem sonrası, halkın yarası kanarken, dost meclislerine sığınıp dertleşmek, acıyı hafifletmek gerekirken, çayın bu kadar pahalı olması, insanların omzundaki yükü artırdı. Bir kafe veya çay ocağına gitmeden önce, “Çay ne kadar?” diye sormak zorunda kalmak, büyük bir hüzün kaynağı oldu. İnsanın derdi başından aşkınken, bir de çayın hesabını düşünmek, zor günlerde halkın omzuna yüklenen gereksiz bir yük oldu.

Eskiden mahalle köşelerinde, bir çay ocağında dostlar bir araya gelir, dertleşirdi. Çaycı Ali Amca, “Buyurun gençler, çaylar bizden!” diyerek insanların gönlünü hoş tutardı. Şimdi o eski muhabbetin, sıcaklığın yerini soğuk bir hesap aldı. Çayın dumanıyla birlikte içimizi ısıtan o dostluklar, bugün fiyat etiketinin gölgesinde kalıyor. Artık insanlar, sohbete başlamadan önce “Çayın fiyatı ne?” diye sormak zorunda. 40 TL’lik bir bardak çay, dostluklara adeta ket vuruyor.

Bir depremin yıktığı binaların yanında yıktığı gönülleri onarmak gerekirken, çayın bile tadı kalmadı bu şehirde. Bu şehirde, çayın dumanı geçmişe duyulan özlemi taşırken, artık bir bardak çaya bile hasret kalacağımız günlerden endişe ediyoruz. 

REMZİ HAYTA-YAZDI

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00